Yağmur Altında
Singin' in the Rain
Sinema tarihinin en iyi müzikallerinden biri. Yapıt, sesli filmlerin ortaya çıktığı dönemde yıldızı sönen bir aktörün öyküsünü konu alıyor. Filmde, ??All I Do is Dream of You??, ??Singin'in the Rain?? ve ??Broadway Melody?? gibi bir zamanların unutulmaz parçaları yer alıyor.
Kadro
29 kişiOyuncular
Gene KellyDon Lockwood
Donald O'ConnorCosmo Brown
Debbie ReynoldsKathy Selden
Jean HagenLina Lamont
Millard MitchellR.F. Simpson
Cyd CharisseDancer
Douglas FowleyRoscoe Dexter
Rita MorenoZelda Zanders
Bess Flowers
Lance Fuller
Tommy Farrell
Morgan Jones 2
Charles Evans
Joi Lansing
Michael Dugan (1)
Donald Crisp
Paul Maxey
Mae Clarke
Carl Milletaire
Forbes Murray
Joseph Mell
Gail Bonney
Dawn Addams
King Donovan
Bobby Watson
William Schallert
Dorothy Patrick
Harry Tenbrook
Kathleen Freeman Yapım
Künye
YönetmenStanley Donen, Gene Kelly
SenaryoAdolph Green, Adolph Green
Görüntü YönetmeniHarold Rosson
YapımcıArthur Freed
ŞarkıLennie Hayton
Sinemaseverler
7 yorumYorumlar
1920lerAktörAptallıkArkadaşlıkAşkBroadwayDansDublörErkek kadın İlişkisiFilm GalasıFilm İçinde FilmFilm StüdyosuFlashbackGagsterGerçek aşkGüzel KadınGüzellikHollywoodKekKılıç DövüşüKıskançlıkLos AngelesMikrofonModa GösterisiPartiPatlamaPerukSesli SinemaSessiz SinemaSinemaStep DansıŞemsiyeUçak KazasıÜnlü ŞarkıYağmurYapımcıZorbalık
Benzer
Filmografi →Gene Kelly'in diğer filmleri
2004The Dream StudioBelgesel, Kısa
2000Twentieth Century Fox: The Blockbuster YearsBelgesel
1994That's Entertainment! 3Sinema Filmi
1985That's Dancing!Sinema Filmi
1985Kuzey ve GüneyDram, Duygusal, Tarihi★ 8,8
1980XanaduDuygusal, Fantastik, Müzikal★ 8,1
1977Aşk GemisiKomedi, Duygusal, Macera★ 8,8
1976That's Entertainment, Part IIAile, Belgesel, Müzikal
özellikle final sahnesiyle insanı alıp başka diyarlara götüren bir başyapıt. Yağmur altında şarkı söyleyen Kelly'nin sahnesi için bile izlenebilecek bir müzikal 9/10
benim için ölmeden önce izlenmesi gereken 100 filmden biri.ayrıca filmin sitedeki puanının 7.88 de kalması ilginç
sessiz sinemadan sesli sinemaya geçişi basit bir şekilde dallandırıp budaklandırmadan anlatan bol müzikli bol gülünç sahneler ile dramayı birleştirmeye çabalamış film...özellikle filmin baş karakteri nin yağmur altıunda söylediği şarkı ile unutulmazlar arasına girmiş..
bir film insana bu kadar mı huzur verir, izledikten sonra bu kadar mı gülümseme aşılar insanın yüzüne
gercekten mukemmel bir film.yani şu filmin dvd'sini bulamadım.köşe bucak bu filmi arıyorum.elime gecsin günde 6 defa dahi izleyebileceğim bir film.filmin yaklaık aşağı-yukarı 25 dakikalık bir kısmını you-tube'dan izledim.o kadarını izlemem bile film hakkında yeterli düşüncelere sahip olduğunu gördüm.aslında bu filmi ben değil sizin bile youtube'a girebiliyosanız bu filmi mutlaka görün-hele o gene kelly'nin yağmurun altında söylediği şarkı yok mu(galiba bu şarkı frank sinatra'ya mı ne aitmiş-sözleri filan)-gene kelly bir harikaydı-dansları da işin cabası işte.o görüntüleri izlemek isterseniz eğer you-tube'dan Singing in the Rain yazın ilk baştaki video görüntüsüdür.kaçırmayın derim..çok beğeneceksiniz muhtemelen.devam edersem birde filmde "good morning" adlı bir parça söyleniyor.oda filmin adı olan gene kelly'nin dansını aratmayacak güzellikte.gene kelly-donald o'connor bir de ismini bilmediğim biri(belki bu debbie reynolds'ta olabilir bu)-bir evin salonu diyebileceğim bir kısımda "good morning" şarkısını kol kola söyleyip dans ediyorlar.hakikaten son derece muhteşem bir film.bu film hakikaten arşiv olacak nitelikte.acaba bu filmi tv'den izleyen var mı,yada filmin dvd'si kimde var.25 dk'lık görüntüyle bu kadarını diyebiliyorum.artık gerisini siz düşünün filmle ilgili.amerikan sinema tarihinin de en iyi 5.ci filmidir ayrıca...
