Roma Tatili
Roman Holiday
İsmi belirtilmese de İngiltere olduğu aşikar bir ülkenin prensesi olan Ann, maiyetiyle birlikte çıktığı uzun Avrupa turu esnasında Roma'ya gelir. Kariyerinin henüz başındaki çiçeği burnunda Audrey Hepburn'ün hayat verdiği genç prenses, mecburen tabi olduğu tüm protokollerden, sosyal rollerden ve süs köpeği gibi davranılmaktan son derece sıkılmış ve hayattan bezmiş durumdadır.
Nihayetinde o, altın kafesteki bir bülbüldür. Bir akşam, isyan ettiğinde sakinleşmesi için saray doktoru tarafından önerilip, nedimesi tarafından verilen bir sakinleştirici ilacı içtikten sonra, uyumak yerine kaçıp, şehirde küçük bir tur atmaya karar verir. Kaderin bir oyunu sonucu ilaç etkisini, genç, güzel ve tecrübesiz prenses şehre inmeyi başardığında gösterir.
Bir bankta sızan Ann'ın yolu, şehrin kötü şöhretli ve çulsuz paparazzilerinden biri olan fırsatçı Joe Bradley ile kesişir. Aslında naif biri olan, Gregory Peck'in canlandırdığı yakışıklı gazeteci, sarhoş sandığı genç kadını gayet asil duygularla, sokakta kalmaması için kendi evine getirmek zorunda kaldığında, hayatının "atlatma haber"inin de ayağına geldiğinden habersizdir.
Ertesi sabah Ann, gerçek kimliğini gizler.
Tüm şehir genç prensesi aramaya başladığında, geç de olsa gerçeğin farkına varan ama durumu genç kadına çaktırmayan Bradley, yakın dostu ve anasının gözü bir foto-muhabir olan Irving ile birlikte bir plan yapar: halkın arasına karışıp sıradan bir insan olmanın keyfini çıkartmak isteyen Ann'a, Roma'yı gezdirecek, bol bol fotoğraf çekecek ve Avrupa'nın en erişilmez şahsiyetlerinden biriyle, ona farkettirmeden müthiş bir röportaj yapmış olacaklardır.
Böylece Joe, müthiş hikayesi sayesinde memleketi Amerika'ya dönebilecektir. Plan işlemeye başlar. Ama naif ve güzel prenses ile yakışıklı gazeteci arasında gelişecek olan elektrik, kimsenin planında yoktur!
İlk başta klişe gibi görünen bir öyküye sahip bu film, William Wyler'ın yönetiminde ve iki müthiş başrol oyuncusunun unutulmaz performanslarıyla klasikler arasına girmeş ve 3 Oscar ödülünün de sahibi olmuştur. O zamana dek adı duyulmamış olan Audrey Hepburn, prenses Ann rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscarı'na uzanırken, bir anda tüm dünya tarafından hayran olunan uluslararası bir yıldıza dönüşmüştür.
Filmin gerçekten de kaotik Roma sokaklarında çekilmiş olmasının, sadece 1953'te değil bugün bile altından kolay kalkılamayacak bir iş olduğu aşikar...
Oyuncular
Gregory PeckJoe Bradley
Audrey HepburnPrenses Ann
Eddie AlbertIrving Radovich
Tullio CarminatiGen. Provno
Hartley PowerMr. Hennessy
Harcourt WilliamsKalantor Adam
Margaret RawlingsKontes Vereberg
Paolo CarliniMario Delani
Claudio ErmelliGiovanni
Paola BorboniSaygın Kadın
Alfredo RizzoTaksi Sürücüsü
Laura SolariHennessy'nin Sekreteri
Gorella GoriAyakkabı Satıcısı Künye
Yorumlar
Gregory Peck'in diğer filmleri
2004Audrey Hepburn: Ein Star Auf Der Suche Nach Sich SelbstBelgesel
2004The 76th Annual Academy AwardsMüzikal
2003Afi's 100 Years... 100 Heroes & VillainsBelgesel
2000Twentieth Century Fox: The Blockbuster YearsBelgesel
1998The 70th Annual Academy AwardsBelgesel
1997Afi Life Achievement Award: A Tribute To Martin ScorseseBelgesel
1994Theremin: An Electronic OdysseyBelgesel, Tarihi, Müzikal
1991Başkalarının ParasıDram, Komedi, Duygusal★ 7,8
"İstanbul Tatili" harikamız da bundan aşağı değildir. Hatta bana göre daha bile güzeldir..
