Kelebek
Papillon
Suçsuz olduğu halde mahkum edilen Papillon ve en iyi arkadaşı banker Dega, Fransız Guyanası'nda kürek mahkumudur. Burası kaçması imkansız bir hapishanedir. Mahkumlara akıl almaz işkenceler yapılmaktadır. Papillon ilk günden itibaren kaçmayı kafasına koyar. Arkadaşı Dega'ya vuran gardiyanı döverek kaçar. Bir kiliseye sığınır ama rahibeler onu yakalatır. İlk kaçışından sonra yakalanıp hücreye atılır.
Hücrede böcek yiyerek hayatta kalmaya çalışır, konuşmaz, sır vermez. İkinci kaçış denemesinde Dega ve bir mahkum daha vardır. Kaçışlarında Cüzzamlılar Adası'ndakilerden yardım görürler. Yine yakalanıp bu sefer Şeytan Adası'na götürülürler. Buradan kaçış yoktur. Dega akıl sağlığını yitirmiş gibidir.
Kadro
18 kişiOyuncular
Steve McQueenHenri
Dustin HoffmanLouis Dega
Victor JoryHint Şef
Don GordonJulot
Anthony ZerbeToussaint
Robert DemanMaturette
Woodrow ParfreyClusiot
Bill MumyLariot
George CoulourisDr. Chatal
Ratna AssanZoraima
William SmithersWarden Barrot
Val AveryPascal
Gregory SierraAntonio
Vic TaybackKomiser Muavini
Mills WatsonKoruma
Esen GünaySteve McQueen seslendirmesi
Pekcan KoşarDustin Hoffman seslendirmesi
Sadettin ErbilDon Gordon seslendirmesi Yapım
Künye
YönetmenFranklin J. Schaffner
Görüntü YönetmeniFred J. Koenekamp
YapımcıRobert Dorfmann, Franklin J. Schaffner
MüzikHenri Charrière
ŞarkıJerry Goldsmith
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
1930'lar1940'larAdaAda HapishanesiBağımsız FilmBalta Girmemiş OrmanCezaeviDekapitasyonDenizDövmeFirarFransızGemiGerginGiyotinHamam BöceğiHapishaneHomoseksüellikHücreİcraİhanetKaçakKaçışKalpazanKeskin NişancıKurtuluşLatin AmerikaNehirRahibeRomandan UyarlamaRüya SahnesiSürgünŞiddetTek Kelime BaşlıkUçurumYerliler
Benzer
Filmografi →Steve McQueen'in diğer filmleri
2023İşgal Altındaki ŞehirDram, Belgesel, Savaş
2005Dust to GloryMacera, Belgesel
2000Twentieth Century Fox: The Blockbuster YearsBelgesel
1980The HunterMacera, Aksiyon, Korku★ 7,9
1980Tom HornDuygusal, Polisiye, Western
1978Bir Halk DüşmanıDram★ 7,4
1974Gökdelende PanikDram, Gerilim, Aksiyon★ 8,0
1972Vahşi SürücüWestern
Dünya Sinema Tarihinin Kelebek en iyi kaçış filmlerinden biridir.İki müthiş oyuncu Steve McQueen ve Dustin Hofmannın filmdeki performarsaları muhteşem.İki oyuncunun tartışmasız en iyi filmlerindendir Kelebek
Uzun süresine rağmen sıkmayan filmlerden yeşilçam film müziklerinin alındığı filmlerden.
Steve McQueen'in performansını çok beğendim. Ayrıca Jerry Goldsmith yaptığı müzikle filme ayrı bir renk katmış.
