12 Kızgın Adam
12 Angry Men
Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, mahkemeye sunduğu savunma oldukça zayıftır ve kurbanın çığlıklarını ve katilin kaçışını duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır, dolayısıyla dava kısa sürecek gibi görünmektedir.
Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.<br />Jüri üyeleri kararı açıklamak için odalarından döndüklerinde şaşırtıcı olmayan sonuçlar ortaya çıkar: oniki jüri üyesinden onbiri genç adam hakkında "suçlu" hükmünde bulunmuşlardır.
Sekiz numaralı jüri üyesi Davis "suçsuz" hükmü yönünde oy veren tek üyedir.<br />Davis'in jüri üyelerini kararlarını tekrar düşünmeye ve eldeki kanıtları tekrar değerlendirmeye ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin "suçlu" kararı vermesinin arkasında aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkar.
Oyuncular
Martin Balsam1-Jüri Üyesi (Jüri Başkanı)
John Fiedler2-Jüri Üyesi
Lee J. Cobb3-Jüri Üyesi
E.G. Marshall4-Jüri Üyesi
Jack Klugman5-Jüri Üyesi
Ed Binns6-Jüri Üyesi (Edward Binns)
Jack Warden7-Jüri Üyesi
Henry Fonda8-Jüri Üyesi Davis
Joseph Sweeney9-Jüri Üyesi Bay McArdle
Ed Begley10-Jüri Üyesi
George Voskovec11-Jüri Üyesi
Robert Webber12-Jüri Üyesi
Rudy BondYargıç
İlham ErdoğanEd Binns Seslendirmesi
Mazlum KiperLee J. Cobb Seslendirmesi
Uğur ArslanoğluHenry Fonda Seslendirmesi
Uğur TaşdemirMartin Balsam Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Martin Balsam'in diğer filmleri
1994Sosislerin SessizliğiKomedi
1991Korku BurnuDram, Gerilim, Korku★ 7,8
1990Due Occhi DiaboliciKorku★ 7,4
1986Zafer TopuGerilim, Aksiyon, Savaş★ 8,0
1985Alacakaranlık KuşağıGerilim, Korku, Fantastik
1985St. Elmo's FireDram, Duygusal
1985Öldürme Arzusu IIIDram, Aksiyon, Polisiye★ 9,0
1984Terror in the AislesSinema Filmi
Yüksek maliyetsiz kaliteli film yapılamaz diyenlere bunu izletecen işte hani yapılamıyordu? İMDBde dile kolay beşinci sırada.
Tam bir beyin jimnastiği. üç odada 1:30 saat süren inanılmaz tartışma. Bir jüri üyesi katil çocuk zanlısına katil değil demesiyle diğer onbiri nasıl ikna ettiğini hayretler içerisinde izleyeceksiniz. Filmin siyah beyaz olmasına aldırmayın hd yapılmış dublajda yeni dönemde.
Zamanın şartlarında daha önce denenmemiş senaryosu ve Henry Fonda faktörü ile öne çıkan bir yapım. Tüm zamanların en iyi filmleri içerisinde ilk on filmden birisi olması boşuna değil. Sadece 3 oda mekanında çekilmesine rağmen 12 jüri üyesinin beyin fırtınaları filmin sonuna kadar izleyiciyi sürüklüyor. Henry Fonda ile beraber Lee J. Cobb filmde oyunculukları ile öne çıkan oyuncular. İzlenmesi gereken filmlerin başında geliyor.
