Mr. Brooks
Bay Brooksu başarılı bir işadamı, cömert bir hayırsever, sevgi dolu bir koca ve baba, toplumun düzgün bir üyesi olarak tahayyül edin. Herkes onun mükemmel olduğunu söylüyor.
Bununla birlikte, Bay Brooks tehditkâr bir sırra sahiptir- o şimdiye kadar hiçkimsenin kendisinden şüphelenmediği, keskin zekalı, doyumsuz bir seri katildir.
Earl Brooks (Costner) seven bir eş (Marg Helgenberger), kendisine düşkün bir kız evlat (Danielle Panabaker), toplumun saygısı ve durmadan gelişmekte olan kendi işi de dahil olmak üzere her şeye sahiptir. Oysa, Bay Brooks başkalarınca bilinmeyen farklı bir hayat sürdürmektedir. O aynı zamanda Parmak İzi Katili namıyla ün salmış seri bir katildir.
Yakın zamana kadar etkin olmamasına rağmen, Bay Brooksun patolojik dürtüsü, Bay Brooksun günahları için suçladığı tilki gibi kurnaz şeytani ikinci benliği (Akademi ödüllü William Hurt) tarafından yeniden harekete geçirilmiştir.
Fakat masum bir çifti öldürmek için bir kez daha sadist dürtülerine yenik düşen Bay Brooks ilk hatasını yapar, Bay Brooksa tuhaf bir taleple şantaj yapmayı yeğleyen röntgenci fotoğrafçı Tom (Dane Cook) tarafından gözlemlenir.
Ayrıca bu son cinayeti, kişisel bunalımı yüzünden gözü dönmüş bir şekilde Parmak İzi Katilinin kimliğini çözmeye çalışan inatçı bir dedektifin de (Demi Moore) Bay Brooksun peşine düşmesini sağlar.
Oyuncular
Kevin CostnerBay Earl Brooks
Demi MooreTracy Atwood
Dane CookBay Smith
William HurtMarshall
Marg HelgenbergerEmma Brooks
Lindsay CrouseKaptan Lister
Matt SchulzeThorton Meeks
Danielle PanabakerJane Brooks
Ruben Santiago-hudsonHawkins
Jason LewisJesse Vialo
Reiko AylesworthSheila
Traci DinwiddieSarah Leaves
Michael ColeAvukat
Jamie McShaneTekniker
LUçuş Görevlisi
Jon Paul BurkhartUçuş Görevlisi
Dodie BrownPolis 








Etkileyici ve dehşet verici bir filmdi. Sabırla seyredilmesi gerekiyor. Bazı izleyicilere sıkıcı gelebilir. Earle Brooks'un öldürme arzusuna neden olan şeyin ne olduğu ve sebep sonuç ilişkileri irdeleniyor. Başrollerinde oscar ödüllü oyuncuların olması filmin cazibe merkezi. Kevin Costner, Demi Moore(her ne kadar bu yapımda cılız bir oyunculuk sergilediysede), William Hurt gibi usta oyuncular ve R.Gideon gibi oscar ödüllü bir senarist var. Ama ne yazık ki aksiyonu olmadığı için pek bir gişe başarısı elde edemedi. 10 üzerinden 8.
Filmin beğenmediğim yönü, adam cinayet işlediğini arkadaşına söylüyor bir sahnede ve sır olmaktan çıkıyor. Kimse cinayetleri araştırmıyor, sorgulamıyor. Ama Costner gerçekten iyi oynamış. Filmi izlenir kılan etken bu bence.
film iyi hoş da Mr. Brooksun herşeyi bilmesi, resimlerin dahi banka hesabında olduğunu çözmesi, resimleri çeken kişiyi ve avukatları yok ederek kızını aklaması vb saçmalık derecesinde karışık ve basit.Resimlerin orjinalinin bankada olduğunu fotorafçıyla ilk görüşmesinde anlaması, 3 kişiyi yokederek bir anda aklanması falan bu kadar basit bir kurguyla olamaz. 7/10
Kevin Costneri ilkez kötü bir rolde gördüm bence başarmış rolunun hakkını vermiş...Demi Moore zaten hayranı olduğum bir aktrist her rolun hakkını veriyor..
kevin costner tartışmasız bir oyuncu...hatırladığım kadarı ile iyi bir film.
güzel bir filim.öldürme içgüdüsünü-bağımlılığını iyi anlatmış...kevin costner'ın harika performansı filmi alıp götürüyor...demi moore da rolüne çok yakışmış bence ama biraz daha fazla dedektiflik olsaymış daha iyi olurmuş...
