Taksi Şoförü
Taxi Driver
26 yaşındaki Vietnam gazisi Trevis Bickle, New York sokaklarında taksi şoförü olarak çalışmaktadır. Burada zor şartlar altında yaşayan birçok insanla karşılaşır. Bunlardan birisi de küçük yaşta fahişelik yapan İris'tir. Bickle İris'i bu işlerden uzaklaştırmaya ve onun ailesinin yanına dönerek okuluna gitmesine yardımcı olmak ister..
Kadro
41 kişiOyuncular
Robert De NiroTravis Bickle
Cybill ShepherdBetsy
Peter BoyleWizard
Jodie FosterIrıs Steensma
Harvey KeitelMatthew
Leonard HarrisCharles Palantine
Albert BrooksTom
Diahnne AbbottAyrıcalıklı Kız
Frank AduKızgın Siyah Adam
Gino ArditoPolis
Victor ArgoMelio
Garth AveryIris'in Arkadaşı
Harry CohnBellmore'daki Taksi Şoförü
Copper CunninghamArabadaki Fahişe
Brenda DicksonPembe Dizi Kadını
Harry FischlerNakliyeci
Nat GrantSilahlı Adam
Richard HiggsGizli Servis Elemanı
Beau KayserPembe Dizi Operatörü
Victor MagnottaGizli Servis Fotoğrafçısı
Bob MaroffMafioso
Norman MatlockCharlie T
Bill MinkinTom'un Asistanı
Murray MostonIrıs'ın Hakemi
Harry NorthupDoughboy
Gene PalmaSokak Davulcusu
Harlan Cary PoeŞampanyacı
Steven PrinceAndy
Peter SavageJohn
Martin ScorseseYolcu
Nicholas ShieldsPalantin'in Asistanı
Ralph S. SingletonTv Muhabiri
Joe SpinellPersonel
Maria TurnerKızgın Kadın
Robin UttŞampanyacı
Hakan VanlıTürkçe Seslendirme
Ahmet EresMurray Moston Seslendirmesi
Berna TerzierolCybill Shepherd Seslendirmesi
Erhan TürkmenLeonard Harris Seslendirmesi
Rıza KaraağaçlıRobert De Niro Seslendirmesi
Uğur TaşdemirHarvey Keitel Seslendirmesi Yapım
Künye
Sinemaseverler
17 yorumYorumlar
125 Yaşında Fahişe1970'lerAcıAnlatıAyartmaAynaBağışlamaBıçakCinayetCinnetÇocuk FahişeliğiDelilikDeniz KuvvetleriDepresyonEvden KaçmaEvlilik Dışı İlişkiFahişeFahişelikFavori KültFuhuş ÇetreleriGençGenelevGizli ServisHileInsomniaIrkçılıkIrklararası Seksİntihara TeşebbüsKahramanKanKara FilmKatliamKurşunKurtarmaLolitaMafyaManhattanMumNefretNew YorkÖçÖlümÖlüm VuruşuParanoyakPezevenkPıhtıPisikopatPolisPolitikaPornografiSaldırıSavaşçıSilahSilahlıSinemaSokak KadınıSoygunSuikastSuikast DenemesiSuikastçıŞiddetTabancaTaksiTaksi ŞoförüToplumYalnızlıkZenci
Benzer
Filmografi →








beklediğim gibi bi film çıkmadı karşıma.oyunculuk güzel ama senaryo çok basit ve filmin süresi gereksiz yere uzatılmış bu yüzden filmi izlerken sıkıldım.izlenmesede olur.10/6 de niro için...
