Dönüş
Vozvrashcheniye - The Return
Günümüz Rusya'sında yaşayan Vanya ile Andrey, babasız geçen çocukluklarının da etkisiyle, birbirine çok düşkün iki kardeştir. Mahalledeki arkadaşlarıyla kavga ettikten sonra evlerine dönen çocuklar, 12 yılın ardından babalarının döndüğünü görünce çok şaşırır. Annelerinin yarım ağızla da olsa onay verişiyle, Vanya ve Andrey ketum babalarıyla balık tutacaklarını sandıkları birkaç günlük bir tatile çıkarlar.
Yalnızca solgun bir fotoğraftan tanıdıkları babalarına kavuşmak, ilk başta içlerini coşkuyla doldursa da, onca yıllık eksikliğini telafi etme çabasıyla beceriksiz ve giderek zorba tavırlar benimseyen babalarının baskısı, çocukları hayli zorlar. Vanya ve Andrey, kendilerini sürekli değişen durumlar ve güçlükler içinde, babaları tarafından durmadan sınanıyor, azarlanıyor, gözlemleniyor ve yok sayılıyor konumda bulurlar.
Kamyonların mola merkezleri ve kahveler yerlerini yavaş yavaş yağmur altında, ilkel bir güzelliğe sahip vahşi sahillere bırakırken, Vanya'nın babasıyla ilgili kuşkuları da apaçık meydan okumaya dönüşür. Bu arada Andrey'in hiç tanımadığı bir babayla bağ kurmaya yönelik güçlü gereksinimi, onu Vanya'dan uzaklaştırmaya başlar.
Üçü yolculuğun hedefi olan gizemli adaya vardığında, Vanya ile babasının arasındaki irade savaşı da ani şiddet patlamalarının yaşandığı koyu bir düşmanlık derecesine ulaşmıştır.
Yıkıldı yıkılacak bir deniz fenerinin sunduğu tekinsiz sığınak, çalınan bir bıçağın verdiği çaresiz güven duygusu, paslanmış bir kasanın akıl çelici gizemi ve alelacele yamanmış bir teknenin ömürsüz emniyeti, Vanya ile Andrey'in gergin baba oğul yolculuğunun trajik sonuna ve bu kavuşmanın yürek burkan faniliğine işaret eder.






Filmdeki günler yaratılışı, babada Hz. İsa'yı temsil ediyor gibi geldi bana. Baba'nın ilk sahnedeki uyku hali, Hz. İsa'nın böyle bir resmi var onu anımsatıyor. Kahvaltıdaki şarap sahneside son akşam yemeği.
Baştan sona sanatsal sinematoğrafik bir film düşük tempolu bir film olsada sıkmıyor başroldeki baba rolünü oynayan konstantin lavronenko ve filmde asi rolü oynayan filmden sonra 16 yaşında yaşamını yitiren vladimir garin ve çocuklardan diğeri ivan dobronravov iyi performanslarıyla filmi izlenilir kılmışlar bir ilk filme göre andey zvyagintsev iyi bir iş çıkarmış yönetmen olarak iyiydi film sanat filmi olduğu için filmi daha çok festival filmi sevenlere tavsiye edeceğim iyi bir ilk film.
Venedik'te Altın Aslan'ı alması boşuna değil.Yönetmeni olduğu kadar görüntü yönetmenini de tebrik etmek lazım,İnanılmazdı.Baba ve çocukları arasındaki ilişkiyi çok iyi yansıtmış,ve küçük kardeşin babasını kayığın içindegölün sularına gömülürken ona doğru koşması ve seslenmesi birçok şeyi anlatıyor.ve filmin sonundaki müzik insanı alıp bi yerlere götürüyor,herşeyiyle Altın Aslanı haketmiş bir film.
enfes bir yorum filmi sanki kare kare yaşadım
<p>Sahneleriyle hafızalarda yer edinen bir film. Doğa olağanüstü bir güzellikte ve oyuncular yetenekleriyle göz kamaştırıyor. Filmdeki atmosfer ise yaşanmaya değer. Son sahneleri nefesimi tutup da izledim ve ömrümde daha bu kadar 'cevapsız kalmış' bir film seyrettiğimi hatırlamıyorum. İzleyiciyi kolay kolay bırakmayan bir eser. </p>
Erkeğin bilinç altı.
Filmin içindeki düzeni ve kamera kullanımı muhteşem altın aslan almış zaten ASLANIM benim:) inanılmaz bir basit senaryo (öykü daha doğrusu) ve muhteşem bir uslupla yönetmenin bu senaryoya kattıkları.ben ciddi manada sinema tadını aldım bu filmde.