Dünya sinemasının klasik filmlerinin başında gelir.
yıllar ötesinden gelen ve yıllara meydan okuyan keyifli bir yapım 8/10
bu filme dördüncü kez yorumculuk yapıyorum ki,aslında filmi 5 kez izledim.hayatımda bir 100 defa daha izleyebilirim nede olsa aşkım oynuyor sonuçta.filmi ilk defa seyredişimde filmi izleyemedim aşkım audrey hepburn'u izlemekten.filmde gözümü üstünden ayıramadım.çok doğal bişeydi ki bu prensesti nede olsa.24 yaşında prenses rolunde oynaması tavan yaptı sonuçta.gregory peck yakısıklı bulduğum gazeteci karakteriyle karşımıza çıktı.film icabı sokakta yatan prenses ann ile karşılaştılar.zaten filmim akibeti ne olduysa ondan sonra değişti.gregory'nin evide bir acayip ilginçti,asıl bir durum daha var aşkım uyandığında birden şaşkınlık geçirir,onun dışında gregory peck'in kendisine verdiği pijamaları giyer ki çok komik olur.prenses aşkım peck'in evinden ayrılırken para istemesi de filmin ilginç görüntülerinden olur.gregory 1000 liret verir de vermeside aşkım parayı sokakta harcar.uzun saçlarını kuaförde kısaya kestirmesi ilk izlediğimde şaşkınlık gecirmiştim,sonra bir daha normal karşılaştım.gazeteci joe bradlay güya hesapta prenses ile ropörtaj yazmaya gidecekti,yanında evinde getirdiği kadının prenses olduğunıu ancak iş yerine giderek ve gazeteye bakarak öğrenecektir,sonra evinin yanındaki komşusuna telefon ederek evini koruması isteyecektir.bunun dışında fotoğraf çekmek içinde eddie albert(irving radovich)'dan yardım isteyecektir de adama prensesin yanında yaptığını bırakmaz.itmeler,suyu yüzüne fırlatmalar gibi işte,fotograf çekeceklerdir,aşkım antik roma'yı gezerken ilginç görüntüler oluştu doğrusu.ırving'de peşlerinde tabi bu arada,audrey hepburn-gregory peck ikilisi romayı tam anlamda altından girip üstünden çıktılar yani,izlersin görürsünüz.zaten gezinin sonu karakolda noktalanır.öte yandan aşkım kuafördeki berberden akşam için bir partiye katılmak için davet alır,tabi gregory ile partiye gider,ırving oradadır,parti tam bir muamma ırving-peck ikilisi antika olan fotograf makinesinden prenses ann'ın kufaörle dans ederken resimlerini çekerler,ama bir kaç adam gelir ann'ı almaya durumu çakan peck-irving ikilisi hemen taarruza gecer,adamları denize döker de,aşkımın elinde bir enstrumanla adamın kafasına gecirmesi tam anlamıyla jeneriklik bir görüntü oluşturur.oradan kaçmaları da denize atlayarak olur,adamları da gelen polisler yakalar.zaten o geceden sonra maalesef birbirine çok yakıştırdığım ikili ayrılmak zorunda kalacaktır.araba birbirleriyle öpüşmeleri beni çok duygulandırdı.ondan sonraki gün gregory peck prenses ann'ın bulunduğu lüks malikanye gelir,bir sürü gazeteci ordusu tabi,sorular filan sorarlar.öte yandan ann bradley'le tokalaşır..irving de oradadır,prenses'e çektiği fotografları teslim eder.peck yine malikaneden mutlu bir şekilde ayrılır.genel olarak baktığımda tam bir romantik komedi,izlerseniz büyük keyif alırsınız,afişi bile çok güzel ben unutulmaz bir 2 saat gecirdim.roma'da acayip bir şehirmiş o zamanlar,o zaman ki görüntüsünü dahi beğendim filmde.aşkımın tavan yaptığı bir film.gregory pecki de çok beğendim filmde..zaten aldığı ödüllerden belli ne kadar mukemmel bir film olduğu..