“Her zaman bir tane çıkar” “Peki, şimdi ne yapacağız?” “Sanırım konuşmalıyız” Reginald Rose’un aynı adlı oyunundan uyarlanan film, bir cinayet davasında 12 jüri üyesinin karar vermek için çekildikleri odada geçer. Tek bir mekan kullanılmasına rağmen film sonuna kadar heyecan ve gerilim ritmini bir an bile kaybetmez. Sinemanın en önemli yönetmenlerinden olan Sidney Lumet’in ilk filmi olma özelliğini de taşır film. Film, hakimin “Uzun ve karmaşık bir dava dinlediniz. Birinci dereceden cinayet taammüden adam öldürmek mahkememizde yargılanan en ciddi suçlamadır. İfadeleri dinlediniz ve bu konuda yasaların ne dediğini öğrendiniz. Şimdi göreviniz oturup gerçekle yalanı birbirinden ayırmaya çalışmak. Bir adam öldürüldü, bir diğer adamın hayatı pamuk ipliğinde eğer aklınızın bir köşesinde mantıklı şüphe varsa, en ufak bir şüphe o zaman sanığın suçsuz olduğuna dair karar vermelisiniz. Ama eğer hiçbir şüphe duymuyorsanız ve bilinçli olarak karar verdiğinize eminseniz sanığı suçlu bulun. Kararınız ne olursa olsun oy birliği ile alınmalıdır. Sanığı suçlu bulmanız halinde yargıçlar sanığın affına asla karar veremezler. Bu davada idam cezası zorunludur. Büyük bir sorumlulukla yüzyüzesiniz. Teşekkürler beyler” sözleriyle 12 jürinin karar vermek için karar odasına girmesiyle başlar. Jüri üyelerinin pek çoğu fazla düşünmeden zaten kararını vermiştir, bir an önce oylama yapıp çabucak gitme derdindedirler. Oylam yapılır ve onbir jüri suçlu derken sadece 8 nolu jüri (H.fonda) suçsuz der. Ve bu durum karşısında jüri üyeleri bu suçsuz diyen tek jüriyi ikna etmeye çalışırlar. Ancak bunun tam tersi olup o jüri suçlu diyenleri tek tek kendi tarafına çekmeğe başlar. Bu konuşma süreci esnasında oylamaya katılan jüri üyelerinin de sorunlarını öğrenmeğe başlarız. Jüri üyelerinin hiçbirinin adını bilmeyiz sadece filmin sonunda iki jürinin adı dışında. Kimi öğluyla yaşadığı sorun nedeniyle ayrı yaşamaktadır, kimi hemen karar verip maça yetişme derdindedir. Ölüm kararını umursamayanlar, alelade bir şekilde çoğunluğa uyanlar, bir an önce gitmek için “güçsüzü ez” şeklinde davrananlar… Filmde herkes siyah elbise giyerken, sadece 8 nolu jürinin beyaz takım elbise giymesi dikkat çekicidir. Ayrıca filmde öyle bir ortam yaratılıyor ki; sıcak, kasvetli, bunaltıcı, havasız oda ekrandan bile izleyeni rahatsız ediyor. Jüri üyelerinin, kendilerini suçlanan kişinin suçsuz olduğuna dair varsayımlar açıklayan 8 nolu jüriye “ Sizce de inanılmaz bir rastlantıya inanmamızı istemiyor musunuz? Zamanımızı boşa harcıyorsunuz” sözlerine karşı, “Varsayalım yargılanan sendin ne yapardın?” demesi. 8 nolu jüri elde delil olmadan varsayımlarla jürilerin önyargılarını kırar, tek tek tarafına çeker ancak jürilerden birinin söylediği “Varsayalım sen hepimizin fikrini değiştirdin suçsuz dedik ve çocuk babasını gerçekten bıçaklamış buna ne dersin?” sözü bizim de kafamızı karıştırır. Ders niteliğindeki film, büyük paraların büyük filmler yaratmadığının en önemli örneğidir. Filmde 12 jüri üyesinden hiç birinin zenci olmaması da o dönem Amerikasındaki durumu yansıtıyor adeta. Başta Henry Fonda ve Lee J. Cobb olmak üzere tüm oyuncular harika oynuyor, Henry Fonda ise bambaşka, o kadar sakin ve rol yapmadan oynuyorki onu tanımasanız gerçek bir jüri üyesi oynuyor bu rolü dersiniz o derece başarılı. Film, olaylara farklı açılardan bakmanın gerekliliğini göstermesi açısından izlendikten sonra insanın bakış açısını değiştiren filmlerden. Önyargılı olmanın insana ne kadar tehlikeli ve yanlış kararlar aldırabileceğinin altını çok başarılı bir şekilde çizen bu sinemanın başyapıtlarından olan “12 Angry Men” i mutlaka seyredin, mümkünse arşivinize katın.
Filmin bir diğer dikkat çeken noktası bayan oyuncu olmaması. Mahkeme Jürisinde bir bayanında olması belki çok daha farklı bir yöne çekebilirdi. Yada Jürinin sadece Erkeklerden oluşma zorunluğu vardı diyebiliriz. Ufak bir odada Geçen ve Mahkeme kararını büyük oranda etkiliyecek bir kararı vermeye çalışan 12 insanın birbiriyle birçok konu üzerinde tartışmasını konu alır. Verilecek karar kimi jüri üyesinin umrunda değildir.Kimisi insan hayatının sadece iki dudak arasında söz ile yanlışlığından bahseder. Kimisi görüşünün pişmanlığı içerisinde vicdanıyla hesaplaşır. Ancak öyle bir satranç oyunudur ki bu Suçlu ve Suçsuzluğun, İnsan hayatının öneminin hukukun adaletsizliğinin Gelişi güzel verilmiş kararların üzerine giden bir film. İzleyiciyi anlatım etkisi altında bırakıyor. Belki Bahsi geçen çoçuğun finalde ufak bir tebessüm ile taçlandırması dahada mutluluk verebilirdi...Mutlaka İzlenmeli.
