Aşk Hırsızı
Zeki, hasta annesine bakabilmek için uğraşan yoksul bir gençtir. Annesinin ilaçlarını alabilmek için sürekli çalışır. Kumara düşkün ve sarhoş kardeşi ise ona hiç yardımcı olmaz. Kardeşi, Zeki’nin bakkal dükkânını satarak kazandığı parayı arkadaşlarıyla harcar. Bu sırada mahallelerindeki köşkü zengin bir aile satın alır. Yeni taşınan ailenin babası, kimseyle konuşmayan kızı Leyla’nın hasta olduğunu düşünür.
Leyla’nın mutlu olması için elinden geleni yapar. Bu durumu öğrenen Zeki’nin kardeşi ve arkadaşlarıysa ailenin parasını almak için plan yaparlar. Plana göre Zeki’yi Leyla ile evlendirmeye karar verirler. Zengin bir işadamı gibi davranan Zeki ile Leyla kısa sürede yakınlaşır. Fakat annesine yardım için girdiği bu işte Leyla’ya âşık olan Zeki’nin sırrı er geç ortaya çıkacaktır.













Korktuğum başıma geldi sonunda. Günlük yaşantımızda başımızdan eksik olmayan hırsızlıklar ve hırsızlar, sinemamızda da boy göstermeye başladı. Bağdat Hırsızı, At Hırsızı, Çocuk Hırsızı, Gönül Hırsısı, Mücevher Hırsızı, Sevimli Hırsız, Çapkın Hırsız. Bu hırsızlar sonraki yıllarda sinema salonlarımıza arz-ı endam edecekler. Bu hırsızların sinemaya girmesine öncülük eden ilk isim Hüseyin Peyda ağabeymiz. Pek de günahını almamak lazım bu konuda ağabeymizin. Orhan Erçin Bey “Aşk Hırsızı” isimli hikayeyi yazmasaydı aklına gelir miydi, hırsızı salonlara sokmak. Biz seyirciler de salonda hırsız olduğunu bile bile gitmişiz. Pes vallahi. Fatma Girik, Hüseyin Peyda, Suphi Kaner, “Sokak çalgıcılarının içinde bulundukları durumu anlatmaktalar” diye yazmakta, Sayın Agah Özgüç’ün anılan kitabında. Filmde çalınan aşk herhalde bakkaldan veya bir evden çalınan nesne olmasa gerek, olsa olsa Hüseyin Peyda Fatma Girik’in aşkını çalmıştır, diye düşünüyorum. Sinema arşivlerinde bu filmin senaryosu veya filmi bulunmuyorsa, hep beraber bu filme yeni bir senaryo yazmaya başlayalım mı? Ne dersiniz? Kyn: "Aşk Üzerine Söylenmiş Herşey" isimli çalışmamdan