Angela'nın Külleri
Angela's Ashes
1935 yılında Brooklyn'ın İrlandalı göçmenlerin yaşadığı kesimindeki ucuz kira evlerinden birinde yaşayan alkolik bir baba, hasta bir anne ve dört küçük çocuğun, yoksulluk yüzünden Amerika'da daha fazla kalamayarak anavatanları İrlanda'ya dönerler. Özgürlük Anıtı'na 'merhaba' yerine 'elveda' diyen tarihteki ilk ve tek İrlandalı ailesi olarak açlığın, işsizliğin ve sefaletin kol gezdiği 1930'ların İrlanda''sında yaşam mücadelesi verirler.
Kadro
6 kişiOyuncular
Yapım
Künye
YönetmenAlan Parker
SenaryoAlan Parker, Laura Jones
Görüntü YönetmeniMichael Seresin
YapımcıMorgan O'sullivan, Scott Rudin
MüzikFrank Mccourt
Sinemaseverler
6 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →











Bana çekim olarak, oyunculuk olarak nedense private peacefulu anımsattı. Tavsiye ederim, güzel film.
Angela'nın külleri içeriğinden herkesin kendisine göre bir ders çıkaracağı film,kitabını okumadım ama izlenmesini herkese tavsiye ederim.
Filmi izlemedim ama Frank McCourt'un muhteşem bi kitabı. (Angelan'nın Külleri/1 - Umuda Doğru/2) Yönetmene fazladan yapacak pek bişey kaldığı söylenemez, kitap mükemmeldi.
<span class="item"></span><a href="person.php?action=goToPersonPage&id=15295&ad=Alan%20Parker">Alan Parker</a>'ın önemli filmlerinden biri. Bu filmde konunun dokunaklı (ironik esprileri de atlamıyorum) yapısı dahil konunun işlenme biçimi, seçilen mekanların renksiz, soğuk dokusu, sefaletin her mekanda değişmez çirkinliği, sürekli yağan yağmurların güzel ve aynı zamanda iç burkutan yoğunluğu unutulacak gibi değil. En beğendiğim çekimlerden birisi iki çocuğun yoğun yağmur altında çarşı içinde bağlayan koşularının, mahalle yolu ile su basmış evlerinin ilk katındaki birbirlerini ıslatma oyununa kadar ki bölümdü. Yine Parker'ın bu filmi siyasi de okunabilir. Nasıl ki Piyanist'te ırkçılık nosyonu baskın öğre ise bu filmde baskın değil ama Irlandalılık söz konusudur ve İrlandalılık bağlamında milliyetçilikle bal gibi de dalga geçilmektedir. Bir hoşluk da burada yani.
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman" size="3">Yoksulluk ve çaresizliğin anavatanı olmazmış dedirten bir film.. babası gibi Frank’ın da sarhoş olduğu zamanlarda “<strong>yaşasın İrlanda</strong> “demesi dikkatimizi<span> </span>çeker.....<strong>yaşamak istemedikleri hayatı yaşarken içlerinde bi özlem hep olacaktır Ama ayakta kalma mücadelesi... İşte bu açlığın kendisi gibi çıplak bir gerçektir</strong>...ayrıca çekimleri o kadar başarılı ki içinde yaşıyorsun pek çok şeyi..hayır ağlamadım<span> </span>onlardan biriymiş gibi ayakta kalma arzusunu daha çok hissettim.... Frank soğukta her zamanki gibi yağmur basmış evine koşarak gelir..Annesi ve ufak kardeşleri evin dökülen tahta parçalarını her söküp kırışlarında sevinçle kahkahalar atıyorlardır..izlerken Frank gibi sen de<span> </span>onlara katılmak istersin..tıpkı bunun gibi...Etkili ve gerçekçi bir dram..</font></p><font face="Times New Roman" size="3"> </font>
Yazar Frank McCourt'un Pulitzer ödülü almış gerçek hikayesinden uyarlanmış bir film. Hayatta kalmak ya da yaşamak istediğin yerde olmak! Hangisi daha önemli? Bu filmde bunların önemi yok.. Ağlayacaksınız...