“Bir insanın şeytani oyunlara karşı gösterdiği direnç, onun gerçek karakterini ortaya çıkarır”… “Kelebek” sinema tarihinde bir insanın özgürlük mücadelesini anlatan en önemli yapımlarından. Adeta özgürlüğe adanmış bir film. Bir insanın kendisine uygulanan her türlü zulme karşı direnişinin, teslim olmayışının filmi. İstisnasız tüm sinemaseverlerin görmesi gereken bir film. Sadece En İyi Müzik dalında Jerry Goldsmith’in Oscar adaylığı bulunan filmin, daha sonraki değerlendirmelerde ödül törenlerinde fazlasıyla göz ardı edildiği, görmezden gelindiği yorumları yapılmıştı. Fransız mahkum Henri Charrière’in kendi başından geçenleri, özgürlüğüne kavuştuktan sonra kaleme aldığı ve çıktığı dönem çok satanlar listesinden inmeyen “Papillon” adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni Franklin J. Schaffner.Filmin vuruculuğunu gösterebilmek ve karakterleri daha net çizebilmek için öyküyü anlatmam gerekiyor. Adadan kurtulan birinin kaleme aldığı bir öykü olduğundan herkes sonunu biliyor ama detay anlatım yapacağımdan filmi halen izlememiş olanların filmden sonra yazımı okumalarını rica ederim. Henri “Papillon” Charièrre (16.11.1906-29.7.1973) (26 Ekim 1931 yılında Paris'te cinayet suçundan tutuklanmış, bu suçtan Fransız Guyanası'nda ömür boyu kürek mahkûmiyetine çarptırılmıştır ve 13 yıllık kaçış mücadelelerinden sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Daha sonra Venezuela vatandaşı olmuş, orada da tüm mahkûmiyet hikâyesini kendi lakabını taşıyan "Kelebek" adlı kitapta yazmıştır.) gerçek hayatta yaşadığı her an ölümüne kadar masum olduğunu iddia etmişti ve filmde onu bir suçludan çok son derece güçlü, kararlı ve en önemlisi iyi bir insan olarak anlatıyor genellikle. Fransız Guyanası’nda geçen öykü aynı zamanda iki insan arasındaki dostluk ve arkadaşlığada bir övgü aynı zamanda ama ön planda hep özgürlüğe kaçış var. Film, Fransa’da mahkum olarak, Fransız Guyana’sına sürgüne gönderilecek olan mahkumlara hapisane müdürünün “Şu andan itibaren Fransız Guyana’sı ceza evleri idaresinin malısınız. Aldıkları cezalar sekiz yıl ve üstü olanlar mahkumiyet sürelerini tamamlayıp tahliye olduklarında asıl ceza süreleri kadar bir süreyi Guyana’da işçi ve koloni vatandaşı olarak geçireceklerdir. Fransa’ya gelince, ülke sizi başından attı. Fransa hepinizi buraya gönderip sizzden kurtuldu. Fransa’yı unutun ve mahkum kıyafetlerinizi giyin” sözleriyle başlıyor. Henri “Papillon” Charièrre suçsuz olduğunu söyleyen, cinayetten müebbet hapis cezasına çarptırılarak, cezasını çekmek üzere Fransız Guyanası’na gönderilen bir mahkumdur. Bindirildikleri gemide Fransa’nın en ünlü kalpazanı, Louis Dega’yla tanışır ve aralarında yıllar boyu bitmeyecek bir dostluk oluşur. Dega başlarda Papillon’a güvenmez ama onu tanıdıkça ve gelişen olaylarda karakterini gördükçe arkadaşlığı gelişir. Adaya geldiklerinde hapisane müdürü “Mahkumları olduğunuz ve kaçışı imkansız Fransa guyana’sı sürgün adasına hoş geldiniz. İlk kaçış teşebbüsünüzde mevcut cezanıza iki yıl hücre hapsi eklenir. İkincisinde ise beş yıl daha, daha ciddi suçlar işlerseniz göreceğiniz muamele giyotin olur. Söylediklerimize harfiyen uyarsanız, çekeceğiniz acı hak ettiğinizden az olur” diye gözdağı verir.Haksız yere müebbet olan Papillon’un aklındaki:tek düşünce kaçmaktır. Hapishane şartları çok kötüdür. İlk kaçışı Dega’yı bir gardiyandan kurtarırken gerçekleşir. Ama tekne için anlaştığı adam onun hem parasını alır, hem de kelle avcılarına yakalatır. İki sene hücre