Çinliler Geliyor
İki katlı ahşap evleri, meydanı ve dar sokaklarıyla tipik bir batı Anadolu kasabasında Kurtuluş günü yaklaşmaktadır. Kasabanın yerli halkından bir grup koro oluşturarak Kurtuluş günü için bir sanat müziği konseri hazırlığına girişmiştir. Koro provaların sonuna yaklaşmaktadır. Koroda üç kadın, üç erkek şarkıcı; ud, keman ve klarnet olmak üzere üç de enstrüman bulunmaktadır. Korodaki kişiler aynı zamanda hikayemizin kahramanlarıdır.
Koronun şefliğini kasabanın tatlıcısı Salih (Cüneyt Türel) üstlenmiştir. Salih 60-65 yaşlarında sert mizaçlı, duygularını belli edemeyen bir adamdır. Karısı ölmüştür, büyük oğlu ve onun ailesiyle beraber yaşamaktadır. Türk sanat müziğine olan tutkusu küçük yaşlarda başlamıştır.
Kemancı Osman (Bülent Kayabaş) kuruyemişçidir. 40-45 yaşlarında bir adamdır. Evlidir. Salihin erkek kardeşidir.
Klarnetçi Tevfik (Yaman Tarcan) ise tesisatçıdır. Çingenedir.
Udi Leyla (İpek Bilgin) 50-55 yaşlarında bir ayağı sakat olduğu için koltuk değneği ile yürüyebilen bir kadındır. Kocası hacıdır (Erol Demiröz) ve koroda çalgı çaldığı için kocasıyla arası biraz açıktır. Tek oğulları askerlik yaparken Doğuda şehit olmuştur. Leyla ud çalarak kendisine teselli aramaktadır.
Korodaki kadınlardan Zehra (Nilgün Belgün) 45 yaşlarında, alımlı ve biraz da hoppa bir kadındır. Pavyonda konsomatrisken kasabanın en zengin adamı beyaz eşya bayii Hayri (H. Avni Danyal), onu pavyondan çıkarıp nikahlı karısı yapmıştır. Zehra sanat müziği şarkılarını pavyon tarzında biraz abartılı bir şekilde yorumlamaktadır. Zehra koro şefi Salih ile de belli belirsiz bir flört halindedir.
Korodaki bir başka kadın olan Adalet (Belit Özükan), ortaokulda müzik öğretmenidir. 25-30 yaş arası çok güzel bir kadındır.
Korodaki son kadın Ayşe (Şenay Gürler), bankacıdır. Kasabanın yerlisidir. Duldur. Ağzı iyi laf yaptığı için bütün kasabayı kredi kartı müptelası yapmıştır. Bazılarıyla bu nedenle arası bozuktur.
Korodaki erkeklerden Yaşar (Yavuz Sepetçi) 40 yaşlarında uzun boylu, sıska ve yalnız bir adamdır. Kırtasiyecidir. Dükkanında kitap da satmaktadır. Alkoliktir. Kredi kartı borcu nedeniyle bankacı Ayşe ile arası bozuktur.
Belediye fen memuru Hakkı (Hakan Salınmış) korodaki erkeklerden bir diğeridir. Kendi ifadesine göre Belediyeyi o yönetmektedir.
Gazeteci Ahmet (Gürgen Öz) 30 yaşlarında yakışıklı bir gençtir. Üniversiteden mezun olup kasabaya dönmüştür. Kasabanın gazetesini çıkarmakta, ayrıca kasabanın tek televizyonunun müdürlüğünü yapmaktadır. Kasabanın medyası ondan sorulur. Ahmet, Adalet öğretmen ile flört etmektedir.
Koro kendi arasında çok ideal olmasa da bir uyum tutturmuş ve Kurtuluş gününden önceki son provalarından birindedir.
Hep birlikte Sadettin Kaynakın Bahar Bitti, Güz Bitti adlı eserini çalışmaktadır. Herkes yaklaşan konserin heyecanı içindedir.
Kasaba ertesi güne uyandığında görünüşte herşey eskisi gibidir, Kasaba sınırında beliren iki büyük siyah jip belediye binasının önünde durana kadar gerçekten de herşey eskisi gibidir. Jiplerden çıkan üç-dört Çinli yanlarındaki Türk işadamı (Sinan Albayrak) ile birlikte belediyenin merdivenlerine yöneldikleri andan itibaren ise artık kasabada hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Haber kısa sürede bütün kasabaya yayılır; Çinliler kasabaya büyük bir yatırım için gelmektedirler. Binlerce dönüm arazi alarak burada yem-gübre üzerine büyük bir fabrika, ayrıca spor alanları, alışveriş merkezleri inşa edeceklerdir. Arazi kasabanın Çayır adı verilen mevkiindedir.
