<p>Japonya'da kuraklık ve açlık..Oradaki köylülerin yaşamı..filmde açlığın insanlara neler yaşatabildiği o kadar net ve abartısız verilmişki tüm ayrıntılarını izlerken yaşayabiliyorsun.Şaşırmadan ama..şaşırmamazlığın yanında gerçekler olduğu gibi bütün duygularıyla seni adeta içine alıyor..İşte bu öylesi bir film...O abartısızlığın içinde nelermi var?..mesela bir sele patates için birbirine düşmek..Hamile bir kadınsan eğer,ailede bir boğaz daha artıracağın için diri diri gömülmek..Yaşlanmışsan ve elin kolun pek tutmaz olmuşsa hani(klanın doyması için yararsızlaşmışsan) bizim tabirimizle "işten güçten düşmüşsen" dağın zirvesine genç bireyin omzunda taşınarak oraya bırakılmak ve ölümünü beklemek..hele bir de filmdeki gibi kar da yağmışsa "ne şanslıyım" diyebilmek..daha hızlı ölmek için..boğaza inecek bir patatesin ,bir kaşık lapanın geride kalan neslinin olması için ,yani birilerinin yaşayabilmesi için birilerinin ölmesi..o hep birileri de işte aynı ailedan,aynı yaşamdan,aynı kıtlıktan payını alan insanlar..ölüme gidilen zirve bir ibadet oluvermiş böylelikle..Orada tanrıya kavuşulacak.....filmlerin tekniğinden pek anlamam ama bu film her yönüyle gerçek gibiydi..müziğiyle de bir o kadar bütünleşmiş...uzun lafın kısası çook güzel!...</p>
regina2 Kasım 2007
'Narayama Türküsü'nde, eski Japon toplumunda, yaşlıların, 'evdeki boğaz sayısını azaltmak için', dağa bırakılması hikâye ediliyor..
shichiro fukazawa'nın romanından uyarlanan filmde yaşlıların bırakıldığı uçurum gitmiyor gözümün önünden.. mutlaka izlenmesi gereken bir shohei ımamura şaheseri bence..
<p>Japonya'da kuraklık ve açlık..Oradaki köylülerin yaşamı..filmde açlığın insanlara neler yaşatabildiği o kadar net ve abartısız verilmişki tüm ayrıntılarını izlerken yaşayabiliyorsun.Şaşırmadan ama..şaşırmamazlığın yanında gerçekler olduğu gibi bütün duygularıyla seni adeta içine alıyor..İşte bu öylesi bir film...O abartısızlığın içinde nelermi var?..mesela bir sele patates için birbirine düşmek..Hamile bir kadınsan eğer,ailede bir boğaz daha artıracağın için diri diri gömülmek..Yaşlanmışsan ve elin kolun pek tutmaz olmuşsa hani(klanın doyması için yararsızlaşmışsan) bizim tabirimizle "işten güçten düşmüşsen" dağın zirvesine genç bireyin omzunda taşınarak oraya bırakılmak ve ölümünü beklemek..hele bir de filmdeki gibi kar da yağmışsa "ne şanslıyım" diyebilmek..daha hızlı ölmek için..boğaza inecek bir patatesin ,bir kaşık lapanın geride kalan neslinin olması için ,yani birilerinin yaşayabilmesi için birilerinin ölmesi..o hep birileri de işte aynı ailedan,aynı yaşamdan,aynı kıtlıktan payını alan insanlar..ölüme gidilen zirve bir ibadet oluvermiş böylelikle..Orada tanrıya kavuşulacak.....filmlerin tekniğinden pek anlamam ama bu film her yönüyle gerçek gibiydi..müziğiyle de bir o kadar bütünleşmiş...uzun lafın kısası çook güzel!...</p>
'Narayama Türküsü'nde, eski Japon toplumunda, yaşlıların, 'evdeki boğaz sayısını azaltmak için', dağa bırakılması hikâye ediliyor.. shichiro fukazawa'nın romanından uyarlanan filmde yaşlıların bırakıldığı uçurum gitmiyor gözümün önünden.. mutlaka izlenmesi gereken bir shohei ımamura şaheseri bence..