Serseri Aşıklar
À bout de souffle
Kadro
10 kişiOyuncular
Yapım
Künye
YönetmenJean-Luc Godard
SenaryoFrançois Truffaut, Jean-Luc Godard
Görüntü YönetmeniRaoul Coutard
MüzikFrançois Truffaut
ŞarkıMartial Solal
Sinemaseverler
8 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →


















Sinema tarihine damgasını vurmuş, Fransız Yeni Dalga akımını başlatan filmdir ''Serseri Aşıklar." -Bu akım sinema tarihine sayısız klasik kazandırmış, hayranlık duyduğum ekollerden birisidir-. İlk saniyesinden itibaren farklı tarzını belli ediyor. Godard'ın bu eseri fransız yeni dalgası'nın öncülerinin başında geliyor. Önemli bir yönetmen, önemli oyuncular var. Bana kalırsa zaten filmin en büyük gücü Belmondo ve Seberg'in tarif edilemez performansları. İkisi de çok uyumlu ve muhteşemler. Arka planda anlatılan hikaye belki inanılmaz değil. Fakat bu hikayenin anlatılış biçimi, atlamalı çekimler ,sinemada daha önce pek denenmemiş pek çok unsurun denenmesi açısından da "deneysel" bir film olduğunu söyleyebiliriz. Çarpıcı finaliyle de akıllarda yer etmiştir. Şimdiye dek izlediğim en harika ikili performanslardan biri Belmondo ve Seberg'inki. Belmandonun kafasındaki şapkasıyla, ağzındaki sigarası, baş parmağını dudaklarında gezdirmesi. Sebergin amerikan gazetesi ve arabasıyla görünmesi; bunlar hep Amerikansı havayı destekler şekilde aktarılması. Hele bi rde Seberg'in kendisiyle yaşaması için Belmandonun ikna çabalarına karşın Seberg'in arzularının ve dünyasını anlamak güç. Bunun sonucunda Belmandonun Seberg'e hissettiği aşkla ölçekli nefreti Fransanın Amerikaya karşı tavırlarıyla karşılıklı. Aslında önemli noktalarından biriside farklı kurgusu, farklı hikaye anlatımına -gerçi Godard hikayeye seyirciyi almadan ilerletmesi- ile seyirciye farklı gelmesi. Devamlılık ilkesine selam çakması -arabadaki kişinin üstünde gördüğümüz ceketi indikten sonra görmememiz.- Filmin beklenmedik son sahnesi ise bugüne dek hiç kimsenin tatmin edici bir şekilde cevaplayamadığı bir sorusuyla biter. Serseri Aşıklar içinde her şeyin mümkün olduğu türden bir film ve tek hedefi de bu. Kişisel görüşüm kişilerin yapabildiği her şey bu filme katılabilir. Bir anlamda başka Yeni Dalgacılar da Serseri Aşıklar'a ilişkin olarak bu tanımın kapsamına giriyor. Filmin yönetim, senaryo ve kurgusu Godard'a ait olmasına karşın,gerçekte Frençois Truffaut'nun özgün bir fikri üzerine oluşturulmuş, sanat danışmanlığınıda Claude Chabrol üstlenmiştir. Yeni Dalga teriminin bir içerik kazanmasını sağlayan, akımın en etkili filmlerinden olan bu başyapıt gerçekten çok başarılı. Zamanında kesinlikle bir devrim yaratmış, bunu zamanımıza göre bile yeni gelen üslubundan rahatlıkla anlayabiliyoruz. 90'larda ''Pulp Fiction'', 2000'lerde ''Matrix'' neyse 60'larda da ''Serseri Aşıklar'' odur. Jules et Jim ile beraber Yeni Dalga'nın en sevdiğim filmidir. Çekici Paris atmosferi, çekici bir dil olan Fransızca, sürekli tüttürülen sigaralar, okunan gazeteler, dönemin modası, kıyafetleri ile çok karizmatik bir filmdir aynı zamanda. Fransız sinemasının gösterişli, edebi geleneğine tokat gibi bir tepkidir Serseri Aşıklar.