cezasına çarptırılır. Beş adımlık bir hücrede, çok az bir yemek verilmektedir, kimseyi görmemekte ve konuşamamaktadır. Dega, ona güçsüz kalmasın diye günde bir hindistan cevizi gönderir ama bu durum bir süre sonra ortaya çıkar. Kim gönderdi diye sorgulanır ama söylemez.Yemeği yarıya indirilir. Bütün zorluklara rağmen hindistan cevizini kimin gönderdiğini söylemez. Sadece emirle kafalarını kapıdaki delikten dışarı çıkardıklarında diğer mahkumları görebilirler. Hücreye ilk geldiğinde bir mahkumun kendisine “nasıl görünüyorum?” dediğine şahit olduğumuz Papillon’da artık kendiside diğer mahkumlara sormaktadır “nasıl görünüyorum?”diye, aldığı “iyi görünüyorsun” cevabı ile gerçekte ne halde olduğunu anladığı bu sahnede gözlerin yaşarmaması imkansız. İkinci kaçışında Papillon; Dega ve Maturette isimli başka bir mahkumla kaçar, başarılı olurlar. Kaçışlarında Cüzzamlılar Adası'ndakilerden yardım görürler. Venezuella'ya kadar ulaşırlar. Burada 2 arkadaşı yakalanır. Kelebek ise kaçarken yerlilerin yaşadığı bir köye gelir. Ve uzun süre burada yaşar.Buradan da ayrılmaya karar verir fakat sığındığı bir manastırda başrahibenin ihbarıyla yakalanır.Fransız Guyanası'na iade edilir.5 yıl hücre cezası daha alır.Çıkınca arkadaşı Dega'nın da bulunduğu Şeytan Adası'na gönderilir. Bu adadan ayrılmanın tek yolu teknedir. Bu yüzden adada sıkı güvenlik önlemleri yokturve zaten adadakilerde ileri yaştaki mahkumlardır. Eğer kaçan olursa bu için çaresine köpekbalıkları ve gelgit bakacaktır. Fakat Dega yaşadıklarından akıl sağlığını yitirmiş gibidir.Papillon ise çeşitli denemelerden sonra hindistan cevizlerini bir torbaya doldurup yaptığı torbadan sal ile adadan kaçacaktır.Bir kaç deneme sonrasında dalgaların,altıncı dalga sonrasında açık denize çekildiğini gören Kelebek, kayalıklardan aşağıya kendini bırakır, arkadaşı Dega ona hayranlıkla arkasından bakarken.Filmin sonunda salla uzaklaşırken bağırır: Hey you bastards, I’m still here. / Hey ! Sen Piç… Ben hala buradayım..” Romanını okuyanların, romanı daha fazla beğendiği film, bazı gereksiz ve romanda olmayan sahneler içermesine “timsah yakalama sahnesi gibi” rağmen, iki büyük oyuncunun müthiş performanslarıyla unutulmazlar arasına giriyor. Bilhassa Steve McQueen en başarılı tiplemelerinden birini gerçekleştiriyor filmde. Kişilerin hapishane önceki yaşamlarına fazla değinilmeyen filmde, Papillon’un gördüğü rüyasında yargıcın “Senin suçun bir insanın işleyebileceği en büyük suç. Seni hayatını boşa harcamakla itham ediyorum” demesi ile onun özgürlük mücadelesi ile pek bağdaşmıyor, önceki yaşantısını bilmediğimizden. Son sahnede ise; hayatı artık bu şekliyle kabullenenle, sonuna kadar direnen iki kişinin uçurumun başındaki buluşmasına tanık oluyoruz. Üzerine mahkum elbisesi giydirilen ancak asla tutsak edilemeyen özgür bir ruhla, bu cesareti gösteremeyen, yenilen ve kendisine verilen yaşam şeklini kabullenen kişinin vedalaşma sahnesi çok etkileyici. Susuz, yiyeceksiz sadece özgürlük için okyanusa açılmak başka nasıl açıklanır ki.. Mutlaka izleyin, en iyi hapishane filmleri arasında da zirvede gösterilen bu film, hafızanızdan kolay kolay silinemeyecek. Romanını okumanızı da öneririm. Kaçırılmaması gereken filmlerden…
Henri charriere nin aynı adlı kelebek romanından uyarlama film özellikle başrol oyuncularından güç alıyor steve mcqueen ve dustin hoffman çok iyi performans göstermiş özellikle dustin hoffman çok iyi esaretin bedeli ile birlikte en iyi hapishane konulu filimlerden biri.