<p>Singin’in the Rain, yapım yılı (1952) ve tematiği dikkate alındığında, günümüz için daha manidar bir anlatıma sahip bence. Çünkü kamera önündeki sanatçıya bakarak tiyatroya, tiyatro oyuncusuna daha doğrusu çıplak ve katışıksız sahne performansına öykünmeyi anlatıyor. Romantik komedi ya da iyi bir müzikal deyiverip geçemeyiz bu filme. Bugün izlendiğinde daha manidardır diyorum çünkü sinema, teknolojiyle kol kola girmiş ve oyuncunun performansı aksak bile olsa bir takım rötuşlarla, suni katkılarla kamera önündeki oyuncuyu şişirmiştir bugün.</p><p>Film kendisini sinema büyüsüne kaptırmışlarla, oyunculuk yaptığını zannedenlerle, sinema camiasının, kamera önündeki gösterişin ve sunumların yapaylığıyla dalga geçmekle başlıyor. </p><p>Güzel görünümlü, kılık kıyafeti yerinde bir aktrist Lina (Jean Hagen). Sessiz sinema izlediğinizi düşünün, bu kadının ses ve aksan problemi olduğunu bilmiyorsunuz, her şey yolunda işte. Kadın sahnede, yapacağı birkaç iş var. Sarılmak, ıslak ıslak bakmak, küsmüş gibi yapmak filan...Kamera önündeki kadın oyuncu böylece ünleniyor, baş rol arkadaşı erkek zaten ünlü. Gazeteler, deklanşörler, geceler, kokteyller... Derken sinemada suflaj ve seslendirme teknikleri kullanılmaya başlıyor. Başlayınca n’oluyor dersiniz. Ne olacak, takke düşüp kel görünüyor. Birileri o kadına bir ses yakıştırıyor. Hani bizim Cüneyt Arkın’a, Aliye Rona’ya yakıştırdığımız sesler var ya işte ondan. Ses harika kadın güzel. Kadınla bütünleşiyor ses, cazibe artıyor. Yani o dönemde sesi olmadan kadın bir oyuncu olarak performans sergileyemiyor mu diyemeyiz. Çünkü sinema henüz gerçekliğini, anlatım özerkliğini kazanmış değil. Bir takım müzikallerden, danslı-figürlü anlatımlardan ibaret o dönemde çekilen filmler. Reji, plato, film bütçesi gibi kavramlar yok sayılır. Harika dans gösterileri sergileyen birkaç becerikli adam, güzel ve genç bir kadın oyuncu, yağmur, güneş, aşk, dudaktan öpüşme bitti. Sinema filmi deyince buydu yani. O yıllarda çekilip de bugün baş yapıt sayılan birkaç eser aşmıştır bu temayı. Teknolojik sinemanın günümüz izleyicisine hediye ettiği, oyuncu performansının dışındaki materyaller olmayınca iş kamera önündeki oyuncunun salt becerisine, izleyiciyi çekmesine kalıyor. Beceri işte, kişisel yetenek.</p><p><br />Yani sözü bugünün oyuncusuna getirmek istiyorum. Ne kadar yetenekli günümüz sinema sanatçısı? Ezberlenmiş ya da spontane mimiklerin dışına kaç oyuncu çıkabiliyor? Yani tamam yeteneklilerdir, öyleler de. Ancak, sinema, tiyatronun çıplak anlatımından uzaklaştıkça oyuncular hep hazıra konuyorlar gibi geliyor bana. Eskiden kesinlikle bu iş daha zordu. Bana öyle geliyor yani... Şu filmdeki dans figürlerini böyle mükemmel sahneleyemezseniz o filmi kim izler ki?? Aşk anlatımı filan işin hikaye kısmı. Filmin ismi bile bugün o filmden anlayabileceğimiz şeyin çok uzağında. Hatta komik bile... Singin’in the Rain deki dans gösterilerini mutlaka izleyin. Harika, bayıldım.</p><p><br />Bu film artist yakıştırmasını bol keseden dağıtmayalım için yapılmış. Yani o köylü aksanlı, oyuncu bozuntusu ( filmin anlatımı öyle) aktristi seslendiren kız var ya, yani esas kız. O kıza artist dememiz gerekiyor. Kız arkada. Moda deyimle işin mutfağında. Ve sahne sanatları için eğitim almış. Ağır başlı, bilgili, yetenekli. Jülieti seslendirecekse daha önceden eseri okumuş, tonu biliyor, aşka yatkın... </p><p>Yani böyle, bir şeyleri gayet iyi yapmak, fevkalade becerikli olmak gerekiyormuş eskiden görsel bir sanatı sunabilmek için…miş...</p>
don lockword yıllarca sahnelerde başarıyla dans etmiş bir sanatçıdır...ancak bir gün katy selden den kendisi için olumsuz eleştiriler duyunca,kendisine olan güvenini kaybedecektir..don un eski sevgilisi bu durumu kabul etmiyecek,onu tekrar kazanmak istiyecektir...konusu,müzikleri gene kelly nin bir sokak lambasıyla yağmur altında yaptığı dans gösterisi.söylediği şarkılarıyla,romantizmiyle bu film müzikal türünde her zaman bir numara olmuştur..mutlaka izlenecek ve arşivlenecek değerde bir film...