Rashômon
Üç yolcu Oduncu (Takashi Shimura) Rahip (Minoru Chiaki) ve Hizmetkar (Kichijiro Ueda) fırtına sırasında yıkık bir tapınağa sığınırlar. Bir ateeş yakıp akıllarını kurcalayan bir hikaye hakkında konuşmaya başlarlar.
Böylelikle ormanda karşılaşan evli bir çifft ile bir haydut arasında gelişen bir öykü, öykü içinde başlar.Üç yolcu, Oduncu (Takashi Shimura), Rahip (Minoru Chiaki) ve Hizmetkar /Kichijiro Ueda) fırtına sırasında yıkık bir tapınağa sığınırlar. Bir ateş yakarak akıllarını kurcalayan bir hikaye hakkında konuşmaya başlarlar. Böylece öykü içinde öykü anlatılmaya başlanır. Öykü şöyle gelişir.
Karısı ile ormandan geçmekte olan bir samuray,a haydut saldırısı olur. Samuray ölür, karısı tecavüze uğrar. Haydut yakalanır, ifadesi kadının ifadesi ile taban tabana zıttır. Bir medyum vasıtası ile devreye giren samauray da farklı bir hikaye anlatır.Samurayın cesedini bulan oduncuda ayrı bir hikaye anlatır. Böylece aynı suç için dört farklı , çelişkili olay anlatılır.Herkesin gerçeği farklıdır.










1950 yapımı Rashômon Kurosawa'nın baş yapıtlarından biridir. Filmi önemli kılan şeylerden biri sinema tarihinin ilk mahkeme sekansını içermesidir belkide en ilkel mahkemesidir. Film en başından yağmurlu bir günde anlatılan bir hikayeyle başlar. Rashômon da yaşayan insanlar anlatılan hikayelere, efsanelere rutin hayatlarında pek çok kez dinlemişlerdir. Ama bu hikaye diğerlerinden çok farklıdır ve inanılmazdır. Bir haydut, bir kadın, bir koca, bir ölü adam ve bir tanık mahkemeye çıkartılır. İlginç olan hepsinin aynı olayda bulunması fakat anlattıklarında farklı olmasıdır. Ölü adam mahkemede bir medyum aracılığı ile konuşması sinema tarihinde ender rastlanan durumlardan biridir. Film aynı hikayenin 4 farklı kişi tarafından anlatılmasıyla karışık bir yapı haline gelir. İnsan ilişkileri, ahlak meselesi, yalan, dürüstlük, kadın, erkek gibi konulardan bahsediyor yönetmen. Bahsediş tarzı da ilgi çekici aslında, hoş bir yaratıcılık örneği. Bir cinayeti farklı farklı anlatan insanlar var. Aslında filmin odak noktası burası, insan doğasının bir gereği olarak kendini yüceltmek adına yalan söylemesi. Siyah beyaz güçle daha sert bir atmosfer oluşturan filmdeki; filmin hareket yönüne doğru kurgu çalışması ve bunun içindeki ince sekanslar, üst düzey kadraj ve kamera tekniği bununla beraber karakterlerin tüm açılardan seyrini kolaylaştıran derinlik yaklaşımı. Çok az mekan. Anlatımının sadeliği ve akıcı diyaloglarıyla Kurosawa'nın ilk uluslararası başarısı olan görsel bir şölen. Bu filmle birlikte Kurosawa sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Düşük bütçeli siyah beyaz olan bu film sinemanın yapı taşlarından biridir. Kurosawa ustadan daha sonra bir çok filmde taklit çok başarılı bir dram. Film günümüz filmlerine göre elbette daha durağan, ama filmin görecelilik kavramını işlemesi ve buna 1950'li yılların başında cesaret ve akıl edebilmesi olağanüstü. Bu film 60'lar veya 70'lerde çekilmiş olsa bu kadar abartılmamalı derdim belki de. Ama henüz özgür, deneysel ve protest sinemanın hemen hemen hiç olmadığı zamanlar 50'li yılların başları. Kurosawa -bilerek mi bilmiyorum- ama zamanına göre inanılmaz yenilikçi bir filme imza atmış. Günümüz izleyicisi için belki çok şaşırtıcı olmayabilir ama bu filmi 1953'te bir sinemada izlediğinizi düşünün. Düşünün o dönemde Ayhan Işık, Belgin Doruk, Zeki Müren filmleri izlerken birdenbire böyle bir ''şeye'' rastlıyorsunuz. (Yukarıdaki oyuncular ve zamanında oynadıkları melodramlar Türk sinemasının yüz akıdır. Hala Tv'de denk gelsem, hayranlık duyarak kalbim o filmleri izler. Benim söylemek istediğim o tarz filmlerin olduğu bir dönemde Rashomon gibi bir filme rastlayan sinemaseverin yaşayacağı şaşkınlık, belki de anlamlandıramama.) Çarpıcı senaryo, güçlü oyunculuklarla bir olayın dört farklı versiyonu ile insan doğasının karanlık yönlerini yansıtan bir başyapıt. Venedikte aldığı ödül ile Japon sinemasının dünyaya açılmasını sağlayan bu muhteşem klasiği her sinemasever görmeli. Sinema tarihinin en iyi yönetmenlerinden Akira Kurosawa ustanın Yedi Samuray, Yojimbo fimlerinden sonra bu yapımı da izledikten sonra diğer klasiklerini izlemeye değer. Nedense ustanın siyah beyaz ilk dönem filmleri 80 li yıllarda çektiği filmlerden daha çok etkiledi beni.
Bir olayın farklı perspektiflerden izleyiciye sunulduğu senaryo olarak ilginç ve dönemine göre farklı sinema tekniklerinin kullanıldığı kült bir film 8/10
<p>Yalan..Gercegi gizleyerek saptirma. Bu film yalan etrafinda dönüyor.</p><p>Filmin sonunda duygularinizin coskun irmak gibi yerinde duramayip tastigini göreceksiniz. Insanin temel duygularina temas eden bir film.</p><p>Seyredin. Ibret alin. Kimseyi kinamayin. Herkes kendi hakikatini söyler. Ve gercegi hepimiz saklariz. Cünkü tahammül edemeyiz kendimize dahi itiraf etmeye.</p>
<strong>ortaçağ japonyasında ormanda bir haydut tarafından saldırıya uğrayan bir asil ve bu olayı ayrı bçimlerde anlatan 4 kişi çok canlı seyredilecek bir film sinema sanatının başarılı örneklerinden .</strong>
bir haydutun ıssız bir ormanda bir samurayı öldürüp,karısına tecavüz etmesi sonrası,olayın şahitleri olan bir oduncu,kadın,samurai ve hayduttan olayın oluş şekli farklı farklıdır.yönetmen kurasawa adeta seyirciyi jüri üyesi yaparak kimin doğruyu söylediğini bulmasını istediği,insan psikolijisini mükemmel incelediği,yeni çekim ve anlatım teknikleriyle unutulmaz bir başyapıt..herzaman izlenecek ve arşivlenecek bir film...