gerçek bir olaydan esinlenerek çekilen zamanına göre epey kaliteli bir yapım 7/10
Hürriyetine son derece düşkün Henri.. Daha hapse bile gitmeden kaçma fikrini taşıyor... Üstelik çok kötü namı olan Fransız Guyanası hapishanesinden.. Bu öyle bir hapishaneki, fransa suçlularını bu buraya gönderiyor..Cezaları bittikten sonra da orada ikamet etmek zorundalar..Yani cezaya devam... Henri ile Louise'i kader daha hapishane yolunda karşılaştırıyor. Gerisi zaten çok güzel, mutlaka izleyin.
tam bir mücadele örnegi yılmamayı, ayakta kalmayı, pes etmemeyi gösteriyor direnen kazanıyor mükemmel bir film ve kesinlikle eskimeyecek bir film kitabını henüz okumadım fakat her ikiside kültürel sohbetlerde yıllar sonra bile önerilecekler listesinde yer alıyor....)
<p>Film gerçekten çok güzel, insanı sorgulamaya sevk ediyor.. Büyük bir mücadele verip her şeye rağmen hür olmak mı, yoksa bulunduğun şartları kabullenip ona göre yaşamak mı..? </p><p> 14 yaşında ilk kez bu filmi seyrettiğimde her şeye rağmen hür olmak diyordum; ama şimdi görüyorumki hayat bilinenleri bir tarafa bilinmeyenleri bir tarafa toplayıp çözülebilecek bir denklem değil.. Öyle ki hayat; bazen bütün işlemleri doğru yapsan da sonucun yanlış, bütün işlemleri yanlış yapsan da sonucun doğru çıkabileceği bir muammalı denklem..</p>
<p>kaç kere seyrettim bilmiyorum bu harika filmi.. müziği ile çok etkileyici bir film..</p>
oh my god!!!,aman tanrım inanılır gibi değil,steven mc queen keyfinden böcek yemiyor ya,hayatta kalabilmek,var olabilmek yapacağı hiç bir şey yok yemekte yok,ya bulduğu böceği yiyecek yada ölecek.gerçekten insana şaka gibi geliyor bu durum sanki ama gerçek.ve bir hapishane kaçılması çok çok zor olan bir yer orası.idamı da var hucreye atılmakta,denemeye kalksanız yakalacaksanız.filmi işte böyle bir filmde oynamak yürek istiyor gerçektende,bunu da steve mc queen(nam-ı değer kelebek),ve,dustin hoffman (dega) başarabilirdi.hapishanede geçen yıllar oldukça zor günlerdi,oradan kaçmaksa mucizeyi gerektirecek bir şey dir.bense bu filmi 3 gundür 3 üst üste izledim.mahkumlar ve gardiyanlar birbirlerine zıt 2 karakter aynı hırsız-polis gibi,mahkumlar gardiyanların kontrolünde hareket edebilmekteler,bir hareketinde başlarına dert alabileceklerinin farkındalar.en önce gemideki hapishanede kalıyorlar,bu gemi onları fransız guyanasına götüren gemidir,zaten olabileceğince oradan kaçman imkansız,kaça kaça denize atlayarak mı kaçılır sizce,gemide denizin ortasında kim kurtarabilir sizi,öyle bir yer ki şimdi gemideki hapishane adamlar yan yana yapılan hamaklarda yatıyorlar.mc quuen ile hoffman'da gemideki mahkumlardan sadece ikisi,hemen birbirleriyle tanışıp arkadaş oluyorlar.hapishane de yapılanlar insanı tedirgin ediyor.sonra mc queen bir mahkumu yuzunden bıçaklıyor,devamında olan ona oluyor eli,kolu,ayağı kelepçeye mahkum ediliyor karaya ulaşana kadar.ve artık gemi fransız guyanasına geliyor,mahkumlar tek tek gemiden karaya inerler.grup