Hayatımızın En Güzel Yılları
The Best Years of Our Lives
Birbirlerinden sınıfları, geçmişleri, yaş ve meslekleriyle ayrılan üç eski Amerikan askeri ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunlar üzerine dokunaklı bir savaş sonrası destan... Bu üç adam, II.
Dünya Savaşı sonunda yaşadıkları kente geri dönerler; başarılı bankacı Al, güvenli yaşamına; eskiden bir garson olup savaşta hava kuvvetlerinde yüzbaşılığa yükselmiş Fred, savaş sırasında evlendiği ve pek iyi tanımadığı eşiyle endişe veren kavuşmaya; eskiden öğrenci olup savaşta kollarını kaybeden Homer ise, sevgilisinin sakatlığına vereceği tepki konusundaki şüphelerine.
Bunlardan ikisi geri dönüşte başarılı olacaktır: eskiden olduğu gibi yemekli toplantılarda konuşmalar yapan Al genç bir çiftçiye teminatsız kredi vermeye çekinmez; Homer’in sevgilisi onu hayal kırıklığına uğratmaz; kimsenin kabul etmediği Fred ise toplumun dışında kalacaktır, hayatının en güzel yıllarını geride bırakmıştır...
















Üç farklı kuşaktan, farklı snıftan ve birlikten(denizci, karacı, havacı) olan askerin eve dönüş yolunda tanışmalarını ve İkinci dünya savaşı sonrası Amerikaya nasıl uyum sağladıklarını her açıdan değerlendiren, savaşı göstermeden savaşı en iyi anlatan filmlerin başında geliyor usta yönetmen William Wylerın başyapıtı. En başta karakter derinlikleri çok yüksek, fazlasıyla gerçekler her karede bunu hissettirebilmek ustanın kotardığı en iyi yönü kuşkusuz. Dönen her askerin yaşadığı en büyük sorun onlar binlerce kilometre uzata yaşamları durmuşken(sadece ölmek ve yaşamak arasındaki ince çizgide gidip dururken) Amerikada hayatın nasıl devam ettiğini ve ilerlediğini görmek onları yaralarki artık eski kimliklerinden eser kalmamıştır, o kadar uzun süre ayrı kalmışlardırki kendi değişimlerininde etkisiyle modern hayata uyum sağlamak ızdırap verici olur. Bir dolu taktir ve madalyayla dönen kahraman yüzbaşımız basit bir tezgahtarlık dışında iş bile bulamaz eski kazancının 3/1 bile zor elde ederken, aslında karısıyla savaşa gitmeden önce ölüm korkusuyla üvey annesine fazlasıyla andırdığı(tanıdık geldiği) için evlendiğini anlamasıyla hayat çekilmez hale geliki tek ışığı dostunun kızında görücektir. Sakat denizcimiz ise aciz kalmanın hayal kırıklığıyla yaşamaktan korkar hale gelmiştir, Wilmanın harbi bir kız olması onu hayatta tutbilecek tek şeydir, yaşlı kurt ise hayatının kazandığı işin aslında ne kadar ikiyüzlü olduğunu eski bir alkol kaçakçımısın sorusuna dahada kötüsü bankcı diye karşılık vericek kadar evlatlarını yiğen sistemden tiksinmiştir. Bu üç askerimizin yaşamarına odaklanırken milyonlarca insan kaybedilmişken gece hayatının hiç duraksız gitmesi, gaziler kargo uçaklarında sürünürken golf oynamaya giden koca enselilerin birinci sınıflarda keyif çatması, askerlik geçmişini suiistimal eden ikiyüzlüler, gazilere karşı verilen sözleri tutmayan devlet ve bu kadar acı çeken insanlara enayi diyecek kadar acımasın olan realistler.William Wyler o sahneyi hem Üç farklı kuşaktan, farklı sınıflardan ve birlikten(denizci, karacı, havacı) olan askerin eve dönüş yolunda tanışmalarını ve İkinci dünya savaşı sonrası Amerikaya nasıl uyum sağladıklarını her açıdan değerlendiren, savaşı göstermeden savaşı en iyi anlatan filmlerin başında geliyor usta yönetmen William Wylerın eseri. En başta karakter derinlikleri çok yüksek, fazlasıyla gerçekler her karede bunu hissettirebilmek ustanın kotardığı en iyi