Tek mekanda geçen bir film olmasına karşın soluksuz seyrediliyor. En sevdiğim filmler arasında.
Bir odada filmi başlatıp bitirmek kolay olmssa gerek. Ben çok beğendim bu filmi. Hem senaryosu hem verdiği mesaj hem oyunculukhem de görüntü bakımından çok güzel bir film. Hiç sıkılmadım. İnsanın filmden ne beklediği önemlidir.Hareket arayan göremez ve sıkılabilir. Filmi canlı tutan tartışmalardır. Tartışma böyle yapılır. Ne kadar inatçı da olsa bir insan ikna olmalı. Bizim tartışma programlarına çıkanlara seyrettirilmeli sonra programa almalı tartışmacıları...
Bir suçlunun daha doğrusu şüpheli bir gencin öleceğine veya ölmeyeceğine, haklı olduğuna veya olmadığına karar vermek zorunda kalan bir 12 kişilik mahkeme jürisinin bu kararı alırken yaşadığı garip diyaloglar, konuşmalar, farklı düşünceler anlatılıyor filmde. Hukuk sisteminde ön yargının olması adaletin ölmesi demektir. Mükemmel bir senaryo..Hele ki o yıllara göre üstün bir hikaye. Tek mekanda geçen filmlerde, sürükleyiciliği sadece diyaloglar sağlar. Bu filmde de diyaloglar enfes. Karakterler artistik amerikan diyalogları kullanmıyor, gereksiz hiç bir detaya yer verilmiyor ve oyunculuklarda mükemmel. Tek bir alanda bir odada geçiyor 2 saat boyunca. Normalde bir tek alanda çekilen filmler kuru, sıkıcı, ve etkileyici olmaz dışarıya çıkmasını farklı yerler, mekanlar görmek istersiniz. Ama bu film çok zekice yazılan harika senaryosu, oyunculuklarıyla ve o karanlık odanın ciddiyeti, yükseklere ulaşıp sizi manzaralık bir görüntüden daha etkileyici yapabiliyor. Karakterlerin birbirleriyle olan tartışmalarıyla, bakış açılarının değişkenliği, düşüncelerin farklılığı bütün sadeliği ile anlatılmış. Tek bir fikrin farklılığın bile 11 kişinin beyninde filizlenip, söylediklerini ve kararını nasıl değiştirebildiğini görüyoruz. Harika bir yapıt. Kesinlikle izlenmeli. Tüm zamanların en iyi senaryoları arasında önemli bir yeri olmalı. Amerikan yapımı olmasına ve 1957 yılında yapılmasına şaşırdığım ancak taklidi yapılamayacağından da emin olduğum türünün tek örneği filmdir. Verdiği mesajlar yönüyle çok anlamlı, izleyip de üzerinde düşünmemiz gereken, yorum yapmamamız gereken çok güzel bir film.
Sadece 10-12 m2'de geçen çok güzel bir film.. Harika mesajlar saklıyor... Bazı şeylerin çok ucuz ve basit olmadığı mesajını sadece amerikan mahkemelerine degil tüm dünyaya vermesi açısından çok güzel.. Sonunu da çok yadırgamadım, suçlu/suçsuz yada bu şekilde.. Her şekilde güzel olurmuş ama bilinmezi seçmişler.
sıkıcı görünsede etkileyici bir film 250 film arasından ilk 10 una girdi
çok eski bir yapım olmasına rağmen seyir keyfi yüksek ve senaryosu güzel bir film 7/10
Tüm yorumları okudum ama Bu film bana sıkıcı geldi. Tamam oyunculuk iyi ama. Bekliyosunuz. bekliyorsunuzz bekliyorsunuzzz ama film öylece bitiyor ve sonuç hüsran. çok mecbur kalmadığınız müddetçe izlenilmesi gereksiz bir film. Bence 10 üzerinden 5 lik bir film
İmdb top 250,de 6. sırada puanı 8.9 yapım yılı 1957 ve o filmi bü gün tekrar yapsanız kullanacağınız teknoloji aynı 1 sustalı 12 sandalye ve 1 vantilatör...Önemli NOT filmi mutlaka ORJİNAL dilinde izleyin zira tükçe tercümesi tam bir eziyet.