Modern anlatının en güzel örneğidir bence. Godard'ın tartışılmaz zekası ustalığı ile birleşiyor filmde. İzleyici filmin sonuna kadar filmsel evrenin dışında kalıyor ki , Klasik anlatı ile en önemli farkı buradadır. Ayrıca sinema da cinsel tabuların yıkıldığı ilk ÖRNEKlerden birisidir.
paris te new york herald tribune gazetesi satan genç ve güzel üstelik de erkeklere zaafı olan özgürlüğüne düşkün bir sarışın hatun ve dünya umurunda olmayan hayatı günü gününe yaşayan ama içten içe de gazeteci kıza bağlanmış bir italyan .. filmin sonunda adam öldüğündeki kadının anlamsız ifadesi ise dikkat çekici...
adı gibi 'serseri aşıklar'ı anlatıyor hem de bire bir.Vazgeçemeyecek kadar çok seven ama anında vazgeçen,hayatı dalavere ile geçen bir adam ve erkeklere zaafı olan çılgın bir kadının tuhaf öyküsü.Seyredilebilir.
<p>Hırsızlık yaparak geçinen Michel Poiccard birgün çaldığı arabayla kaçarken bir polisi öldürür ve ertesi gün tüm gazetelerde kendi resmini ve arandığını görür.Fransa'ya gazetecilik eğitimi için gelmiş Amerikalı kız arkadaşı Patricia'yla birlikte araba çalarak polisten kaçmaya başlarlar.Ancak Patricia,Michel'i polise ihbar eder Michel kaçarken polis dedektifi Vital tarafından vurularak öldürülür.Yeni dalga akımının en önemli filmlerinden biri olan bu siyah-beyaz klasik mutlaka izlenmeli.Senaryosu iki usta isim Francois Truffaut ve Jean-Luc Goddard tarafından yazıldı.Jean Paul Belmondo ve Jean Seberg iki sevgili rolünde çok başarılı bir performans sergilemiş.Mutlaka izleyin.</p>
dönemin sinema yapısına ters düşen ayrıksı ve rahat bir film,,.görmekte fayda var,ayrıksı bir film**
Atilla Dorsay film için şöyle demiştir: <em>"İşte belki de gerçek anlamda modern sinemanın başlangıcı... Doğallıkla, madalyonun öbür yüzü olarak, klasik sinemanın da bir anlamda ölümü... Yarattığı devrimle, neden olduğu tartışmalarla, açtığı kapılar ve yollarla, gerçekten de sinemayı farklı yönlere çeken, sinema tarihinin en etkili olmuş filmlerinden biri olduğu da söylenebilir."</em>
Amerika'lı bir kıza aşık olan Parisli Michel (<strong>Jean-Paul Belmondo</strong>), bir araba çalıyor ve kendisini yakalamaya çalışan polisi öldürüyor. Sürekli olarak hırsızlık yapan ve Paris'te işsiz güçsüz dolaşan Michel, beklemediği bir anda sevgilisinin ihanetine uğruyor ve yakayı ele veriyor.. <strong>François Truffaut</strong>'un bir gazete haberinden esinlenerek oluşturduğu öyküyü <strong>Jean-Luc Godard</strong>'a vermesiyle ortaya çıkan "<strong>Serseri Aşıklar</strong>" projesi, kısa sürede Fransız Yeni Dalga'sının ve modern sinemanın başyapıtlarından birisi olmuştu. 90.000 dolara bir ayda çekilen "<strong>Serseri Aşıklar</strong>", 1983 yılında <strong>Jim McBride</strong> yönetiminde büyük bir prodüksiyon olarak Hollywood'da yeniden çekildi ancak başarılı bulunmadı.