13
13/(Tzameti)
Sebastian kendi halinde, Fransa'ya göç etmiş Gürcü bir aileden gelen bir gençtir. Ara sıra bulduğu ufak tefek işlerden para kazanır. Çatısını onardığı evin sahibinin ölümüyle parasını alamayacağını öğrenir ve evde tanık olduğu konuşmalardan önemli olduğunu anladığı bir zarfı da alarak evden ayrılır.
Sebastian zarftaki direktifleri izleyerek ne olduğu hakkında en ufak bir fikri olmadığı küçük bir macera yaşayabileceğini düşünmektedir. Sonunda istediği bir şey çıkmamasında bile yaptığı yolculuk yanına kar kalacaktır. Sonunda önüne çıkansa hiç hayal edemeyeceği tüyler ürpertici bir yerdir. "Küçük" insanların hayatları, kaybetmeyi göze alabilecekleri ve alamayacakları üzerine vurucu ve sıra dışı bir film.
Filmde toplumsal çöküntü zamanlarında insanların hayatı anlamlandırmaları ya da anlamlandıramamaları, yaşamakla yaşamamanın önem çizgisinin belirsizleştiği noktayı görmek heyecan verici.









ilgi çekici konusu ve siyah beyaz anlatım tarzıyla hoş bir film.
gusel bir film ızlemeye deger emınımkı bu tarz olaylar vardırda
çok güzel bir filim ama birde anlasydım daha hoş olacaktı çok dagınık antımı var
Bu filmle ilgili çok olumlu eleştiriler almıştım.Zaten hatırladığım kadarıyla İF e de gelmişti film ama o zaman izleme fırsatı bulamamıştım.Nihayet geçen hafta izleyebildim ve gerçekten anlatılanlar kadar iyi bir film olduğunu söyleyebilirim.Uzun zamandır izlediğim en iyi film aslında.Bir Avrupa filmi en başta ve dolayısıyla birtakım hollywood klişelerinden uzak bir film. Film siyah-beyaz çekilmiş ki bu filme ayrı bi hava katıyor.(şahsen herzaman siyah-beyaz filmleri beğenirim)Yönetmen özetle şiddet öğesini en uç noktalarda anlatmayı başarmış diyebilirim.Aslında konusu basit:Bir oyun var; oyunda 13 tane oyuncunun her birinin elinde bir silah, bir çember biçiminde arka arkaya sıralanmaktalar...Bir çeşit rus ruleti gibi...Ölüm ve yaşam duygularını anlık olarak sonuna kadar damarınızda hissediyorsunuz haliyle.. Ama filmde aslı ilgi çekici olan küçük detaylar.Sonuçta bu oyunu düzenleyenler her zamanki gibi büyük para babaları, mafyalar, sömürücü iş adamları, gözünü para hırsı bürümüş insanlar...\'\'Daha çok nasıl para kazanırım?\'\' düşüncesinin insanı nasıl aşağılık bir varlık haline getirdiğini gözler önüne seriyor film.Sonuçta bu para babaları, kendi seçtikleri oyuncular üzerine bahis oynamaktalar, onların kanlarından para kazanmaktalar ve filmde bu, son derecede sıradan birşeymiş gibi aktarılıyor ki son derece başarılı buldum.Aynı şekilde bu çemberin içinde olmayı seçen oyuncular ise, sonuç itibariyle çok fakir, acil paraya ihtiyaç duyan insanlar ya da yaşamdan beklentileri olmayan tipler.Dolayısla aslında oyuncular-bahisçiler arasındaki durum ciddi bir sınıf uçurumunada gönderme yapıyor film.Ve tabi ki oyuncuların içinde bulunduğu psikoloji oldukça iyi bir biçimde aktarılmış.Son bir not; filmde İstanbul\'un adı da bir cümlede geçmekte fakat her zamanki gibi illegal, yasadışı, insanlık dışı işlerin çaktırmadan kolayca yapılabildiği bir yer olarak bahsediliyor İstanbul\'dan...