<p>Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları? öldürme içgüdüsü üzerine yapılmış, kısmen başarılı sayabileceğim bir film. Senarist Bruce Evans kahramanlarına etrafta sıkça görülebilecek Mr. Brooks, Mr. Smith gibi isimler vererek, aslında öldürmeye yönelik psikopatinin bir çok insanın içinde gizlenmiş olabileceğini ve bunun yanında, etrafta kol gezen Mr. Smith gibi sayısız yavşağa bir gönderme yapmaktadır.</p><p>Yalnız, öldürme içgüdüsü başlı başına ele alınacak olursa Mr. Brooks sadece ahlaksızlıkta aşırıya kaçanlara karşı bir öldürme güdüsü taşıyor ve nihayetinde bu hastalığından pişmanlık duyuyor olmasıyla izleyicinin hatırında kalan seri katillerden ayrı bir yerde durur.</p><p>Örneğin, Henry (Henry:Portrait of a Serial Killer) için bütün insanlık öldürülesidir. Çocukluğunda annesinin ahlaksızlığına şahit olması ve bu yüzden yaşadığı travma nedeniyle özellikle kadınlar işkenceyle öldürülmeyi hak ederler ve eylemlerini gerçekleştiren Henry sadece yakalanmayacak kadar zekice tasarlama kaygısı taşımaktadır. Hunhardır, ürperti verir, en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermez. Dr. Hannibal Lechter (The Silence of the Lamb, 1991) insan beyni yerken işi felsefeye ve yapılan eylemin sanatsal değerine taşıyan ürperti verici bir hastadır. Öte yandan Francais Dolarhyde (Manhuter, 1986 – Red Dragon, 2002) değişmekte olduğunu söyleyen takıntılı, baskın bir kişiliktir ve o da yaptıklarından pişman olmaz. Seven’dan (1995) hatırladığımız John Doe yedi ölümcül günahı işleyenleri vahşice öldürürken fiillerinde işkencenin dibine vurur.</p><p>Mr. Brooks ise yapacağı eylemleri zekice tasarlayan, her şeyi ilmek ilmek işleyen son derece akıllı bir beyefendidir. Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları kendisine ait bir stil ile öldürür. Aslında bunu yapmak istememektedir. Ama öteki kişiliğine, iç güdülerine, egosuna engel olamaz.</p><p>Böylece izleyici naifliği altında piskopatisini gizleyebilen ve neredeyse hoş görünen bir seri katil izler. Onun bu özelliği filme realitesini kaybettirir ve izleyiciyi duygulandıran romantik bir drama dönüşür Mr. Brooks. (William Hurt Mr. Brooks’un azmettiricisi, öteki kişiliği rolündedir ve gayet hoş durmuştur filmde. Öteki kişilik kötüleri öldürterek Mr. Brooks’u var kılar. Bir bakıma egzistanstır.)</p><p>Önceki örneklere bakacak olursak Mr. Brooks bu yönüyle bir dehşet hissi, bir tiksinti ve şaşkınlık vermez. Hatta neredeyse iyi ki yaptın eline sağlık dersiniz. Şüphesiz senaryonun bu kıvama çekilmesini anlamak için izleyiciye sunulan ahlaki - dinsel pasajların dikkatlice dinlenilmesi yeterlidir. </p><p>Sonuç olarak, Mr. Brooks’un (Kevin Costner) bu güdüsünün temeli sağlam değildir. Zina yaparken perdeleri bilerek açmayanlar ve yavşaklığı akıllıca kotaramayanlar Mr. Brooks’un alanına girmez. Öyle olsaydı kendi kızını da öldürmesi gerekirdi. Bunlara rağmen mezarlıkta Mr. Smith ile diyaloğu sıkı bir diyalogdur.</p><p>Kevin Costner bu rolü iyi oynadığını düşünüyorum. Filmin dedektiflik tarafı tam bir facia. Demi Moore’un bu filmde ne iş yaptığını anlayan beri gelsin. Kanıt toplama yok, hedefe yaklaştıran beyin fırtınası yok… Öylesine, eksik kalmasın için oraya monte edilmiş bir parçaydı filmin bu ayağı</p>
konusu çok güzel bir flim
değişik bır konu üzerine kurulmuş olmasına rağmen konunun sıradan bi şekilde işlenmesi sonucu oluşmus bir film.yani sıradan bir sıradışı.....ayrıca filmin final sahneleri acıkca söylenmez ve izleyiciye bırakılır.filoziyeye yakışmamıs
filmin sonunda kızın babasını makaslayıp öldürdüğü sanılıyor,oysaki mr.brooks rüyadan uyanıyor ve dua ediyor,film o şekilde sona eriyor.
çok zekice planlanmış,müthiş denilen cinayet sonu oldu brooks'un.sonunu tam hatırlayamadım ama izlediğim kadarıyla çok beğendim.çok güzel bir çalışma olmuş.
<strong>harika bir film kevin costner kendisi için bitti diyenlere nasıl bir oyuncu olduğunu gösteriyor..demi moore ve william hurt da rollerinin hakkını vermisler</strong>
güzel bi film çok değişik
GÜZEL BİR FİLİM İŞTE GERCEK KEVİN COSTNER
çok etkileyici ve çok güzel bir film.kevin costner gerçek oyunculuğunu konuşturmuş yine.demi moore'da iyi.ama filmin geneli ve konusu çok iyi.
KEVIN COSTNER'İN SU DÜNYASI FİLMİNDE KAYBETTİĞİ PRESTİJİ GERİ İADE ALACAĞI KADAR MÜKEMMEL BİR FİLM... HARİKA BİR FİLM OLMUŞ
gercekten cok etkıleyıcı bır fılmdı..
film müthiş ben daha çnce öldürme tutkusunu ve zevkini anlatan bir film izlememiştim çok beğendim. yönetmeni de çok beğendim hiç bir fazla kare yok süper süper