grup inerler ki her grubun başında bir gardiyan vardır.bir mahkumda denize kaçarken gardiyan tarafından öldürülür.mahkumlar fransız hapishanesine doğru götürülmektedir,girişi olan çıkışı olmayan hapishanenin adı:PENİTENCİER de S'LAURENT'DİR.tahminim bine yakın mahkum vardır ve bahçede toplanır,hapishane müdürü der ki ilk kaçışta 2 yıl,2.ci kaçısında 5 yıl ekstra hapis cezası alırsınız diyor. demek ki kaçışın ne kadar olduğu verilen kararlardan belli olduğu gerçekçiliği ortaya çıkıyor.bu arada hoffman'ın filmdeki görüntüsü amma enteresandır.mc quuen'de baya farklı bir tarzda oynuyor.hapishanede bir koğuş var ve mahkumların ayakları kilitlenerek yatıyorlar, görünenden daha ağır hapishane hareket etmelerine dahi izin verilmiyor.ve bu arada bir mahkumu koğuşta yakalayıp(kaçma gitişimi diyelim),diğerlerinin önünde bahçede idam ediyorlar,üstelik kafasını keserek,inanılmaz bir şey bu görüntü.mahkumların hepsi nin bir garip görüntüleri var,hapishanedeki diğer kişilerin de öyle.sonra onları ormana iş yaptırmaya götürürler,bu gardiyanlar çizmeyi baya bir aşarlar,iş yapmayana hemen ateş ediyorlar.sizce var mı böyle bir şey.hoffman ve mc queen zoru başarmak için timsah yakalıyorlar,açlıklarını giderebilmek için.gene onlar bir tas yemekle(çorba olabilir),idare ediyorlar.insanlar birbirinden beter durumdalar ormanda,dega'nın mc queen'in durumu onlardan gene daha iyidir.ormanda sonra ki gün böcek avına çıkartılıyorlar.hemen şunu söyleyeyim de bilginiz olsun:Kelebek filminin ismi Steve Mc Queen'in göğsünde bir KELEBEK dövmesi olması sebebiyle bu filmin adı buradan geliyor ve ayrıca mc quenn'in filmdeki lakabı da kelebek'tir.hoffman amcamız ormanda dunyada nadiren bulunan bir kelebeği yakalıyor.morfus kelebeklerindendir hapishaneden çok artık ormanda yaşar hale gelmişlerdir mahkumlar.dega bu arada hastalanır,üstüne üstlük bir de gardiyanlar tarafından tartaklanır,mc queen olaya karışır,ona gardiyandan dayak yer,sonra o kaçarak kurtulur,yalnız deganın olayda gözlüğü kırılır,bu arada bazıları mc queen'in kaçtığını düşünür(gardiyanlardan). ama yakalanır.sonra da tekneyle fransız guyanası hapishanesine akredilir.ama hapis yerine hucre cezasına çarptırılır.hucrede yaşamakla koğuşta yaşamak arasında çok fark vardır.mesela elbiseler koğuşta kırmızı renkli,hucre de beyaz renkli elbise giyilmektedir.mc queen artık hucrede yaşayacaktır.1 mt'lik alanda yaşamaya başlar.öyle ki 5 adımda hucrenin boyu belli olur.gardiyanlar en azından mc queen'e yemek verirler yalnız yemeğin içinde böcekte bulunmaktadır.kendisi hucrede sporda yapar,olabildiğince formda olması şarttır 234 numaralı hucrede kalmaktadır ayrıca.sonra dega ona bir kapta hindistan cevizi gönderir,iyileşebilmesi için hucre böcekten geçilmez hale gelmiştir.gardiyanlar mc queen'e en sonunda yengeç gönderirler,hemde canlı. gardiyanlar daha sonra mc queen'i sıkıştırarak bu hindistan cevizlerinin nereden geldiğini öğrenmeye çalışırlar,ama mc