bu filmde ağabeyi oynayan vlademir garin filmin çekimlerinden sonra filmin başındaki gölde boğularak 16 yaşında hayata veda etmiştir onun için bu filmin yeri benim için ayrıdır
<p>Üstünü değiştir Vanya </p><p>Filmin başında, küçük çocuğa (İvan) vurulan korkak damgasıyla, on iki yıl sonra çıkagelen baba arasındaki yoğun, duygusal gerilimli ve temelde, "kabullenme-yadsıma" hezeyanları üzerine bina edilmiş diyalogların, küçük çocuğun bu kompleksiye sık sık kesiştiği film Dönüş...<br />Konstantin Lavronenko'nun müthiş becerisiyle sergilediği; tolerans tanımayan, ketum, haddinden fazla gizemli, (klasik rus aile yapısından gelen kutsalcılığıyla) hiyerarşist ve ahlakçı olduğu kadar; kanat geren, becerikli, aletsiz doğadan harika çözümler çıkarabilen ve burası çok önemli; iç-görüsü müthiş, oğullarının bakışlarından ne düşündüklerini, ne anlatacaklarını bilen ve bu duygusal bağı açığa vurmayan baba. Filmde en can alıcı ve başarılı anlatım buydu bana göre.<br />Hikaye şöyle; küçük kardeş İvan yüksek bir kuleden suya atlayamadığı için arkadaşları (ağabeyi dahil) içerisinde korkak damgası yemiştir. Kendisi hayli duygusal, onurlu ve asil bir çocuk. Baba özlemini içine gömmüş ve bir an önce yiğitçe bir iş yapıp kendisini gerçekleştirmeli. Tıpkı hayalinde beslediği "erkek babası" gibi... Her ne kadar o kuleden atlayabilmiş olsa da ağabeyi gibi değil, çünkü ağabeyinin dış dünyaya bakışını kişiliksiz ve yüzeysel buluyor. Bu derece derinliğe sahip hoş bir çocuk İvan. Böyle duygusal itişmeler ve o harika "önce ben eve vardım" lı ispat koşusundan sonra anneleri (Natalya Vdovina) kapıda ve o şok: Babanız içeride!.<br />Baba çocuklarıyla vakit geçirecek, fazlaca vakti de yok belli. Derin bir sırrı olduğundan çocukları gezmek, balık tutmak bahanesiyle evden uzağa götürecek, belli ki karısı ve/veya büyükanne bir şeyleri biliyorlar baba hakkında (bana öyle geldi). Bu arada bakımlı ve güzel karısının "eve dönen balta" ya karşı çok şeyler anlatan suskunluğu görmeye değer.<br />Gerek manzara ve gerekse oyuncu mimiklerinin hemen her karesi kartpostala dönüşen çekimler başlıyor; önce muhitlerinden daha büyükçe bir şehire geliyorlar arabayla. İvan asi, gel dersin gelmez git dersin gitmez... Büyük oğlan Andrey babasına hayran hayran bakar, babası çığırdığında dolu dolu "efendim baba" der. Baba, yeme içme balık tutma vesair arasında ara ara, diyaloglarına ulaşamadığımız telefon görüşmeleri yapmaktadır, bunları yaparken de oğullarının üçüncü şahıslarla olan ilişkilerini test etmektedir. Demek ki diyalogların bir önemi yok. Bize verilmek istenen, bir babanın ayakları üzerinde durabilen çocuklar görmek istediğidir.<br />Bir şekilde, baba, oğullarıyla geçirecek vakte kavuşur ve onları daha önceden gittiği, harbiden ıssız bir adaya götürür. Kayıkla ada yolculuğu enfesti. Yer yer gölge çekimleri, insana sigara yaktıran dinginlik ve oğullarını eze eze onlara mukavemet kazandıran Baba... Adada duygusal ve psikolojik savaş (izleyicideki gerginlik de) had safhaya ulaşıyor;<br />(Baba sorumsuzca davranıp balıktan geç döndükleri için büyük oğlana peş peşe şamar atmaktadır )<br />- Andrey (babasına):"ne yapıyorsun sen!?<br />- İvan (elinde babasından çaldığı bıçak): "Ona bir daha vurursan seni öldürürüm!? Evet. Birinci doruk burası. İvan içindeki en büyük sancılı-sevgiye seni öldürürüm deyivererek kendisini aşacaktır. Bu arada Andrey'in başta söylediğim gibi daha tırışkadan karşı koyuşu var, napıyosun sen gibi...<br />Ve final. Asude bir doğanın içerisinde harmanlanmış şiirsellik ve coşkun duygu fırtınası. Adada kahrolası o kuleden bir tane var. İvan koşar koşar koşar ve kuleye tırmanır, Baba da (dedim ya feraseti olan bir adam)<br />peşinden... İvan kulededir artık, "atlanılması gereken yer" de. Ve ölüme yakındır İvan değil artık Vanyadır O. (Vanya çocuğun kutsanmış ismi ) Bu yazıyı okuyup filmi önceden izlemeyenlere lafım; bu kareden itibaren beş- on dakika daha var. Mutlaka izleyin bu filmi.<br />Son söz: Ceset artık canı taşımasa da ruhu bir süre daha üstündedir onun. İzleyin görün.</p>
kutuda ne vardı acaba
andrey zvyagintsev kıskanılacak bir ilk film çalışması olan \"the return\" adada ki kulübeden çapa ile kazarak çıkardığı kara kutu sahnesinde, çocukları kulübe etrafında dönerken,çapa seslerini çocukların duymaması gözüme batan ince bir hata ve aynı sahnenin devamsızlığı hariç, konu ultra basit olsa bile çekici bir film. anlatmak istediği korkuyu çok iyi vermiş.
Filmde aklımda kalanlar, özellikle Sanat Tarihine \"Hıristiyan İkonografisi\" yaptığı gönderme ve ölümün sandığımızdan daha yakın olduğu ve bu nedenle insanca yaşamaya başlamamız gerektiği.