<p>Gerçekten de etkileyici bir film,sadece tek mekanda geçmesine rağmen sıkılmadan izlenebilmesi gerçekten de ilginç.İnsanların kişilere ve olaylara önyargıyla bakmamaları gerektiğini çok güzel işlemiş film.Burada sadece negatif önyargılar da söz konusu değildir,pozitif önyargının da doğru olmadığı vurgulanmıştır,filmde çocuğun gerçekten de suçsuz olduğu(veya olmadığı) bu yüzden kesinleşmemiştir,önemli olan çocuğa bir hak daha verilmesidir.</p><p> </p>
<p>Sidney Lumet; tiyatrodan sinemaya geçmiş bir yönetmen. Filmde tiyatro sahnesi gibi sadece jüri odasında geçiyor.(Bir kez gözüken tuvalet ve mahkeme salonu dışında.) Alıştığımızın dışında bir mahkeme filmi. Film boyunca ne suçlu çocuğu; ne mahkeme anını, tanıkları ne de olayı görüyoruz. Suçlu çocuğun boş mahkeme salonunda ifadesiz yüzünü bir an görebiliyoruz sadece. Bunlara bakınca çok sıkıcı bir film olduğu düşünülebilir. Ama değil. Çarpıcı kısa diyaloglar, kişiden kişiye geçişin dengeli dağılımı, ve her bir jüri üyesinin değişik renkli karakterine dair çözümlemeler yapmasıyla film kendini bir solukta izletmeyi başarıyor. Bir çok filmin uzun diyaloglarla izleyiciyi bunalıma sürüklediğini düşünürsek. Bu film kesinlikle Sidney Lumet’in yönetmenlik başarısıdır. Tabi senarist Reginald Rose’un da hakkını yememek lazım. Tüm olaylar 12 jüri üyesi adamın bir odada çocuğun suçlu olup olmadığına karar vermesi sürecinde yaşananlarla ortaya dökülüyor. 18 yaşında kenar mahallede yaşayan hep itilip kakılan bir çocuk babasını bıçaklayarak öldürmekle suçlanmaktadır. Olayı karşı apartmanda yansıyan camdan gördüğünü iddia eden bir kadın ile sesler duyduğunu iddia eden yaşlı felçli bir alt komşudan başka tanık yoktur. Jüri üyeleri suçlu olduğuna çoktan emindirler. Çünkü öyle bir mahallenin içinden gelen bir çocuk zaten baştan kaybetmiştir… Açılış sahnesinde yargıç jüri üyelerine ‘Eğer mantıklı bir şüphe varsa suçsuz olduğuna dair bir karar getirin’ der. Ama jüri üyelerinin çoğu odaya girdikleri ilk andan itibaren çocuğun suçlu olduğunu kabul edip bir an önce hayatlarına, işlerine dönmekte sabırsızdırlar. Yalnızca içlerinden biri mantıklı bir şüphenin peşinde koşar. 8 numaralı Jüri ( Henry Fonda) ilk oylamada 11’e karşı 1 oyla suçsuz der… Ve diğerlerinden kendisini suçlu olduğuna ikna etmelerini bekler. Ama film ilerledikçe suçsuz oyu verenlerin sayısı giderek artar. Henry Fonda sakin, çoğu kez ifadesiz yüzüyle oldukça güçlü ve yalın bir oyunculuk sergiler. Bu sade oyunculukta karakterin ikna ediciliğini kuvvetlendiriyor. Suçlu olduğunu düşünenlere öyle ustalıklı laflar ediyor ki her birini kendi sözcükleriyle tam ters köşeye yatırmayı başarıyor. Bu da filmi keyifle izleten unsurlardan biri oluyor.Filmde kimsenin adı geçmiyor sadece jüri numaraları biliniyor. Ama kişisel özellikleriyle ilgili ipuçları,hikayeleri senaryonun içine öyle güzel yedirilmiş ki isme gerek bile kalmıyor.. Film çekmeyi ya da senaryo yazmayı düşünen biriyseniz bu filmi kaçırmamalısınız. Çünkü her diyalogda her sahne de çok güzel dersler saklı. 12 Kızgın Adam’ın suç, ceza, adalet gibi kavramlara da değinmesi açısından da dikkat çekici bir film olduğuna inanıyorum. Filmden beğendiğim diyaloglar. Filmi izlemek konusunda yeterli merakı oluşturuyor.H.Fonda : - Çocuğa inanmıyorsunuz? Kadına nasıl inanıyorsunuz. O da onlardan biri değil mi? (Kadının da kenar mahalleli olduğunu kastederek) Hasta olan Jüri üyesi : - Gerçekten akıllısın değil mi adamım.