Şahane Hayat

It's a Wonderful Life

YönetmenFrank Capra
Yıl1946
Süre130 dk
TürDram, Duygusal, Aile

İflasın eşiğine gelen George Bailey (James Stewart) bir Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir.

Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan Bailey kendisini buraya ve insanlarına adamış, hoşgörülü , güvenilir ve yardımsever bir insandır.Büyük bunalım 'ı hasarsız atlatmış, babasından devraldığı konut ve finans şirketi aracılığı ile kasabalıların neredeyse tamamını konut sahibi yapmıştır.Bu arada para kazanmayı, mimar olma fırsatını,dünyayı gezmeyi, kısaca tüm hayallerini ertelemek zorunda kalmıştır.Kasabaya yaptığı bunca iyilik kötü yürekli banker Henry F.

Potter (Lionel Barrymore)'ın çıkarları ile çakışır.

Kadro

Oyuncular

20 kişi
Yapım

Künye

YönetmenFrank Capra
SenaryoFrances Goodrich
Görüntü YönetmeniJoseph F. Biroc
YapımcıFrank Capra
ŞarkıDimitri Tiomkin
Sinemaseverler

Yorumlar

10 yorum
baran3416 Aralık 2017

Her yıl Amerika'da yılbaşı gecesi televizyonların banko oynattığı bir film. Lakin filmin ilk yarısı sıkıldım. Güzel ve kaliteli bir film. Ama filmin finaline doğru filme ilgim oldu. Çok abartıldığını düşünüyorum. James Stewart ve Donna Reed birbirlerine çok yakışmışlar. Frank Capra'nın en iyi filmim dediği bu yapım aile ortamında izlenilir tarzda. Mary Hatch rolündeki Donna Reed'i çocukken Aşk Gemisi ve Dallas dizilerinde izlemiştim. Ekranlara yakışan bir yüzü var.

