Elektra
Gizemli bir örtü ile örtülmüş hayatı...Bir trajedi ile lekelenmişti... Öldürmek için eğitilmişti... Ve sonra ölüme terk edildi .... Fakat Elektra için ölüm sadece bir başlangıçtı... Geri döndü... Tüm intikam duyguları ve tüm yetenekleriyle....
Geçmişini hatırlayarak işkence çeken ve kendi gizemli ölümü ile çarpışan ruhu huzur bulmuyordu. Elektra (Jennifer Garner) kendisini yeniden canlanmış buldu. Öğretmeni onu katı bir disiplinle ninjutsu konusunda eğitiyor olmasına rağmen ailesinin acımasızca katledilişi yüzünden hissettiği yakıcı öfkesinin üstesinden gelememişti. Hiçbir savunması olamayacak bu suç şebekesinden öcünü alıp onu gönderdikleri bu sürgünden kurtulmalıydı. İşinin ehli bir katile dönüşmüştü. Fakat bir kadın olarak Elektra için öldürmek bir yaşama yöntemi olmamalıydı.
Kendisini ve ruhunu korumak için Elektra’nın öldürmek için bir sebepten daha fazlasına ihtiyacı vardı. Bunu 13 yaşındaki küçük bir kız olan Abby’de buldu. Abby bir çok yönüyle Elektra’ya benziyordu ve babası Mark (Goran Visnjic) onu korumak için elinden gelen herşeyi yapıyordu. Elektra bu küçük kızı korumak için girdiği mücadelede arayışı içinde olduğunu bile bilmediği bir şeyin farkına vardı: kurtuluş.
Yol boyunca Elektra öldürücü doğa üstü güçleri olan saldırgan bir ordu ile karşılaşacaktır. Ordu vücutlarında Tifo’lu Mary diye bilinen ölümcül ve bulaşıcı bir hastalığın izlerini taşımaktadır. Elektra’nın elindeki tek güç ise yüzyüze dövüş sanatındaki becerisi, güvenilir dostları ve Kimagure diye bilinen ve olmamış olayları önceden görebilen mistik gücüdür.
Filmin yönetmenliğini üstlenen Rob Bowman’ı The X-Files Movie ve Reign Of Fire gibi filmleri ile hatırlayacaksınız. Yönetmen Elektra’da Uzak doğu savaş sanatlarının kullanıldığı Crouchingf Tiger, Hidden Dragon, Kill Bill gibi filmlerden etkilenerek çekmiş.



.jpg)















Başarılı bir film senaryo mükemmel cast daha iyi olabilirdi
Bilim kurgu tarzında güsel bi film
çok avam bir film