yönü kuşkusuz. Dönen her askerin yaşadığı en büyük sorun onlar binlerce kilometre uzakta yaşamları durmuşken(sadece ölmek ve yaşamak arasındaki ince çizgide gidip dururken) Amerikada hayatın nasıl devam ettiğini ve ilerlediğini görmek onları yaralarki artık eski kimliklerinden eser kalmamıştır, o kadar uzun süre ayrı kalmışlardırki kendi değişimlerininde etkisiyle modern hayata uyum sağlamak ızdırap verici olur.Bir dolu taktir ve madalyayla dönen kahraman yüzbaşımız basit bir tezgahtarlık dışında iş bile bulamaz eski kazancının te birini bile zor elde ederken, aslında karısıyla savaşa gitmeden önce ölüm korkusuyla üvey annesine fazlasıyla andırdığı(tanıdık geldiği) için evlendiğini anlamasıyla hayat çekilmez hale gelirki tek ışığı dostunun kızında görücektir, sakat denizcimiz ise aciz kalmanın hayal kırıklığıyla yaşamaktan korkar hale gelmiştir, Wilmanın harbi bir kız olması onu hayatta tutabilecek tek şeydir, yaşlı kurt ise hayatının kazandığı işin aslında ne kadar ikiyüzlü olduğunu eski bir alkol kaçakçısımısın sorusuna dahada kötüsü bankacı diye karşılık vericek kadar evlatlarını yiğen sistemden tiksinmiştir. Bu üç askerimizin yaşamalarına odaklanırken aslında büyük bir Amerika portres çiziyor yönetmenimiz; milyonlarca insan kaybedilmişken gece hayatının hiç duraksız gitmesi, gaziler kargo uçaklarında sürünürken golf oynamaya giden koca enselilerin birinci sınıflarda keyif çatması, askerlik geçmişini suiistimal eden ikiyüzlüler, gazilere karşı verilen sözleri tutmayan devlet ve bu kadar acı çeken insanlara enayi diyecek kadar acımasın olan realistlerde unutulmamış.William Wyler o sahneyi Washington bu savaşta insanları suistimal ettiğini belirtmekle kalmayıp, bu adamlar kirli bir tezgahın oyununda bile mücadele ettilersede ülkeleri için savaştılar demekten geri durmamak için koymuş. Allandırılan ve pullandırılan tarihin kıyılarında ve köşelerinde kalsada Hitlerin hıristiyan demokrat anlayışı(para gücünü yahudierden alma girişimi) hem İngiltere hemde Amerika sermayesi tarafından finans edilip, hükümetler tarafından desteklenmişti, bu yetmezmiş gibi İngiltereye açık şekilde silah taşıyan gemilerin Almanların egemenliğindeki sulardan geçirilmeside savaşa girmek için büyük bir tezgah olduğu bugün kabul edilen gerçeklerden, Pearl Harbor baskının beklendiği ise aylar öncesinde CIA ve ordu raporlarında geçmesi ise daha acı bir gerçek, Çin ve Japonya savaşında açıkça Çine silah ve asker eğitimi veren ABD, kışkırtarak Japonyayı savaşa çektiki eğer nükleer bombalar olmasaydı acı bir yenilgiyle karşılaşacaktı. Filmimize dönersek savaşın anlamsızlığı, yaşanan acıların hiç bir şekilde karşılığının olmaması, insanların duyarsızlığı ve askerlerin yaşadığı travmaları başarıyla ele alıyor, hiç bir şekilde kahramanlk naraları atıp, Amerikan milliyetçiliğine soyunmuyor. Eksiklerine gelirsek uzun süresi biraz konunun dağılmasını sağlarken, sonlara doğru fazla tozpembe bir havanın yaratılmasıda filmin gücünü biraz zayıflatmış, çok daha iyi bir son beklerdim açıkçası ama bu haliylede yaşını göstermeyen Savaş karşıtı muazzam bir drama.
bir film iyiyse yıllar onu asla eskitemez bu filmde onlardan biri 8/10
2.dünya savaşı sonrasında evlerine dönen üç amerikalı askerin sivil hayata başlarken çektikleri zorlukları anlatan mükemmel bir film.bu film aynı zamanda en iyi film,erkek oyuncu,kadın oyuncu,yönetmen,uyarlama senaryo,kurgu,müzik dallaıında oscar ödülü almıştır...