Kasabaya yabancı sermayenin ilgisi herkesten çok kasabanın en zengin adamı Hayriyi ilgilendirmektedir. Hayri, Fen memuru Hakkı, Gazeteci Ahmet ve Bankacı Ayşe ile işbirliği içinde bu yeni gelişmeyi ne şekilde yöneteceğinin planlamasıyla meşguldür. Çayırın etrafı da değerlenecektir ona göre. Oradaki toprakları bir bir sahiplerinden toplamaya yönelmek niyetindedir.
Çayırdaki en büyük arazi Yaşara aittir. Yaşar üst üste içtiği şarapların etkisi altında dünyadan elini eteğini çekmiş biridir. Ona yanaşmaya çalışırlar. Yaşar oralı olmaz.
Tatlıcı Salihin de Çayırda yeri vardır. Kardeşi Osman paraya ihtiyacı olduğu için orayı satmak niyetindedir, ama Salih anne yadigarı olduğu için oranın satılmasına karşıdır. Osman Salihin oğluyla işbirliği içindedir.
Udi Leyla ise, Çayırdaki yerlerini satıp hacca gittiği için kocasına küsmüştür. Hacı ise, Sattımsa parayı kumarda mı batırdım? kadınlarla mı yedim? Neticede hacca gittim. diyerek karısını yumuşatmaya çalışmaktadır.
Kasabadaki birkaç kişi hariç herkes çalışmadan, kısa yoldan servet sahibi olma hayallerine kapılmıştır. Kimi Çinliler için otel yapmaya, kimi lokantasını Çin yemeklerini de katarak büyütmeye niyetlenmiştir. Kimi hemen yeni bir otomobil almak, kimisi ise mobilya takımlarını değiştirmek derdindedir. Herkes kendine göre bir hayalin peşindedir ve Çayırda yeri olmayan olana, Çayırda yeri az olan çok olana kıskançlık içinde davranmaya başlamıştır.
Tüm bu değişimin ortasında koroyu konsere hazırlamaya çalışan Salih ise çaresizdir. Çünkü koro elemanlarından bazıları artık provalara gelmemektedir. Koro çalışmaları aksamaya başlamıştır. Bu sırada kasabaya Kurtuluş günü hazırlıkları için bir tribün kurulmaktadır. Ancak zengin olma histerisi içindeki kasabalılar o tribünün niçin kurulduğuyla ilgili değillerdir.
Kasabanın görünürdeki huzuru ve uyumu tamamen değişmiştir. Eskiden halı altına süpürülen şeyler ortalığa dökülmeye başlamıştır. Kardeşler, karı- kocalar, baba-oğullar arasında eski husumetler zengin olma hayalleri üzerinden günyüzüne çıkmıştır.
Herkes traji-komik bir şekilde Çinlileri beklemektedir. İtfaiye caddeleri sulamakta, yol işçileri kaldırım kenarlarını boyamaktadır. Ana caddedeki harap evlerin duvarları boyanarak yenilenmektedir. Çinili Büfe tabelasındaki i harfi kazınarak Çinli Büfe haline getirilmektedir. Bir başka dükkana China Town tabelası asılmakta, Köfteci Nuri tabelası Köftheci Nuri olarak, Cevdet ve Mahdumları tabelası Cevdet and Sons olarak, Kasap tabelası Kassapp olarak değiştirilmektedir.
Kasabanın kurtuluş törenleri için kurulan tribünün üstüne boydan boya büyük bir flama asılmıştır. Flamada YOMO yazmaktadır. YOMO kasabaya yatırıma gelecek olan Çinli firmanın adıdır.
Salih olan bitenleri şaşkın izlerken bir yandan da kendi yerinin satılmasına Anamdan kalan son yer bu! Sattık sattık yedik kaç senedir... Ayrıyeten gavura satıyon bu sefer, sonra dönüp aynı evde bey yapmazlar adamı. En fazla kahya olursun! diyerek direnmektedir meyhaneciyle konuşurken. Meyhaneciye: İyi de bunların gelecekleri ne malum? diye sormaktadır Salih. Meyhanecinin yanıtı ise varolan durumu özetlemektedir: Başka şansları mı var abi? Biz domalmışız bi kere
Kasaba Çinlileri beklemektedir, heyecan içinde. Herkes elinde ne varsa satıp paraya çevirmeye hazırdır çoktan.
