The Defiant Ones

Kader Bağlayınca (The Defiant Ones)

Yıl1958
Süre102 dk
TürDram, Gerilim, Aksiyon
Kadro

Oyuncular

6 kişi
Yapım

Künye

YönetmenStanley Kramer
SenaryoNedrick Young
Görüntü YönetmeniSam Leavitt
ŞarkıErnest Gold
Sinemaseverler

Yorumlar

4 yorum
serdardemirkiran9 Nisan 2017

“Herkes sonunda yalnız kalır, sadece sen değil. Herkes.” Amerika’da zencilerin hala ikinci sınıf insan sayıldıkları bir dönemde geçen ve insanların eşitliği üzerine söylemleri olan, bilhassa filmin çekildiği zaman dilimi göz önüne alındığında hayli cesur olarak adlandırılacak bir film. Çevrildiği dönemde hem eleştirmenler tarafından beğenilen , hem de gişede başarılı olan film; En İyi Senaryo ve En İyi Görüntü dallarında Oscar kazanmış, ayrıca En İyi Film, Yönetmen, Erkek Oyuncu (Curtis ve Poitier), Yardımcı Erkek Oyuncu(T. Bikel), Yardımcı Kadın Oyuncu (C. Williams) ve Kurgu dallarında Oscar adayı olmuştu. Mahkumları taşıyan hapishane aracı kaza yapar, arka bölümde bulunan mahkumlardan birbirlerine zincirle bağlı olan ikisi John (T. Curtis) ve Noah (S. Poitier) kaçmayı başarırlar. Biri beyaz diğeri zenci olan mahkumlar birbirlerinden nefret etmektedirler aynı zamanda. Hapishane müdürü bile telefonda şerife “senin onları yakalamana bile gerek kalmayacak, onlar birbirlerini öldürürler”demektedir. Peşlerine silahlı ekibi ve köpekleriyle Şerif MaxMuller (T. Bikel) takılıyor. Adalet dağıtıcı olarak gösterilen şerif, pek çok filmde resmedildiği gibi acımasız biri değilde son derece adil davranan bir kanun adamı olarak gösteriliyor. Kaçakların üzerine doberman köpeklerinin salınmasını engelliyor ve “İşimiz onları yakalamak, yok etmek değil” diyerek farkını gösteriyor. İki mahkumun birbirlerinden nefret ederek başlayan kaçışları, zaman içerisinde birbirlerini tanımaya ve bunun sonucu dostluk ortamının oluşmasını sağlıyor. Film tamamen sembolik bir anlatım üzerine kurulu, zenci beyaz ayrımının had safhada olduğu bir dönemde beyaz ve zenci mahkumların birbirlerine zincirleme olayı hiç gerçekleşmemiştir. Ama film bunu yaşanmış gibi göstererek bu kadar birbirine nefret duyanların bile bir noktada anlaşacaklarını ve arkadaş olabileceklerini göstermek amacıyla kullanıyor. Hollywood’un sosyal konulara değinmesi ile bilinen ismi yönetmen Stanley Kramer’de bu ırk ayrımı üzerine olan filmini en yoğun dönemde seyirciye sunarak izleyenlerin vicdanlarına ulaşmayı başarıyor. İki usta isim Curtis ve Poitier’in karşılıklı oyunculuklarını döktürdükleri ve başarılı oyun sergiledikleri film bir kaçış olayından çok kaçış fonunda iki farklı dünyadaki insanın analizini bize sunuyor. John’un Noah’a “Bana teşekkür etme. Sonra benim de sana teşekkür etmem gerekir” sözü ile, John’un kendini anlatırken Noah’a “Büyük hırsızlık yaparsan, hiç kimse seni yakalayamaz” sözü dikkat çekiyor. Günümüz bakış açısıyla bakıldığında film pek çok izleyene vasat bile gelebilir. 1950 ler de ırkçılığa karşı cesur duruşuyla takdir toplayıp epey ses getiren film bu türün öncü filmi sayılıyor. Filmi değerlendirirken o günkü dönem ve şartların göz önünde tutulması çok önemli. Yakalandıklarında kendilerini linç etmek isteyenlere John’un “Ben beyazım, beni linç edemezsiniz” sözü bize o günkü bakış açısını çok iyi yansıtıyor. Sonuçta o dönem Amerikan sinemasında çok az rastlanan bir anlatım tarzına sahip bir film var karşımızda ve klasik tanımını tam anlamıyla hak eden bir film. İzlenmesi gereken filmlerden…