beklentilerimin altında olmasına rağmen izlenebilir bir film 6/10
Ku klu klux ile başlayıp suçluları serbest bırakan yasalara, siyasete ve siyasetçiye, özgürlükler ülkesi adı altında özgürlüğünü korumak ya da kazanmak için silah kullanımına gerek duyan topluma ve toplum içi izolasyona kadar giden bir çok eleştiriyi bünyesin de barındıran bir film Taxi Driver… Bu sırada manik depresiflik ( iki uçlu duygu durumu ) ve şizofreni duraklarına uğramayı ihmal etmeyen sağı solu belirsiz anlaşılmaz, karmaşık, kafa karıştırıcı ve can sıkıcı bir film Taxi Driver… Robert De Niro’nun ruh halleri arasında ki geçişleri ile inanılmaz bir performans sergilediği bir film Taxi Driver…( bana Guguk Kuşu Filmindeki Jack Nicholson’ı hatırlattı )… Martin Scorsese’nin 2006 yılına kadar Oscar heykelini alamamasının sebebidir ( bence ) Taxi Driver… Anlaşılması çok zor muallak, tuhaf, garip, benzersiz ( pozitif ya da negatif anlamda ) bir film Taxi Driver… Velhasıl kelam çok bıçak sırtı bir film Taxi Driver ya hayran kalır en iyi film listenizde hatırı sayılır bir yere koyarsınız ya da şak diye kötü yaftasını yapıştırırsınız alnını ortasına… Son olarak çok önemli bir tavsiye ve uyarı ne yaparsanız yapın ama asla filmi Türkçe dublajlı hali ile izlemeyin ASLA !!!
Cok begendigim bir de niro filmi... aynada kendisiyle konuşup ısınma yaptıgı sahne süper
filmi kötü bulmadım ama yinede biraz sıkıcı ama robert de nironun oyunculuğu süper
Film sonuna kadar çok sıkıcı geçiyo ama filmin son sahnesi Robert De Niro Harvey Keiteli vurduğu sahne ve devamı harika müthiş bi sahne gerçekten Robert De Nironun en iyi performanslarından birisi kazıttığı saçlarıyla
Hikaye bakımından belki sıkıcı gelir belki anlamayız ama kişinin değişikliği ve yanlılığını çok iyi işleyen bir filmdir... Ayrıca Bu filmde en iyi yönetmenli ve Oyunculuk mevcut.. De niro sanki oynamıyor yaşıyor gibi müthişti..
İnsan psikolojisinin anlık değişimine bir örnektir Travis karakteri.Yönetmeninde ustalığıyla biçimlenmiştir kanımca..
amerikan toplumundaki yozlaşmanın ve geceleri çalısıyor olmanın verdiği psikolojinin yansıması =travis ( de niro ) bir isyanın film şeklinde izlenmesi..guzel bir film
<ul><li>Filmin çekilmesinden yaklaşık 32 iki yıl sonra filmi izleme şansına ulaşsamda beğendim filmi. İnsan keşke daha önce izleseydim diyemeden edemiyor. Travisin(Robert De Niro) psikolojisi içerisinde amerikan toplumunun çarpıklığına ve dejenereleşen, içi boşalan ilişkilere ayna tutan film sonundaki şiddet sahneleriyle adeta görsel bir şölen veriyor insana. Kişisel yalnızlığınında etkisiyle kendine toplumu düzeltmeyi görev biçen travis, Irıs(jodie foster) ı kurtarmak için bir katliam yapar adeta... Filmi bir yapboz biçiminde düşünmek gerekiyor çünkü filmin ilk başları ile sonları arasında derin bir uçurum var izleyici travisin, betsy ile olan ilişkisinden ve filmin sakin giden seyrinden kanlı sahnelere döneceğini kesinlikle tahmin edemiyor, bu yanıylada Taxi Driver filmi çok farklı bir film... Ayrıca Travisin betsyye söylediği laflar çok hoşuma gitti o yani betsy gibi güzel bir kızın o laflardan sonra travis ile çıkmamamsının olanağı yoktu diye düşünüyorum ve film mutlaka izlenmeli diyorum...</li></ul>