…….H. Fonda: - Davacı için iki tanık var yanılıyor olabilirler mi?Reklamcı Jüri üyesi: - Bu insanlar yemin ediyorlarH.Fonda : - Onlar yalnızca insan. İnsanlar hata yaparlar. Yanılıyor olabilirler mi? Reklamcı Jüri üyesi: - Hayır. Ben sanmıyorum.H.Fonda: - Neden Peki Reklamcı Jüri Üyesi: - Hiç kimse böyle bir şeyi bilemez . Bu kesin bir bilgi değil.H. Fonda: - Doğru değil......Henry Fonda’dan sonra ilk kez suçsuz oyu veren yaşlı jüri üyesi bunun nedenini çok güzel açıklar.-Bu bey yalnız başına bize karşı çıkıyor. Çocuğun suçsuz olduğunu söylemiyor.Sadece emin değil.Hepimizin alayı karşısında tek başına durmak kolay değil.Destek için kumar oynadı ve ben destek verdim.Onun etken sebeplerine saygı duyuyorum.Çocuk büyük olasılıkla suçlu ama ben bunu duymak istiyorum.…..H.Fonda : - Tren kulağının dibinde gürlerken çocuğun sesini belirleyemez.Sinirli Jüri üyesi: Bu saniyelik bir an zaten kimse bu kadar kesin olamaz.H.Fonda: - Bir çocuğu elektrikli sandalyeye koyabilecek bir tanıklık bu kadar kesin olmalı.…..H.Fonda: - Yaşlı adamın yatak odasından ön kapıya kaç saniyede gidip gelemeyeceğini bilmek istiyorum.Sinirli jüri Üyesi: - 20 demiştiDiğer jüri : - 15 demiştiSinirli jüri Üyesi: - O yaşlı bir adamdı 15 saniyenin ne kadar süreceğini nerden bilebilir ki o.Bunu yargılayamazsınız.Diğer Jüri: - 15 saniye dedi Bunda kesindi.Sinirli Jüri Üyesi: - Bir şey hakkında nasıl bu kadar kesin olabilir ki? ….</p><p>Aslında filmin tema cümlesi yine filmin içindeki bir başka diyalogdan çıkıveriyor karşımıza Önyargı gerçeği saklar …</p>
özür dileyerek söylemek isterim ki filmde gencin suçsuzluğu ispatlan(a)mamaktadır. filmin akışınca ön plana çıkartılan sadece suçluluğunun kesin olmadığıdır. (suçsuzluğunun daha olası olması da denilebilir.)
18 yaşındaki bir genç babasını öldürmek suçundan tutuklanmıştır.Mahkemede jürilik yapan 12 kişinin vericeği karar genç adamı idama götürecektir.Karar odasında jüriden çocuğun idamı için 11 evet oyu çıkar.Ancak bir tek suçlu değil oyunu bir mimar olan David vermiştir.İlk başta herkes David'e bu kararından dolayı karşı çıksada zamanla cinayet delillerini 18 yaşındaki gencin lehine çevirerek ve jüriden tam 12 suçlu değil oyu çıkarak onu idamdan kurtarırlar.Çok güzel bir film.Henry Fonda çok başarılı.Film klasiklerden biri olarak kabul edilir.Bu film AFI'nın yaptığı ankette en iyi Hukuk-Dram filmlerinden biri kabul edilir.Mutlaka izleyin
<strong>süper bir film tek söyleyeceğim izleyinnnn! <br />(muttlaka)...</strong>
<p>Başarılı bir film</p>
<p>insan bilinen varlıklar arasında aklıyla öne çıkan bir varlıktır. diğer taraftan vicdan da insan olarak ayırt edici niteliklerimiz vardıri. her ne kadar vicdanımız yerel öğeler ve etkilerle daha çok ilgili olsa da aklımız ve onu kullanma biçimimiz evrensel olma durumundadır. tutarlılık, çelişmezlik aklın akıl olma özelliğidir. filmde dikkatli bir zihnin sadece tek bir yerde kalarak ama nasıl bir derinlik oluşturabileceğinin iyi bir göstergesini sunmaktadır. yani mekan orada ve tek, ama zihnin izin verdiği (tabii ki senaryonun da demek gerek) kadar insan nasıl derinleşebiliyor onu görmek bu filmde görmek mümkün.. ben bayıldım filme.. daha çok aklımın neler yapabildiğini görmek keyifliydi. ilgili olanların kaçırmaması gereken bir yapıt.</p>