queen söylemez.sonuçta olan ona olur. karanlıkta yaşar,gun yuzu göremez,dega ise hizmetli olarak hapishanede çalışır.hayat arasında gidip gelmeye başlar bu saatten sonra mc queen,böcek yiyecek duruma gelir,hatta öyle ki aydınlıktan bile korkmaktadır gardiyanlar sorsa da mc söylemez,durumu daha da kötüye gider,ancak hala hayattadır o direnir.ama görüntüsü hiç iyi değildir giderek iskelete döner.ayrıca çokta yaşlanmıştır.quuen ruyasında öldüğünü bile görmüştür.ama hucrede aylar belki de yıllar sonra(2 sene) kurtulur fakat hali oldukça perişandır.dega mahkumlardan ayrı iş yapmaktadır hapishanede,mc uzun bir aradan sonra hapishaneye gelir,durumunda biraz düzelme vardır.dega da moral vemek ve görmek amacıyla yanına gelir.gerci mc queen hapishaneden kaçmayı düşünmektedir.mauriette adındaki bir mahkum mc queen'i dışarıya çıkaracaktır,ancak kendisi de onunla gelmek istemektedir,her ne kadar zor da olsa queen bunu kabul eder.mc daha sonra dega'ya bizimle gel der de o teklifi reddeder,keza bunlar hapisjane de konser verilecek sırasında kaçacaktır.gardiyanlara oyun oynayıp sonra kaçacaklardır,birde kıyafetlerini değiştirerek tabi. anahtarı,silahı da alıp dışarı çıkarlar.dega onları gözetlemektedir.bahçe de nöbetçi askeri atlatıp duvara ulaşırlar,dega maşallah guzelce oyalar onu.kaçışsa baya zorlu olur,clasiout adında ki bir adam da onlarla gelmeye çalışır fakat asker tarafından dövülür,dega da son anda mc queen'e katılır ve üçlü artık hapishaneden kurtulmuştur.ancak dega bileğini burkmuştur.ona rağmen ormanlık bir kesime gelirler.mc kendileri için bir tekne ayarlamıştır.yalnız o teknede bazı kırıklar vardır devamında bir adama yakalanır,sonra ondan tekne için yardım ister,adam isteklerini kabul eder,3lü daha sonra başka bir noktaya gecerler,palmiyeler arasında olan bir çadıra,orada sabah ki gördüğü adam da oradadır onlara guzel bir tekne ayarlar.pupa yelkenli tekne denize doğru açılır,garip olan bir şey tekne honduras'a gidecektir,fırtına alabora da atlatırlar ama kendilerine bir şey olmaz.sonra belki de kendileri honduras'a gelmiş olur.yalnız kıyıdaki askerler yakalanırlar,dega'nın aklı pek yerinde değildir,mc quuen kaçar da,diğer arkadaşı kayıplara karışır,sonra da asker içlerinden birisi de ona yardım eder.onlar kaçar askerler kovarlar bu da yetmezmiş gibi yamyamlardan destek alırlar,bir dağa gelirler,yamyamlar sanki yolu biliyordur onlara barikat kurarlar.mc'in arkadaşını tuzağa düşürmeyi başarırlar.yamyamlar mc quenn'e ok atarlar,onun etkisiyle göle düşer.sonra da onu birileri deniz kıyısına getirir.yemek yer,tedavisini yaparlar,dega'yı şimdilik kaybetmiştir queen.