<p>Taxi Driver filminde Martin Scorsese en baştan çok iyi götürdüğü kurguyu seyirciye finalde şiddet hediye ederek çamura saplasa da Robert De Niro final replikleri ve mimikleriyle filmi o çamurdan çekip çıkarmıştır. </p><p>Travis Bickle sadece “yalnız” ve sadece “Vietnam Syndrome” sahibi bir gazi değildir. Bickle’in bizi şaşırtan yanı, tam olarak ne yaptığını bilemeyen, ne yapacağı konusunda pek bir fikri olmayan kişi olmasıdır. Diş fırçalama alışkanlığı gibi bir alışkanlıkla günlük tutuyor olması bizi fazla heyecanlandırmasın. Bu, onu kararlı ve sistemli bir adam yapmaya yetmez. Problemleri vardır Travis'in fakat bu problemli insanla finaldeki katliamı yapan kişi örtüşmemektedir. Ve benim nazarımda Taxi Driver filmi bu yönüyle bir büyüye sahiptir. </p><p>Gündüze aşinalığı bulunmayan(¹) Travis, kenti her daim gecenin karanlığıyla, gece kuşlarıyla, suçlularla, fahişelerle izlemekte ve böylece anlamlandırmaktadır. Kendisini iyi ve ahlaklı birisi olarak görmekte, taksinin camından gözüne çarpan ne kadar kadın varsa onları fiilen ya da potansiyel olarak günaha saplanmış necis birer varlık olarak görmektedir. Hoşlandığı kızı pornografik bir filme götürmüş olması Travis açısından yadırganacak bir şey olmadığı gibi, kızın buna tepki vermesine şaşırmıştır bile. Çünkü kendisi geceleri gittiği sinemalarda kadınlı erkekli çiftler görmüş ve tüm New York şehrini bu kokuşmuş gecelerle örtüştürmüştür. Bu açıdan Travis'in en büyük problemi gündüzü bilmiyor olmasıdır. Kendisi gibi taksi şoförlüğü yapan arkadaşlarının (diyalogda olduğu başka kimse yoktur) Travis’le ya da birbirleriyle kurdukları hemen her diyalog bu söylemi destekleyici niteliktedir. </p><p>Travis Bickle, yeninden hızla ve beceriyle tabanca çıkarabilmek gibi kesik kesik ve sonlu hayallerin insanıdır. Topyekün, anlamlı bir hayat çizgisinden yoksun olduğu (böyle bir şans edinemediği) ve ayrıca filmin finalindeki katliamla örtüşebilecek zihinsel evreden geçmemiş birisi olduğu için yaşadıkları feci bir trajedidir. Onun üzerindeki, tiksindiği insanları gözünü kırpmadan öldürebilecek bir piskopatın soğukkanlılığı değildir. O görünüşü bir taklitten ibarettir. Zihninde kurduğu bir oluşu gerçekleştirmek isteyişi(²) ve bunun sonuçlarını sorgulayamıyor oluşu Travis Bickle’in önemli bir hastalığıdır. </p><p>Dış dünyadan aldığı tepkiler Travis'in kafasında kurduğu tepkiler değildir. Bu yüzden neyi niçin yaptığı belli olmayan, ortalığı eline yüzüne bulaştırmış birisidir O. Zihni, bilince ve bilinçdışına aynı anda itaat etmeye çalışan karmaşık ve ikircikli bir zihindir. Bu yüzden Matthew’i (Harvey Keitel) vurduktan sonra az ilerideki basamaklarda bir müddet oturmuştur. Bu, kararsızlığın ve ‘ne yapıyorum ben?’ sorusunun yansımasıdır bana kalırsa. Bu ikircikliği filmin ikinci evresi sayılabilecek ‘eylem’ safhasında netliğe kavuşmuştu. </p><p>Zihninde belirlediği eylemleri salimen tamamlayabilecek bir donanımı olmadığından saçmalar durur Travis. İnsanları vaatlerle kandırmaya çalışan Senatör Charles Palantine’i (Leonard Haris) sokak ortasında vurmaya gittiği zamanki saç traşı traji-komik bir durumdur. Hadi bunu