Kiracı
Le Locataire - The Tenant
Kadro
32 kişiOyuncular
Roman PolanskiTrelkovsky
Isabelle AdjaniStella
Melvyn DouglasMonsieur Zy
Bernard FressonScope
Rufus (I)Georges Bader
Jo Van FleetMadame Dioz
Lila KedrovaMadame Gaderian
Claude PiépluKomşu
Claude DauphinKomşu
Romain BouteilleSimon
Jacques MonodKafe Sahibi
Michel BlancScope'un Komşusu
Patrice AlexsandreRobert
Jean-pierre BagotPolis
Josiane BalaskoMemur
Florence BlotMadam Zy
Louba GuertchikoffEş
Jacques ChevalierPatron
Jacky CohenStella'nın Arkadaşı
David GabisonTanık
Bernard-pierre DonnadieuGarson
Alain FrérotDilenci
Raoul GuyladPapaz
Eva IonescoMadam Gaderian'ın Kızı
Gérard JugnotOfis Çalışanı
Héléna MansonBaşhemşire
Maïté NahyrLucille
Dominique PoulangeSimone Choule
Serge SpiraPhilippe
Vanessa VaylordMartine
François ViaurKomiser
Shelley WintersOda Görevlisi (Otel) Yapım
Künye
YönetmenRoman Polanski
SenaryoGérard Brach, Roman Polanski
Görüntü YönetmeniSven Nykvist
ŞarkıPhilippe Sarde
Sinemaseverler
1 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








The Tenant ile Polanski neyi anlatmak istiyor? Aslında dışa dönük ve kibar olmasına karşın derinlerinde varoluşsal soruları barındırıp bunları kendisine soran (zorla sordurulan demek daha doğru) bir bekarın (Trelkovsky) sonu intihar olan şizofrenik, nevrotik hallerini mi? İntiharı hayret uyandıran, çevresine göre belki neşeli, özde fransız olmayan (anlatı bireysel-ruhsal ise önemi yok uyruğunun) bir kadın (simone) var eski kiracı. Kadının gizemli olduğunu sonradan öğreniyoruz, Trelkovsky de(yeni kiracı) o tarz bir şeyler söylüyor filmin başında; bir insanın içinde neler var bilemeyiz gibilerinden... Ancak tematik olarak izleyeciye verilecek bu idiyse biraz zayıf kalıyor anlatılar. İşaretleri söyleyeyim; Kadim mısır medeniyetine ilgili olan (ki labirent bir ruhu ve her an bir intiharı vardır böyle bir kadının) Simone... Karşı tuvaletteki esrarengiz haller, işaretler, metafizik handikapları olagelmiş modern bireyin, duvara saklanmış bir dişle gizlere salınması... Trelkovskinin, bayan arkadaşının (Stella) yatağında onunla sevişmeyi bırakıp sığ olduğu kadar komik sorusu; "kafamı kopardıklarında, ben ve vücudum mu diyeceğim yoksa ben ve kafam mı?!" işte size varoluşsal dibe vurma.?! Bu mudur? Hayır.<br />Apartmanda ilişkiler aslında çok da sıradan seyrediyor, ev sahibi huysuz ihtiyar, kapıcı, aslen fransız olduğu için midir nedir ayrıcalıkları olan apartman sakinesi (Madame Dioz), cafe işletmecisi... Hepside dondurma suratlı, duygusuz ve iticiler!. Bir açıdan bakınca Trelkovskiyi (bi zatihi Polanskiyi, zira kendisi boşuna oynamamış bu rolü) komplekse iten şey (sosyo-antropolitik) aslen Polonyalı oluşu ve sigara markasına kadar örgütlenmiş çevre kişilerin (fransız asıllılar) kusursuzca oynadıkları yokedici rol. Fransız gibi düşünüp, (belki) fransız gibi yaşamak isteyen birisini dışlama, "o kaçınılmaz son" a itekleme. Dışlanmışlık imgesi Polanskide haddinden fazla. Dikkate değer bir imge bu film açısından da... Bu mudur? Evet.