FİLME ÜÇÜNCÜ KEZ YORUMCULUK YAPIYORUM.YAKLAŞIK 2 SAAT SÜREN BİR FİLMİ İLK ETABINI İZLEYEMEDİM.NEDENİYSE AUDREY HEPBURN'UN GÜZELLİĞİ,ÇEKİCİLİĞİ VE ZARİFETİYDİ GÖZ KAMAŞTIRAN BİR GÜZELLİĞİ OLUNCA FİLMİ İZLEMEK YERİNE PRENSESİMİ İZLEDİM.PRENSESİM DİYORUM ÇÜNKÜ ÇOK SEVİYORUM..ÖYLE Kİ FİLMİ İLK KEZ SEYREDERKEN GREGORY PECK'İ ADAM YERİNE KOYMADIM..AMA AUDREY HEPBRUN KRALİÇE HALİYLE NE GÜZELDİ..ONU O ŞEKİLDE İZLEMEKTEN GÖZLERİMİ ALAMADIM.İKİNCİ KEZ İZLEMEYE KALKTIGIMDA ADAM GİBİ İZLEYEBİLDİM.GREGORY PECK İLE AUDREY HEPBEURN ARASINDA YAŞANANLAR GERCEKTEN ÇOK İLGİNC.ZAMANIN ANTİKA ROMASI ŞİMDİNİN ANTİK ROMA'SIN DA ACAYİP BİR VAKİT GECİRDİLER.FİLMİ İZLERKEN ROMA ACAYİP İLGİMİ CEKTİ.ROMA'DA GİTMEDİKLERİ YER KALMADI Kİ İKİSİNİN EL ELE KOL KOLA GEZİP TOZDULAR.PRENSES ANN JOE BRADLEY İLE SADECE 1 GÜN GEÇİRMESİNE RAĞMEN NELER YAŞAMADILAR Kİ..FİLM YAVAŞ YAVAŞ AYRILIRKEN İKİLİNİN AYRILMASINA GERCEKTEN ÇOK ÜZÜLDÜM,FİLMDE BİRBİRLERİNE O KADAR ÇOK YAKISIYORLARDI,KEŞKE EVLENSELERDİ AMA OLMADI,KAVUŞAMADILAR BELKİDE AUDREY HEPBRUN'UN PRENSES TOLUNU OYNAMASININ ETKİSİ BÜYÜKTÜ ASLINDA AUDREY HEPBURN FİLMİN İLK 20 DK İLE SON 10 DK'SI BİR PRENSES ROLÜNDEYDİ ONUN DIŞINDA NORMAL BİR İNSAN GİBİ DAVRANDI FİLMDE..YA BU ÖYLE BÖYLE FİLM DEĞİL.55 SENE GECMESİNE RAĞMEN BU FİLM HALA İZLENİR NİTELİKTE..SİYAH-BEYAZLI DÖNEMİN EN İYİ FİLMİDİR BENCE,YADA İLK ÜÇE GİRMESİ GEREKİR.
Güzel bir film. Gerek Prenses Ann rolünde yine küçükhanımefendi, zarif,hoş. Audery Hepburn, gerekse yakışıklı gazeteci Joe Bradley rolündeki Gregory Peck harika bir iş çıkarmışlar özellikle de yalan kayasındaki o ellerini taşın ya da kayanın içine soktukları sahne çok hoştu, güzel bir filmdi ve de şunu da belirtmek gerekir ki yeşilçamdaki 1968 yapımı "İstanbul Tatili" filmi bu filmden alıntıdır daha doğrusu ilham kaynağıdır.