beceremedim bari gideyim de on iki yaşındaki Iris’i (Jodie Foster) kadın tüccarlarının elinden kurtarayım der. Travis’in fuhuş evine girerken, odacının sağ eline ateş etmesi sembolik olarak benim savlarımla ters düşen bir durum. Burada Travis Bickle zihninde yoğurduğu kötülere karşı acımasızlık formunu deşifre etmiş sayılabilir. Fakat, ben bu sahnenin de silahla bir noktayı vurabilmek gibi hastalıklı ruh haliyle açıklamak taraftarıyım. </p><p>Çünkü üst kattaki boğuşma sahnesinde Travis, odacıyı rahatça öldürebileceği yerde, çorabından çıkardığı bıçağı odacının eline saplamıştı. Tüm bu simgesel tavırlar Travis’in yalnızken kurduğu düşlerin ürünüdür. Evindeyken yaptığı ve sinema tarihine yazılmış replikler verdiği egzersiz çalışmaları da bunu doğruluyor bence. Vurarak ilerledikçe, çözülmektedir Travis. O sahte soğukkanlılığı kaybolmuştur. Tükenme noktasında kafasına sıkar fakat mermi kalmamıştır. Bu an belki de Travis Bickle’in hayatındaki tek şanslı andır. </p><p>Ahlaksızlıklara karşı zihninde basit bir form geliştirebilmiş, bu süreçte garip ve ona ait olmayan işlere girişmiş, tabancalar arasında hasbel kader ölmemiş, yaşamda ileriye dönük hayalleri bir hayat modeli olmayan, pespaye , ömür törpüleyen ‘Allahın yalnızı’dır Travis Bickle. </p><p>(1) Savaştan dönmüş, yalnız yaşayan birisi için geceleri uyuyamıyor olmak normal bir seyirdir. Bunun haricinde Travis’in, gecenin karanlığından ve sağırlığından faydalanıp kötülere karşı bir takım eylemler gerçekleştirmek için uyuyamamak gibi bir yalan uydurduğunu düşünebilirdik. Anlatım böyle kurgulansaydı O'nun sistem sahibi, acımasız bir manyak olduğunu söyleyebilirdik. </p><p>(2) Finalde, Matthew’le (Sport) diyaloğun Travis’in eli montunun cebindedir ve sorularıyla sürekli olarak Matthew’i kışkırtmaktadır. Düşüncesi ise, Matthew’in silahını çekmesini sağlamak ve ondan önce davranıp cebinden kendi silahını çıkarmaktır. Travis'in bu eylemi, kötüleri ortadan kaldırmaya çalışan zeki, kurgulayabilen bir caninin eylemi olarak tanımlanamaz.</p>
Filmde De Niro bir başkaldırıştan ziyade, sistemin kurbanlarından biri sanki, yabancılaşma ve yalnızlık ve beraberinde getirdiği nefret, Vietnam, uyuşturucu , yozlaşma vs. film amerikan rüyasını gayet güzel anlatan bir başyapıt.
gerçekten mthiş.bir vietnam gazisinin öyküsünü anlatan filmde de niro adeta devleşiyor.o zamanlar çocuk olan jodie foster sa şimdiki haliyle alaksı yok
Bu film bir başkaldırışdır. Sisteme insanın yalnızlığı ve topluma uyum sağlayamaması sonra bireysel olarak bazı şeyleri değiştirme isteği de niro 10 numara bir oyuncu bir marka
robert de niro nun oyunculuğu çok iyi.konusu ise ameriakan sinemasının şimdilerde bir türlü başaramadığı gerçeklik olgusunu işlemesi.Paul Schrader ve scorsese 76 yılında amerikanın şimdiki halini yansıtmışlar adeta bu filmde.travis kendisine düşen görevi en iyi şekilde yerine getiriyor rüyalar ülkesinde.
Mükemmel diyebileceğim bir film. İzleyin kesinlikle memnun olursunuz derim.
Bir kişi gerekiyordu sokakları kurtaracak belki bir yağmur olup öyle temizlemek isterdi.Robert De Niro nun en iyi filmi.Filmi izlerken o taksinin bir müşterisi olarak kendinizi göreceksiniz.