serdardemirkiran17 Aralık 2016

Çocukluğumuzda bize anlatılan masallarla büyüdük. Babamız, annemiz yada dedemizin bize anlattığı masallar hayal dünyamızın ve kişiliğimizin gelişmesinde rol oynadı. İnsanlar büyüdükten sonra bu masal anlatma işini sinema ele alıyor. Sinema bence “Büyüklere Masallar”anlamına geliyor. “It’s a Wonderful Life/Şahane Hayat” ise tam böyle bir film, masalımsı ve moral verici havasıyla insana yaşam sevinci veren, iyilik yapmanın erdemini ve en önemlisi insanları sevmenin gerekliliğini hatırlatan ve bu sayede çok daha güzel bir dünya olacağını söyleyen, çok iyi yönetilip, çekilen müthiş bir senaryoya sahip, kusursuz oyunculuk performanslarıyla sinema tarihinin en büyük filmlerinden. Sinemaya ilgi duyupta bu filmi izlemeyen olacağını pek zannetmiyorum, varsada mutlaka seyretmelerini öneririm. Bu yazdıklarım bu güzel filme adeta bir saygı duruşu niteliğindedir. Filmi yapan oynayan hiçkimsenin hayatta olmadığı bu filmi nasıl yıllar sonra bizler izleyebiliyorsak, kaçıncı yüzyıla ulaşsa da dünya bu filmi izleyip George Bailey in “Harika bir şey bu yaşıyorum, yaşıyorum” diyen çığlığını bizler gibi duygulanarak izleyeceklerdir, buna inanıyorum. Doktorların dahi psikolojik sorunları olan hastalara önerdiği ve sorunlarını gidermede olumlu etki yapan filmi mutlaka izleyin. Amerika da yılbaşı zamanı geleneksel bir şekilde sürekli gösterilen “Şahane Hayat”ı yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde sizde izleyin yeni yıla daha moralli, mutlu ve umutlu gireceksiniz buna inanın… Frank Capra’nın “en iyi filmim” dediği film bir Noel gecesi tüm kasaba halkının Tanrıya George Bailey için yalvarması ve dualarıyla başlıyor. Duaların ardından insanlar tarafından bu kadar sevilen Bailey i kurtarması için “yukardakiler” bir melek seçerler. Bu seçilen melek henüz kanatlarına kavuşamamış Clarence’tir. Bu işi başarırsa kanatlarına kavuşacağı söylenir. Dünyaya gönderilmeden de Bailey’in kendisi için dua edildiği köprüdeki intiharı düşündüğü Noel gecesine kadarki yaşamı Clarence ve bize sunulur. Clerence, kendisine “keşke ben olmasaydım herkes daha mutlu olurdu. Karım, çocuklarım, arkadaşlarım” diyen Bailey’e “Tamam, isteğin buysa sen hiç yaşamadın” der ve bizlere Bailey’le birlikte kendimizi de sorguladığımız sahneleri izlettirir. Filmin son sahneleri ise tam bir duygu sağanağıdır. Pişman olup, yaşamak isteyen Bailey buna kavuştuğunda herkese “Mutlu Noeller, yaşıyorum, yaşıyorum”, “Harika hapse giriyorum” değişi, eşi ve çocuklarına kavuştuğu sahne, evine hacize gelenlerin dahi ceplerindeki parayla yardım ettikleri ve haciz zarfını yırttıkları sahnede göz pınarlarımız doluyor, ama sevinçten. Capra dışında oyunculuklar içinde ayrı bir paragraf açmak lazım; James Stewart ne kadar kusursuz bir oyuncu olduğunu onun filmlerini izledikten sonra “bu film bir daha çekilemez, Stewart’ın oynadığı rolü başkası oynayamaz” diyeceksiniz. Donna Reed’te harika oynuyor. Bailey’le ilk karşılaştıklarındaki “ilk görüşte aşk”ı yüzüyle anlatıyor adeta. Filmin kötüsü Henry Potter rolüyle Lionel Barrymore, Amca Billy rolünde Thomas Mitchell ve tüm kadro harika oynuyorlar. Filmdeki replikler arasında; “Dua eden biri değilim ama oradaysan ve beni duyuyorsan bana bir çıkış yolu göster.Yolun sonuna geldim. Bana bir yol göster, Tanrım”, “Ben olmasaydım herkes daha mutlu olurdu. Karım, çocuklarım, arkadaşlarım”, “Sana büyük bir hediye verildi George. Dünyanın sensiz nasıl olacağını görmek için bir fırsat”, “Garip değil mi? Bir insanın hayatı bir çoğunun hayatını etkiliyor. O olmayınca çevresinde kocaman bir boşluk kalıyor”, Clerance’ın bıraktığı Tom Sawyer kitabına yazdığı not “Unutma ki kimse dostu olduğu için kaybetmez. / Kanatlar için sağol – Sevgiler Clerance” ve küçük kızının “Baba öğretmenim her çan çaldığında bir meleğin kanatlarına kavuştuğunu söylüyor” sözleri yer alıyor. İyilik yapmanın mutlak surette size iyilik olarak döneceğini anlatan böyle bir filmi bulmak son derece zor. “Capra filmleri çok iyi, ama gerçek dünya çok acımasız” diyenlere de hak veriyorum, ama yinede bizlerin iyi olması gerektiğini söylüyorum. Şahane Hayat, "En iyi Film", "en iyi yönetmen", "en iyi erkek oyuncu" (James Stewart), "en iyi kurgu" ve en iyi ses" dallarında olmak üzere tam 5 dalda aday gösterildiği Oscar Ödülleri 'nden hiçbirisini kazanamadı. William Wyler 'ın savaş sonrası draması Hayatımızın En Güzel Yılları (The Best Years of Our Lives) adeta bütün Oscar'ları almıştı. Bu filmi halen izlemediyseniz mutlaka izleyin, izlediyseniz tekrar göz atmakta yarar var. Hazır yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde ortamda film için son derece müsaitken. İstisnasız herkese ama herkese öneriyorum. Sinemanın zirvelerinden…

nostaljikinsan10 Şubat 2015

Uzun zamandir bir filmden bu kadar keyif almamistim. Yesilcam filmlerindeki samimiyet ve sicakligi hissettim bu filmde. Basi biraz durgun gelebilir ama sonuna kadar izlenirse tam not alacak bir film.

