Şeytana Karşı
Ondskan - Evil
Amerikan sinemasının seyirciyi can evinden vurma formülü keşfetmiş ve bundan sonra kariyerine Hollywood’da devam edecek olan yönetmen Mikale Hafstrom “Şeytana Karşı” ile son yılların en nefes kesici filmlerinden birisine imza atıyor.
Delikanlılık çağının bildik karmaşasını yaşayan Erik aslında 1950’lerin ortasında İsveç’te yaşayan herhangi bir yaşıtından farksızdır. Erik’in hayatını çekilmez kılan, onu hemen her türlü sebep için dövmekten çekinmeyen üvey babasının baskılarıdır.
Üvey babasının da kararıyla uzaktaki bir yatılı okula yollanan Erik için evden ayrılmak başlangıçta kurtuluş gibi görünse de olaylar beklendiği gibi gelişmez. Erik çok geçmeden, öğrenciler arasında acımasız bir kast sisteminin geçerli olduğu ve bu sistemin altındakiler için hayatın cehennemden farksız olduğu, öğretmenlerin bile öğrencilerin baskısının altında ezildiği kapalı bir hapishanede olduğunu farkeder.
Erik için bu okulda hayatta kalmak, dış dünyada hayatta kalmaktan bile daha zor olacaktır.
Genç ve yakışıklı oyuncu Andreas Wilson’ın Erik rolüne hayat verdiği “Evil – Şeytana Karşı”, nazizm ve ırkçılık gibi kavramların en çok kabul gördüğü İsveç’in geçmişine büyüteç tutmakla kalmıyor; aynı zamanda hem teknik hem de içerik açısından Hollywood’daki rakiplerinden geride kalmayan bir yapım olarak dikkati çekiyor.
2004 Oscar Ödüllerinde Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday gösterilen film, bir an için düşmeyen temposu ile dünya üzerinde pek çok sinemaseveri koltuklarına mıhladı.









Film baştan sona etkileyici sürükleyici harika bir film iyi yönetilmiş iyi yazılmış iyi oynanmış özellikle andreas wilson çok iyi oynamış çok güzel bir film kaçırılmaması gerek filmlerden biri.
yaşam mücadelesini müthiş bir şekilde anlatan harika bir film.Ezilmek.. ya da hakkını aramak..onurlu mücadele etmek..Kesinlikle izlenmeli.
<p>Son bir aydır öyle filmler seyrediyorum ki ancak bu kadar olur.Hiç adını sanını duymadığım filmlere yöneldim.Vcd seçerken şöyle bir kabına bakıyorum.Tamam bunu alayım diyorum.Hemde çok kral filmlere karşı böyle adını sanını duymadığım filmleri tercih ediyorum."Ondskan" da bu filmlerden birtanesi.Antalya'da ilk iş bir vcd ci edindim hemen.Adam deli meli ama idare ediyoruz.Bu filmi de onun zoruyla aldım.İlla bunuda alacaksın.Yok diyemiyorsun adama , öyle ısrar ediyor.. Neyse kabında 2004 En İyi Yabancı Film Oscar Adayı yazısını gördümde biraz yumuşadım.Akşamda eve gelince kemalking'le geleneksel akşam seanslarımızdan birisi başladı.Başka günlerde ki gibi ne seyredelim ne seyredelim diye bir saat kavga etmeden ,yazı-tura lar atmadan hemen iki dakikada bu filmde mütabık kaldık.Film bittiğinde yüzümüzde bir tebessüm ve dudaklarımızdan dökülen NE FİLMDİ BEE" sözü adeta bütün filmi bize özetliyordu.İnanın bana yanımda Cedi olsaydı ve onunla bu filmi seyretmiş olsaydık ilginçtir ki aynı düşünceyi onunla da paylaşırdık..O kadar güzel ve insanı derinden vuran bir film. Neyse bu kadar laf kalabalığından sonra sizlere filmi özetleyeyim biraz.1950'li yıllarda İsveç'te yaşayan Erik okulun en asi gencidir.O kadar acımasızdır ki kavga sırasında bir çocuğu öldüresiye döver.Okulundan atılmakla karşı karşıya kalan Erik annesinin zoruyla yatılı bir okula gönderilir.Bu Erik için çok doğru bir karardır.Dışarıda kimsenin yan gözle bile bakamadığı bu vahşi genç evinde üvey babasının işkencelerine boyun eğmektedir. Annesine olan sevgisinden üveybabasına yıllarca katlanmıştır. Yatılı okul Erik'in hayatında yeni bir başlangıç yapması için müthiş bir fırsattır.Annesi bütün eşyalarını satarak Erik'in öğrenimine devam etmesini sağlamaya çalışır.Erik önünde ki bu son fırsatı en iyi şekilde kullanmaya karar verir. İçinde ki şeytanı dışarıda bırakır ve okula başlar.Yalnız Erik çok geçmeden okulun dışarıda ki hayattan bile acımasız olduğunu görür.Burada öğrenciler arasında kast sisteminin geçerli olduğu ve bu sistemin altındakiler için hayatın cehennemden farksız olduğu,öğretmenlerin bile öğrencilerin baskısı altında ezildiği kapalı bir hapishanenin içinde olduğunu farkeder.Erik için bu okulda hayatta kalmak dış dünyadan bile hayatta kalmaktan çok daha zor olacaktır.Bütün bu savaşın ortasında Erik kendisini bulabilecek midir? İnanılmaz harika bir film.Eğer beni az çok tanıdıysanız ve benim söyleyeceğim filmlere güveniyorsanız size şunu söyleyeyim. Bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin.Ben bu filme kefil oluyorum.Evet bu kadar büyük konuştum.Büyük beklentiler insanı hayal kırıklığına uğratır derler ya.. Siz yine benim bu sözlerim karşısında büyük bir beklentiyle oturun filmin karşısına.İnanın bana hiçbir şekilde hayal kırıklığı yaşamayacaksınız.Andreas Wılson yani filmde ki adıyla nam-ı değer "Erik" 'in mükemmel ötesi oyunculuğunu görmek için bile bu filmi seyredebilirsiniz.</p>Erik: Çünkü senin gibiler yok edilmeli...Bu son anne...Bir daha olmayacak!
Şans eseri zilemiştim bu filmi ama inanın ki izlediğim en iyi filmlerden biri oldu diyebilirim,bu filmde insanı çeken bir şeyler var.
iyi bir film ama, oscara aday olacak kadar değil, dendiği gibi koltuklarınıza mıhlanıp kalmıyorsunuz. Kısacası fena değil.
FİLMİN SENARYOSU OLAĞANÜSTÜ!!!BAŞROLDEKİ OYUNCU MÜTHİŞ OYUNCULUK ÇIKARMIŞ.ARŞİVLİK BİR FİLM!