PRENSES ANN,MECBUREN TABİ OLDUĞU TÜM PROTOKOLLERDEN SOSYAL ROLLERDEN VE SÜS KÖPEĞİ GİBİ DAVRANILMAKTAN SON DERECE SIKILMIŞ VE HAYATTAN BEZMİŞ DURUMDADIR.NİYAHETİNDE O,ALTIN KAFESTEKİ BİR BÜLBÜLDÜR..BİR AKŞAM,,SİNİRLENDİĞİNDE SARAY DOKTORU TARAFINDAN ÖNERİLİP HİZMETÇİSİ TARAFINDAN VERİLEN SAKİNLEŞTİRİCİ İLE UYUMAK YERİNE KAÇIP ŞEHİRDE KÜÇÜK BİR TUR ATMAYA KARAR VERİR.KADERİN BİR OYUNU OLSA GEREK,İLACIN ETKİSİ GENC,GÜZEL,DENEYİMSİZ PRENSESİ ŞEHRE GELDİKTEN SONRA ETKİSİNİ GÖSTERİR.BİR BANKTA SIZAN PRENSES ANN'IN YOLU SEHRİN KÖTÜ ŞÖHRETLİ VE ÇULSUZ PAPARAZZİLERİNDEN BİRİ OLAN JOE BRADLEY İLE KESİSİR.YAKISIKLI GAZATECİ BRADLEY PRENSESİ EVİNE GETİRDİĞİNDE ASİL DUYGULARLA SOKAKTA KALMAMASI İÇİN EVİNE GETİRMEK DURUMUNDA KALDIGINI SÖYLER..ERTESİ SABAH ANN,GERCEK KİMLİĞİNİ GİZLER.TÜM ŞEHİR AYAKTADIR,PRENSESİ KAYIPTIR VE ONU ARAMAYA BAŞLARLAE.BU DURUMU ANN'A ÇAKTIRMAYAN BRADLEY YAKIN DOSTU OLAN IRVİNG RADOVİCH İLE BİR PLAN YAPAR.HALKIN ARASINA KARISIP SIRADAN BİR İNSAN OLMANIN KEYFİNİ ÇIKARTMAK İSTEYEN ANN'A ROMA'YI GEZDİRİP BOL BOL FOTOGRAFLAR CEKECEKLER,AVRUPA'NIN EN ERİŞİLEMEZ ŞAHSİYETLERİNDEN BİRİSİYLE ONA ÇAKTIRMADAN SÜPER BİR RÖPARTAJ YAPACAKTIR..BÖYLECE BRADLEY BU MUTHİŞ HİKAYE SAYESİNDE MEMLEKETİ AMERİKA'YA DÖNECEKTİR..PLAN ARTIK İŞLEMEYE BAŞLAMIŞTIR.AMA GUZEL PRENSES İLE YAKISIKLI GAZATECİ ARASINDA GELİŞECEK ELEKTRİK KİMSENİN AKLINDA YOKTUR..AUDREY HEPBURN'A BU FİLM EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜNÜ KAZANDIRMIŞTIR..
Bu film Business Channel'da çıkıyor sık sık bunun gibi klasik filmlerde çıkıyor bütün gün izlemek isteyen izleyebilir kanaldan
BU FİLMİ İTALYAN DEVLET KANALI OLAN RAİ'DE İZLEMİŞTİM.GAYET ETKİLEYİCİ BİR FİLMDİ.
Klasik bir film.
<p>zengin, ünvanlı ama mutsuz bir pranses gercek hayatı yaşamak üzere gittiği roma tatili sırasında evden kacar. ve roma da güzel, maceralı birkaç gün geçirir. tesadüfen tanıştığı bir gazeteci ile birbirlerine aşık olurlar. sonu için diyebileceğim; sanırım nasıl yakışık alıyorsa öyle bir senaryo yazmışlar.</p>