Transamerika
Transamerica
Son ameliyatına birkaç gün kala transseksüel Bree (doğum adıyla Stanley), hayatında erkek olarak girdiği tek cinsel ilişkinin ürünü olan oğlu tarafından telefonla aranır. Oğlu hapishanededir ve birisinin onu çıkarması gerekmektedir. Bree konuyu hemen geçiştirerek telefonu kapatır. Ancak psikiyatrı buna izin vermez, erkek geçmişinin son cilvesiyle yüzleşmeden ameliyat olmasını uygun bulmaz. Psikiyatrı ameliyatı için gereken imzayı atmadan önce bu yolculuğu ona şart koşar.
İsteksiz ve sinirli bir şekilde Los Angelas’dan New York’a gidip yeni tanıştığı oğlu Toby‘i bir dolar ödeyerek hapisten çıkaran Bree’nin tek amacı bu yakışıklı, kokain problemi olan çocuğu üvey babasına teslim edip yoluna devam etmektir. Toby ise Kiliseler Birliği’nden geldiğini öğrendiği bu iyi yürekli Hıristiyan kadınla Los Angelas’a film endüstrisinin kalbine doğru yola çıkmak ister.
Arabayla doğudan batıya doğru Amerika’yı bir ucundan diğer ucuna takip eden yolculuğa çıktıklarında başlarına beklenmedik olaylar gelecektir.
Bu senenin en çarpıcı performanslarında birini yaratan bu filmde, Felicity Huffman‘ın harika oyunculuğu bir erkeğin bedenine hapsolmuş bir kadının bir yandan tanınmak isterken bir yandan da fark edilmemeyi umut eden bir yabancının öyküsünü, tatlı bir mizahi dokunuşu bir an bile elden bırakmadan anlatıyor.

















öncelikle eşcinsel ve transeksüel karıştırılmaması gereken faklı şeylerdir.transeksüel birey kendini bedeninin aksine kadın ve ya erkek hisseder ve heterokseksüel bir yaşam sürerler.eşcinseller ise kadın ve ya erkek cinsiyetleriyle barışık sadece kendi cinslerinden hoşlanan kimselerdir.filmin doğru anlaşılması açısından önemli bir bilgi olduğunu düşünüyorum.yayınlarsanız sevinirim.
<p>EŞcinsel birerkeğin transeksüel olma yolunda başına gelenleri konu alan filmde kadın olmadan önce hapishanedeki çocugunu görmesi gereken bir eşcinselin kadınlıkla erkeklik arasındaki son gelgitlerini konu alan film güzeldi...</p>