AlınYazısı31 Ağustos 2016

Arkadaşlık, Dostluk ve Irkçılık üzerine yapılmış anlamlı bir film. Bir kaza sonucu mahkum aracından kaçan biri siyah biri beyaz iki arkadaşın hikayesi. Film başlangıç ve orta kısmında bir iç çekişmenin yaşandığına şahitlik eder. Finale doğru giderken, Arkadaşlık dostluk insanlık Irkçılığı ve nefreti yener. Beraberlik ve birlik mesajı verir. Güzel anlamlı bir yapım.

Sylvester Stallone9 Eylül 2008

<p>filmin ismi ingilizce olarak karşıma çıkmış.filmin türkçe adı:KADER BAĞLAYINCA'DIR.her neyse ben 50 sene öncesine gidip yorumumu yapayım:TONY CURTİS ve SİDNEY POİTİER,bir kamyonette giden onlarca mahkumdan sadece ikisidir(yıllarca hapiste yatan birileridir),sidney'i uyarmalarına rağmen o şarkı söylemektediR(allah muhafaza bir sesi var,kendisini pek Amerikalı'ya benzetemedim doğrusu),şoför ona 2-3 kez daha sus deyince o hala şarkı söyler,CURTİS devreye girer,onu durdururda bu seferde ikili kavga etmeye başlar,ve bu seferde kamyonet karşından gelen bir araca çarpmamak için sollama yapmaya kalkınca kamyonet yuvarlanarak aşağıya düşer,bu sırada curtis-sidney ikilisi araçtan firar ederek kaçarlar.bunu polisler daha sonradan farkedeceklerdir,polisler olay yerine gelince kaçanlardan birinin siyahi olduğunu anlar,bu bizim ikilide birbirlerine bağlıdır,nedeniyse her ikisininde kelepçeli olmalarıdır,bir curtis,bir sidney birbirilerini çekerek götürürler,ve bir ormana gelirler,ellerine aldıkları taşla kelepçeyi kırmayı denerler(kelepçede milattan kalma),onlar nereye konusunda nereye gideceği tartışıp dursun,polisler yanlarındaki köpekleri devreye sokar,onlarda bir karar alıp kuzeye gitmeye karar verirler,yalnız kuzeye gitmek için nehirden geçmeleri şarttır,bunu yapmak hiç kolay olmaz,sonucunda nehirdeki akıntıya kapılarak 100'lerce mil aşağıya sürüklenirler,curtis'in bir taşa tutunmasıyla kurtulup,bir ormanda sabahı yaparlar,sabahta yağmurlu bir günde yola koyulurlar,ancak karşılarına bir at arabasını görünce ne yapamayacğını bilemeyen ikili çareyi bir çukura atlayarak bulur,yalnız çukurun içi çamur deryası gibidir,ata arabası gider de gitmesine,bu ikilinin çukurdan çıkması hiçte kolay olmayacaktır,keza çukur oldukça derindir,taşlara,dağlara tutunsalarda her seferinde aşağıya düşerler,en sonunda curtis çareyi sidney'in omuzunda çıkarak ancak çukurdan çıkabilir,onuda yukarı çekmeyi başarır,geceyi orada geçirirler,bir diğer günse bir kasabaya giderler,valla kasabada ne işleri varsa,bir evin çatı katından eve girmek isterler,yalnız çatı üstü kilitlidir ve kelepçeyle açarlarda inmeside bir o kadar da zor olur önce curtis inecektir,yalnız boyunun belki de kısa olmasıyla inemez ve en sonucunda atlar ki arkadan sidney gelir,içeriye girip birşeyleri devirirler:curtis'te sidney'e:YAVŞ OLSAYDIN SENİN SAYENDE BÜTÜN MAHALLEYİ AYAĞA KALDIRDIK Diyerek zerzenişte bulunur,kasabadaki insanlar durumu anlayınca,ikili çareyi kaçmakta bulur,yolda ikide adam döverler,yalnız kaçacak delik bulunamaz,kasabakiler bu ikili yakalar ve sonrada bağlarlar,adamın biri sidney'e pek hoş davranmaz ve 2 tokat atar,ikili geceyi bir kulubede geçirir ve sabhaleyinde bir adam kendi isteğiyle onları serbest bırakır,onlar dağ-tepe-ova demeden kaçışlarını sürdürürler de yine kavga ederler bu sırada bir çocuk o noktaya gelir ve silahıyla onları korkutur,sidney çocuğu döver,çocuk bayılır,ayıldıktan sonrada curtis'in yanına gider,daha sonra çocuk bunları alıp evine götürür,en azından karınlarını açtır,sidney her zaman olduğu gibi gittiği yerde pek hoş karşılanmaz,aynen burada olduğu gibi,çocuğun annesi bunlara yemek verir kahvede içerler,sonrada çocuktan demir bulmasını ister curtis,kelepçeyi kırmak için kelepçeyi sidney kırarda bu sırada curtis bayılır,oradaki kadın curtis'e yardım eder,sidney de uyuyup kalmıştır,gec kendine gelince curtis kadınla konuşmaya başlar,sabah oluncada gitmek için planlar yaparda,yalnız ortada bir sorun vardır:curtis kadından hoşlanır,kadından da curtisten,bu sırada kadının bozuk olan arabasını tamir eder curtis,sidney'in hiçbir şeyden haberi yoktur,o daha sonra gelir,ve sidney'e yol gözükür,curtis'le kadın başbaşa kalır çocukla beraber(yalnız birdenbire tartışırlar,çocuk aldığı silahla curtis'i omuzundan vurur,curtis vakit kaybetmeden o evden gider,arkasından da polislere eve gelir,kadını sorgular,ama amaclarına ulaşamazlar curtis sidney'i arar yollarda ve nitekimde bulur,yalnız omuzundan yaralı olması biraz koşmasına engel olur,onlar bir yolunu bularak tren raylarında ulaşır,yukarıdan giden trene yetişmek için var güçleriyle koşarlar,curtis haliyle yetişemeyecek,sidney trene binmiştir ama onu kolundan tutarken aşağıya düşerler,trende gider,onlar düştükleri yerde kalırlar sonrada köpeklerin sesini duyarlar ve belki de kaderlerine razı bir şekilde polisi beleyecektirler ve poliste zaten oraya ulaştığında film bitecekti,FİLMİN ADINA YAKIŞAN BİR FİLM OLMUŞ,TONY CURTİS-SİDNEY POİTİER İKİLİSİ BİR HARİKA,ET TIRNAKTAN AYRILMAZ MİSALİ BUNLARDA BİRBİRİNDEN AYRILAMAZLAR,hatırlatmakta yarar var bu film oscar ödüllüdür,izledikten sonra arşivinizde bulunması gereken bir film olacaktır,İmza Benden:KADER BAĞLAYINCA(1958).</p><p>&#160;</p>

nedim yıldız22 Kasım 2007

amerikan sinemasının ırkçılık ve arkadaşlık üzerine yaptığı en güzel filmlerden birtanesi..tony curtis ve sidney potierin sinema hayatlarındaki en başarılı rolleri.film 1959 yılının oscar ödüllerinin büyük çoğunluğu almış,yurdumuzdada kader bağlayınca olarak sinemalarda oynamıştı...mükemmel bir film,mutlaka seyredin,arşivinizde yer alsın....

Yorum yaz

Benzer

Tony Curtis'in diğer filmleri

Filmografi →