Örümcek Kadının Öpücüğü
Kiss of the Spider Woman
Genel ahlaka aykırı davranmaktan hapse giren Luis Molina (William Hurt) siyasi mahkum Valentin Aregui (Raul Julia) ile aynı hücreyi paylaşmaktadır. Molina, işkence gören Valentin'in acılarını bastırmak onu oylamak için hayalinde canlı tuttuğu filmleri anlatır. Bunu yaparkende kendi iç dünyasını ele verir.
Kadro
8 kişiOyuncular
Yapım
Künye
Sinemaseverler
2 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →William Hurt'in diğer filmleri
2020Kara DulMacera, Aksiyon, Bilim Kurgu
2019Avengers: Oyunun SonuMacera, Aksiyon, Bilim Kurgu★ 8,5
2018The Miracle SeasonDram
2018The Last Full MeasureDram, Savaş
2018The King's DaughterMacera, Aksiyon, Fantastik
2018Avengers: Sonsuzluk SavaşıMacera, Aksiyon, Bilim Kurgu★ 7,7
2016The DuelDram, Western
2016Kaptan Amerika: Kahramanların SavaşıGerilim, Aksiyon, Bilim Kurgu★ 8,3






<p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Örümcek Kadının Öpücüğü(Kiss of the <span> </span>Spider Woman) ve Lola+Bilidikit filmleri mukayeseli yorumu:</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana"><strong>Örümcek Kadının Öpücüğü(Kiss of the<span> </span>Spider Woman):</strong>Luis<strong> </strong>Molina(William Hurt) karakteri ile William Hurt”e “En iyi Erkek Oyuncu Oscarı Ödülü”nü getiren film yapıldığı tarih itibarı ile kafa kurcalayan türden. </span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Acımasız hapishane koşulları içinde yaşamaya çalışan Luis Molina, hücresine getirilen terör suçlusu Valentin Arregui(Raul Julia) ile bir anda mutlu oluyor. Tamamen kadın gibi düşünen ve kadın gibi davranan Luis Molina”nın bu aykırı duruşu, hapishane yönetiminin de alay ve sömürü konusu yaptığı bir olgu. İnsandan çok bir paçavra muamelesi gören Luis Molina, Valentin Arregui”nin hücreye gelişi ile birden değere biniyor. Luis Molina”yı kullanarak bu suçlunun ağzından laf almak isteniyor.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Bir kadından farksız olan Luis Molina ise <span> </span>Valentin Arregui“ye aşık gibi görünüyor. Tavırları davranışları bu yönde.<strong> </strong>Valentin Arregui ise fevri davranışları ile Luis Molina”ya hapishane yönetiminden farklı davranmıyor. Aşağılıyor, saldırıyor, alay ediyor ve küçümsüyor. Eşcinsellerin dalga geçilmek için yaratıldığına dair yazılan onca yazı ve makaleden sonra buna şaşırmamak lazım aslında. Ama en tehlikeli olanlar da eşcinselleri biyolojik bir çöplük olarak algılayan ama bilinçaltında hep bir eşcinsel sevgili arzulayan zihniyet.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Luis Molina, kovalıyor; Valentin Arregui<strong> </strong>kaçıyor gibi görünse de hapishane yönetimi onun duygusal ve ezik yönünü istismar ederek bu suçluyu konuşturması karşılığında, Luis Molina”ya en sevdiği varlık olan annesini görme şansını vaad ediyor. Hatta Luis Molina filmin sonuna doğru hapishaneden çıkıyor ve annesi ile buluşmaya gidiyor. Kendisine verilen sözün hiçbir zaman tutulmayacağını anlayamayacak kadar saf ve duygusal biri. Film Luis Molina”nın annesini beklerken sokak ortasında infaz edilmesi ile sona eriyor.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Hapishanenin fiziksel döngüsü içinde Luis Molina, kendine düşen görevi bu şekilde tamamlıyor. Hiçbir zaman oradan kurtulamayacağını ve hiçbir zaman annesinin kendisine gösterilmeyeceğini bilerek ya da bilmeyerek ömrünü tüketiyor. Yaşamaya çalıştığı ya da kendince yaşadığı tek taraflı aşk ise kocaman bir yalan. Keşke biraz daha hedonist olsaydı da dışarıda bu şekilde öldürülmek yerine içeri de doğal bir şekilde ölseydi.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">William Hurt”un, Luis Molina gibi feminen, duygusal ve kayıtsız bir karakteri canlandırmadaki ustalığı bir yana filmin verdiği mesaj kaybedişler üzerine…</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana"><strong>Lola+Bilidikit: </strong>Kutluğ Ataman filmlerini; tiksindirici, iğrenç ve Taraflı bulan onca insan bir yana sadece onun bıçak sırtı konuları ustaca masaya yatırması bile alkışlanacak bir durum. Lola+Bilidikit filmi Travesti ve Eşcinsellerin hayatını anlatması yanında filmin akışı içinde “gerçeklik” kavramı izleyicinin suratına bir tokat gibi çarpıyor. Filmde yer alan tipler ve olaylar en azından İstanbul”da yaşayan herkesin hayatında bir kez olsun gördüğü kişiler ve olaylar aslında. </span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Filmde fevri ve sorumsuz bir şoför olarak karşımıza çıkan adam ve annesi Ute(İnge Keller) ile mutsuz bir hayat süren zengin adam ile Valentin Arregui ve Luis Molina karakterleri arasında birebir örtüşme var bana göre. Bayan Ute”nin oğlu duygusal ve sömürüye açık bir durumda anca, Türk sevgilisi oldukça kurnaz ve<span> </span>vazgeçilemez olduğunun da bilincinde. Her iki filmde 2 karakterin bu denli ayniyet göstermesi şaşırtıcı.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Fakat Lola+Bilidikit, bu iki benzer karakter dışında<strong> </strong>Örümcek Kadının Öpücüğü(Kiss of the<span> </span>Spider Woman)<span> </span>filmine hiç benzemeyen daha sert bir film. Film tamamen eşcinsel dünyasını içeren öğelerle dolu. Parçalanmış bir aile dışında doğru dürüst ne bir aile var ortada ne de heteroseksüel bir çift. Erkek erkeğe arkadaşlık, partnerlik, Travestilik, Oral seks ve Birlikte yaşam tüm ayrıntıları ile anlatılmış. Eşcinselliğin duygu boyutu, eğlence ve para ilişkisi de gözler önüne serilmiş. </span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Kameradan yansıyanlar, rol yapan insanlardan çok yaşanan bir günün ya da ilişkinin dışavurumu gibi. O denli gerçek. Bu film Türkiye”de çekilmek istense ciddi problemler yaşanabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü hala bu konu uğrunda namus cinayetleri işlenecek kadar karanlık ve karmaşık bir konu. Sebep bu olmalı ki Kutluğ Ataman “İki Genç Kız” gibi yine eşcinsellik paralelinde ama daha soft bir film çekti.</span></p><p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">İzleyicinin de ciddi anlamda klasik aşk filmlerinden sıkıldığını düşünüyorum. Bu nedenle eşcinsellik temalı aykırı yapımların ödüle boğulmasını da farklı filme duyulan açlığa bağlıyorum. Türkiye”de yerleşmiş bir eşcinsel sinema geleneği bulunmuyor. Sinemanın kendi iç sorunları bile o kadar çok ki bu geleneği aramak pek mantıklı olmayacak. Sinema ve sinemacılar birlik olma </span></p>
valla süper filmdi.