Oyuncular
Cüneyt TürelSalih
Yaman TarcanTevfik
Bülent KayabaşOsman
Nilgün BelgünZehra
Yüksel ArıcıCumali
İpek BilginLeyla
Erol DemirözHacı
Gürgen ÖzAhmet
A. Yavuz SepetçiYaşar
Serkan KeskinAsım
Derya DurmazNeriman
Sezgi MengiBedri
Belit ÖzükanAdalet
Şenay GürlerAyşe
İhsan BilsevOtelci
Sinan AlbayrakYuppie
Hakan SalınmışHakkı
Salih KalyonKoreli
Nevzat ŞenolMeyhaneci
Efe ÇetinelAli
Hüseyin Avni DanyalHayri
Deniz AlanEmine
Barış Akın Künye
Yorumlar
Cüneyt Türel'in diğer filmleri
2010Lale Devri 1. SezonDram, Duygusal★ 7,1
2010ÇakalDram, Psikolojik★ 8,7
2010Deli SaraylıKomedi, Tarihi★ 8,2
2010Doktorlar 4. SezonDram★ 7,7
2009Ölü Yaprak VuruşuDram, Aile★ 7,7
2009Parmaklıklar Ardında 3. SezonDram, Gerilim★ 8,5
2009RinaDram, Komedi, Duygusal★ 8,0
2008Mevlana Aşkı DansıDram, Belgesel★ 8,3
Film tv dizisi şeklinde çekilmiş zeki ökten gibi çok güzel komediler çekmiş bir yönetmenden beklenmeyecek kadar zayıf bir çalışma iyi oyuncu kadrosundanda pek yararlanılamamış gürgen öz biraz tebessüm ettiriyor ama buda filmi iyi yapabilecek bir şey değil fikir güzel ama bir çok filmimizde olduğu gibi senaryoya pek yerleştirilememiş oyuncu kadrosu ve zeki ökten in son filmi olması nedeniyle bir kereliğine izlenebilinir.
bu kadar kötü olacagini beklemiyordum ne anlatmak istedi nereye vardi belli degil 1/10
ne gereği vardı çekildi ne katkı sağladı ...
Film harikalar yaratmıyor. Hatta vasatın altında bir çalışma olmuş. Fakat rahmetli Zekit Ökten bu son çalışmasında toplumumuzun maddiyata olan zaafını ilginç anektotlar ile biz seyircilere yansıtması hasebiyle 10 üzerinden 5.
BENCE VASAT BİR FİLM O KADAR DA REKLAM VE MEDYA DESTEGİ ALDI AMA ZAYIF BİR KURGU
bence diğer zeki ökten filmlerinin başarısı yoktu.Kötü değil ama daha iyi olabilirdi.Ben şahsen bir kere izledim ikinci defa izlemem.
Filmi ön yargıyla aldım ama Zeki öktenin yönetmen oldugunu görünce fikrim değişmişti Sürü filmi harikaydı çünkü.Film biraz sıkıcı gibi dursada güzel filmdi konuyu çok iyi işlemiş yönetmen bize bağırarak değil sessiz sessiz anlatıyor sanki konusunu..Filmi izlerken yönetmenin ne kadar usta olduğunu rahatlıkla anlıyorsunuz.
güzel bir filmdi gürgen öz büyük büyük arabalardan küçük küçük inanlar geliyor demesi acayip hoş
bence film oldukça güzeldi zaten güzel bir senaryoya sahipti ve oldukça iyi bir iş iyi bir performans çıkarılmış ...
ben gerçekten cok beklemistim bı filmi sabırsızlıkla ve merakla ama maalesef bekledigim düzeyde çıkmadı bu eleştiri deil benım kendi görüşüm asla eleştirmeyede hakkım yok ama ben izleyici olarak gerek filmden ve final sahnesinden hoşlanmadım daha iyi olabilirdi
çok beyendim ya çok eğlenceliydi.gürgen öz çok iyidi."büyük büyük arabalardan küçük küçük adamlar inmiş":)
Film genel olarak güzel fakat final kısmı çok kapalı filmde kimin ne olduğu tam anlaşılmıyor..
Çok beğendim.Yalnız sonu biraz daha açık olabilirdi...
Artık yerli sinema izlemek yok. Bu kararı almaktan dolayı utanıyorum ama. Bu kadar kısa ömürde iki saatinizi harcadığınız şeyin niteliksiz olduğunu görünce ister istemez saçma karar alabilirsiniz. Bu kadar çalışan arlkadaşların akrabaları bile bu filme gitse daha çok gişe yapardı. Demek herkes kötünün farkında. Zeki Ökten ustama yakışmamış. "GÜLE GÜLE" gibi bir senaryodan sonra bu olmamış!!!
bu film çok kötü evet emek harcanmış ama komedi diyince asla aklıma gelmez hokkabaz bile daha iiyiydi bence ayrıca sıkıcı olmuş syn öktenin güldürmeye garanti ediorum deyişinde bişey var sanmıştım ama yokmuş............
hayatımda ilk defa sinemada (VCD de falan değil) yarım bırakıp çıktığım bir filmde. Bugüne kadaki yapılmış en kötü Türk filmi
bende cok begendim... :)
evt ya insanın uykusu geliyoor...çok beğenmedim.....
filmin akışı çok ağır, insanın uykusu geliyor. Zeki Ökten fimi değil gibi
Türkiye gerçeğinin kasabada yansıması ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. başta Zeki Ökten olmak üzere filme emek verenleri kutlarım. Ancak Salih Kalyon, Yavuz Sepetci\' ve küçük oyuncu Efe Çetine\'li de gösterdikleri oyunculuk başarısı açısından ayrı tutmak isterim.