Yüzleşme
Bir yanda kent yaşamı, insanı içine çeken bir kara delik misali zamana inat hızla akarken, bir yanda kesişen yaşamlar, aşklar, ayrılıklar, hüzünler ve sevinçler vardı...
Çok farklı hayatlar yaşanır sanılır ama, aslında bir kameranın ardından bakıldığında, aşklar da aynıdır, kavgalar da, sevinçler de benzerdir hüzünler de...
Bir tarafta boşanma travması sonrası aşk-korkak bir erkek, diğer tarafta aşkını yitirmenin melankolisinde ayrılık-sarhoş bir erkek... Ve duygaların girdabında aşkı arayan bir kadın...
Aşk tanrıçası, kendinden kaçanı kovalayıp tam köşeye sıkıştırmışken, oklarından kurtulup yalnızlığına dönen adamı orada bırakıp, okunu çoktan yeni hedefine doğrultmuştur...
Kadro
5 kişiOyuncular
Yapım
Künye
YönetmenAhmet Salih Aktaş
SenaryoAhmet Salih Aktaş
Görüntü YönetmeniOrhan Anafarta
YapımcıCan Mengilibörü
MüzikAttila Şenkon
Sinemaseverler
8 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →





<p>Anlatıcı kadının prozodi hataları dışında sitede "Kısa Film" vasfını hak eden sayılı filmlerden. Filmin bir kere profesyonel ellerden çıktığı; kamera açılarından ve ışık+ses kullanımından belli. Filmin başında ben hayat realitelerinden sıkılmış, boşlukta bir erkek gördüm. Toplum içinde yaşanan yalnızlık gibi. Keşke biraz daha alt kültüre ait olan imgelere yer verilseydi. Çünkü herkesin yaptığı kolay yol seçilmiş: Kuru kalabalık ve kent yaşamı.</p><p>Bu film için aslında 7 ay önce yorum yazmayı düşünüyordum. Nedense hep bir engel çıktı. Neden acaba? Başık "Yüzleşme". Bir kere "Yüzleşme" bir kısa film için iddialı bir başlık. Filmin başında çalan piyanoyu saymazsak, yalnız bir adamın neler yapacağına dair merak duygusunu uyandıran kareler var filmde. Ancak mektup ve akabinde kadın anlatıcının mağrur sesi bütün hevesleri kırıyor. Galiba aşka dair bir yüzleşmeyi göreceğiz derken, sonuçta bir yüzleşme göremiyoruz. </p><p>Kağıttan gemi de, filmle bütünleşmiş güzel bir olgu. Ancak filmlerde eşya temelinde yer alan imge bağıntıları ve çağrışım nesneleri, daha önceden başka filmlerde çok kullanılmış olması nedeni ile filme dair hevesleri iyice kırıyor. Ben filmin ilk dakikasından itibaren kent yaşamından sıkılmış bir adamın hayatı ve aşkı sorgularken, daha sert ve gerçekçi davranmasını isterdim. Naif bir piyano sesi, kağıttan bir gemi ve dünyevi bir aşk bana yetmedi.</p><p>Ahmet Salih Aktaş, Levent Hacıyusufoğlu'nu oynatmak yerine, kendi görünümünde bir kaç değişiklik yaparak onun rolünü de kendisi oynasaydı daha iyi olurdu. Filmi yönetmek kadar çok da iyi oynamış. Özellikle traş sonrası ciltte, kolonya ile birleşme anında ortaya çıkan haleti ruhiyeye bayıldım :)</p><p>Sonuç olarak elde kalan, usta ellerden çıktığı bariz olan, çekim kalitesi ile göz dolduran ancak, konu olarak kolaya kaçan ve adının içeriği tam olarak dolduramayan soft bir aşk sorgulamacası yüzleşme(me)... </p><p> </p>
<p>Ayrılık sadece küllük dolusu izmarit, viski, fotoğraflar ve bir koltukta sızılarak kıstırılan kalp ağrısı gibi anlatılsaydı yavan kalırdı bence.</p><p>Ancak öyle usta ve ince bir iki şey vardı ki; muhtemelen uzun süre aklımda kalacak. Erkek oyuncunun kiraladığı evdeki çivili duvara dokunuşu mesela...Duvara değilde sanki yarasına dokunur gibi...acıtman..</p><p>Ve dergileri arasında kalmış mektuba uzanışı ; çok sancılı ve sahici bir merak vardı gözlerinde.</p><p>Kadın oyuncunun kahvesindeki kayık ise fevkalade...</p><p>Emeği geçenlerin ellerine sağlık. </p>
Aşkın anlaşması olmaz . Baştan yapılan pazarlık 'Asla aşık olmayacağız .'sözü çok iddalı çünkü insan kendini engelledikçe, aşık olmayı daha çok ister.Kaybetme korkusuyla aşktan kaçan insanlar ,artık çok fazla .Bence film bunu iyi anlatmış .
yüzleşme başlığı çarpıcı iddialı bir başlık..bir de filmi izleyince neyin yüzleşmesi ?? sormamak elde değil.yani filmde yüzleşmeyle ilgili hiç bişey göremedim..ben olsam içeriğe uygun bir başlık verirdim..o zaman da kimsenin de izleyesi bile gelmezdi..:)boşlukta sallanan adam yüzü ve mimikleriyle güzel oynuyor kadın ve diğer oyuncu konuyu oldukça kurulaştırmış..çekim görüntüler gayet güzel sessiz film gibi izleyesim geldi..yüzleşme deyince benim aklıma sadece boşlukta sallanan adam gelecek galiba..:)başarılar..
Ahmet Salih Aktaş için, Sinematürk'teki görev ve sorumluluğunun, sinemayı yapanlar kadar emektar oluşunun takdiri yönünde yönünde yorum yapmıştım. Bunu çok hak ediyordu. <strong>Yüzleşme</strong> filminde de takdiri hak etmekte. Anlatım üzerinden konusuna vakıf olduğumuz senaryonun, <strong>kısa sürede</strong>, etraflıca verilmesi başlı başına bir beceri işidir. Eleştiri olarak;anlatımın çok kuru tonlamalarla verilmiş olması ve tesellinin sigarada neden bu kadar çok arandığı söylenebilir.
Eveet, sitemizin beyni, eli ayağı, yöneticisi, sahibinin de bir "AŞK" adamı olduğunu görmek çok güzel bir duygu. Dünyayı yaşanabilir kılan böyle insanlardır. Benim haaalaaa umudum vaaaar :)) Elinize sağlık Ahmet bey. Kısa film çekmek zor bir iş olsa gerek. İsteneni çok kısa bir sürede anlatmanız gerek ki bunda çok başarılı olmuşsunuz. Özellikle çay fincanında kağıttan kayık yüzdürmek öyle her babayiğidin düşünebileceği bir incelik değil!! Sanırım günü kötü geçen herkesin gününü aydınlatan bir hareket olurdu...Benim de tek eleştirim kadın karakterin mektubu okurkenki ruhsuz tonlaması. İnsan aşkından yanıp kül olurken, mecnun olup çölleri ararken bu ses tonuyla mektup okuyamaz diye düşünüyorum. Beni tırmalayan bir tek bu oldu. Sevgiyle, aşkla kalın, sevgiyle, aşkla üretin...
Kamera kullanımı çok güzel olmuş.Öyküyü de kısa sürede anlatabilmiş,güzel bir film bence.
eline sağlık.. ama keşke anlatıcı kadın hiç anlatmasaymış.. güzel kareleri var.. uğraşıldığı belli.. ama öykü zayıf biraz.. sürekli üretmen dileğiyle