enginyuksel198216 Kasım 2014

Gelecekten Bir Gün adlı Türk filminin de kısmen bu filmden esinlendiğini düşünüyorum. Farklı bir senaryo güzel oyunculuklar fakat seyir keyfinin yüksek olduğu sahneler son yarım saat içinde gerçekleşiyor 5/10

Hakan_Irızak28 Aralık 2012

Sinema gelişiyor deniyor da öyle mi gerçekten? değişen toplumlar ve artan imkanlar, hasılatla ölçülen filmler bizim gözümüze gelişme gibi mi geliyor? Elbette günümüzde çok güzel filmler yapıkıyor ancak bunlar gibileri yapılamıyor... Bir dönemler old uguna inandıgım hisleri anlatan bu filmi çok beğendim.

capone6 Şubat 2012

Frank Capra'nın en iyi filmi olan başyapıt hayata karşı oldukça güzel mesajlar içeren bir film.Zamanında gişede hayal kırıklığı yaratsa da zamanla büyük bir klasiğe dönüştü.James Stewart kaybeden rolünde nefis.İzleyin

gecedensonra21 Nisan 2011

<p>aşk sevgi üzerine harikA BİR film .. dünyanın en çok taklit edilen konularından birisidir ve amerikan popülist sinemanın son örneklerinden sayılır.. artık dönem kara film dönemidir çünkü.. </p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>hümanizm pompalamayı ödeb edinmiş filmdir ayrıca.. </p>

ceyhun_mr7 Haziran 2009

1946 da yapılmış büyük bir eser.Basit ve yalın.Bu kadar iyi bir işin 40larda yapılmış olması şaşırtıcı.Gerçekten de senaryo çok farklı.Bizlere bir yandan ''ya olmasaydık'' ı düşündürürken,sahip olduğumuz güzellikleri küçümsemememiz konusunda güzel ipuçları veriyor.''İyilik yap denize at'' ancak insanlar için faydalı bir insan olduysan bunu da unutma.Bu filmde aynı zamanda fedakarlığın çok ileri seviyelerini de görüyorsunuz ve insan kazanmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu anlıyorsunuz.Filmin sonunda da dediği gibi:UNUTMA Kİ, KİMSE DOSTU OLDUĞU İÇİN KAYBETMEZ.Son derece güzel olguların işlendiği,son derece pozitif olan bu klasiği kesinlikle herkese tavsiye ederim!!!

munzurunsenfonisi4 Şubat 2009

<p>Bu film kesinlikle basit, belki de saf bir film,ama filmin ardındaki karalı iyimser mesaj,yönetmen ve oyuncular tarafından filme öyle bir yansıtılmış ki kimse karşı çıkamıyor. <strong><em>Filmin türkçe adı AMERİKAN RÜYASI olmalı.</em></strong></p>

nedim yıldız14 Şubat 2008

kötü yürekli banker henry f.potter yüzünden iflasın eşiğine gelen genç,iyi yürekli,herkese iyilik yapmayı seven iş adamı george bailey bir noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek ister..tam bu sırada yeryüzüne gönderilen melek clarence onu ölümden kurtararak kendisini hiç doğmamış,yaşamamış olduğu bir dünyayı ona gösterir,bailey zamanla dünyada yaşamanın daha anlamlı olduğunu anlayacaktır...güzel,izlemeye değer bir klasik...

Yorum yaz

Benzer

James Stewart'in diğer filmleri

Filmografi →