şu anda tek başına kalarak hayatını sürdürür.yaşlı bir insana kendisin de olan kelebek dövmesini yapar.yine hiç olmazsa oradaki yamyamlar ona iyi davranır.sonra bir otobusun içinde insanlarla birlikte bir köye gider.yalnız otobus durdurulunca o at arabasıyla kaldığı yoldan devam eder,bu arada orda rahibe ile tanışır.ve o rahibe onu askerlere yakalattırır.ve nasıl oluyorsa hapishaneye geri dönüp bir ikincisinde 5 yıl cezasını çekmiştir.ve o hapishane yakınlarında dega'yı görüverir hem de yıllar sonra.amadega ondan kaçar ve üstelik hatırlayam.az gerci daha sonra 2 arkadaş birbiriyle hasret giderir,dega'nın orada iyi-kötü bir barakası vardır,orada kalıyordur.dega evinin önünde bahçıvanlık yaparak hayatını devam ettirmektedir.kayalıklardan aşağıya hindistan cevizinin bulunduğu büyük bir kutu atarlar.mc queen dalgalara bakarak kendi geçmişini düşünür.sonra dega ile vedaşalacaktır.belki de kafasında düşündüklerini gerçeğe dönüşterecektir ki kendisi kayalıklardan aşağıya atlar.bunu kendisi için özgürlüğüne kavuşmak için yapmıştır.bu film bana güzel bir fikir getirdi.iler ki 3-4 sene içinde bende papillon'un dövmesini yaptıracağım.bu filmi tereddütsüz izleyin.yorumumu bu sözlerimle nokta koyuyorum:HÜR OLMAK HUZUR VE MUTLULUK YARATIR. ÖZGÜR OLMAK KENDİ OLMAK CESARETİDİR. Kelebek/Papillon(1973)-Sylvester Stallone
<p>Filmin başında gemideki kitabi konuşmalar ve ana akışı bozan yerlilerle geçirilmiş zaman dışında mükemmel, unutulmaz bir film. Tecrit sahneleri unutulmaz...Hücre çıkışında altıncı adımda gidemeyecek tekrar geri adım atacak diye düşünmüştüm ki, altıncı adımın özgürlüğünü çağrıştırması ve bu istencin Papillon'u bayıltması da unutulmaz..Louis Dega'nın (Dustin Hoffman) direncini yitirdiği ve delirme belirtileri göstermeye başladığı final unutulmaz...İyi ki mahpus olup Fransız Guyanasına, iyi ki Şeytan Adasına düşmemişiz dedirten film..Henri Charriere (Papillon) rolünden sonra Steve McQueen'in elini öpmek gerekirmiş...</p>
gerçektende müthiş bir filmdi filmi izlememdeki en büyük katkı ise anneme aittir annem genç kız ken izlemesine rağmen halen etkisinden kurtulamamıştı ve sonunda filim bularak bir kez daha benle izledi hem çok duygusal bir filmdi hemde çok heyecanlı
<p>Yazar Henri Channiere'yi unutmamak gerek. Papillon'u 1969 yılında yayınladıktan 1973 yılında film haline getirilmiştir. Öykünün sürükleyiciliği filme ayrı bir renk katmıştır. Oyuncular zaten tartışmasız mükemmel..</p>
<p>şüphesiz sinema tarihinin en etkileyici sona sahip filmlerinden.kelebeğin hücre sahneleri de unutulmazdır.</p>
sinema kitabının en güzel sayfalarından biri iki kişilik mükemmel bir resital daha iyiysi ne zaman cekilecek yada daha iyisi olacakmı tartışılır izlemeyen arkadaşlar sinema ve tarihi hakıında çok şey bilmiyorlar demektir.
Bir çok yeni filme ışık tutmuş harika bir film... kesinlikle eskimeyecek nesillerboyu izlenecek bi eser...
<p>film gerçekten izlenmeli.çok sıkı bir ders veriyor:asla umutsuzluğa düşme.gerçektende filmin kahramanı uzun çabalrın sonunda adadan kaçabilior..güzel bir film</p>
TAM BİR ŞAHESER... OYUNCULAR SÜPER... DERS ALINACAK ONLARCA ŞEY VAR
Hiç bir şey için olmasa;Dustin Hoffman ve Steve McQueen için mutlaka izlenmesi gerekli.Kitabı okuyanlar filmi beğenmiyorlar.Ama ben beğendim.