Sibirya Berberi

Sibirskiy tsiryulnik - Barber of Siberia

Yıl1998
Süre108 dk
TürDram, Duygusal, Gizem
Vizyon26 Nisan 2002
Seyirci86.765

1905 – Bir

kadın, Amerika’nın ünlü Askeri Akademisi West Point’te ki oğluna mektup

yazmaktadır. Öyküsünü anlatırken uzun yıllar bir sır olarak sakladığı doğumu

ile ilgili gizli gerçeği de ona açıklar. <br>

<br>

1885 – Genç Amerikalı Jane Callahan, Rusya’ya seyahate gider. Bu yolculuğu

sırasında kompartımanını bir grup genç, asi askeri öğrenciyle paylaşmak zorunda

kalır. Şık, ihtiraslı bir delikanlı olan Andrey Tolstoy da o öğrenciler

arasındadır. Jane ile Andrey Tolstoy, müziği aynı ölçüde sevdiklerini fark

ederler. Askeri öğrenci, bu güzel ve alışılmadık yabancıya delicesine aşık

olur. <br>

<br>

Moskova tren istasyonunda Jane, kendi keşfi olan kocaman ağaç kesme makinesini

Ruslara satmaya çalışan Amerika’dan tanıdığı Douglas McCracken’le karşılaşır.

İlginç bir kişiliği olan McCracken, amacına ulaşmak için Jane’i herkese kızı

olarak tanıtır. Jane’in rolü yetkilileri ve McCracken’in gelecekte ki

müşterilerini ayartmaktır. <br>

<br>

Yakışıklı askeri öğrenci Tolstoy’la yeniden karşılaşmak umuduyla Askeri Akademiye

giden Jane, orada General Radlov’la tanışır. McCracken, Jane’den Generali

baştan çıkarmasını ister. Jane kısa sürede Radlov’un aklını başından alır. <br>

<br>

Jane ile evlenmeye karar veren Radlov, tesadüf eseri yolda karşılaştığı

Tolstoy’dan McCracken’e giderken kendisiyle gelmesini ve ona yapacağı evlilik

teklifini okumasını ister. Ancak Tolstoy’un Jane’e olan duygularını

bilmemektedir. Duygu fırtınası içindeki genç adam, Jane’e Generalin evlenme

teklifini yaparken kendi duygularını açıklar.

Kadro

Oyuncular

16 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

5 yorum
serdardemirkiran6 Nisan 2017

“Bazen hayattan intikam aldığımızı sanırız, Ama sonuçta sadece kendimizden intikam aldığımız ortaya çıkar”. Anlatılan öykü 1905 yılında başlıyor. Amerikalı Jane Callahan (J. Ormond) askeri okulda subay olmak için eğitim gören oğluna bir mektup yazıyor. Mektubunda 1885 te Rusya seyahatini ve kimsenin bilmediği sırrını kaleme alıyor. Mucit bir iş adamı olan Douglas McCraken (R. Harris) bir ağaç kesme makinası yapmıştır. (adınıda “Sibirya Berberi” koymuştur) Bu icadını Rus hükümetine satabilmek için üst düzeydeki birini ikna etmesi gerekmektedir bu kişi General Andrey Radlov’dur (A. Petrenko).. Bunun içinde yanında Jane’i getirmiştir ve kızı olarak tanıtmaktadır. Jane, Rusya’ya gelirken trende subay adayı öğrenci Andrey Tolstoy’la (O. Menshikov) tanışır ve aşık olurlar. Ancak Jane, Generali de kendisine aşık eder. Jane’i seven bu iki adam arasındaki kıskançlık çok değişik boyutlara çıkacaktır. Film, mektubun yazılışı ile geçmişteki Rusya seyahati esnasındaki yaşananlar arasında gidip gelir. Annesinin mektup yazarak durumu anlatmaya çalıştığı Andrey’den olan oğluda, babası gibi son derece inatçı ve haksızlıklara karşı sonuna kadar mücadele eden biridir. Eğitim çavuşu Mozart’ın asılı resmini tanımamış olması üzerine, çavuş erlere Mozart’ı aşağılamalarını ister, sadece Andrey’in oğlu bunu reddeder ve aylarca gaz maskesiyle dolaşma cezası alır ama pes etmez. Sonunda çavuş pes edecek ve Mozart’ın çok büyük bir besteci olduğunu herkese haykıracaktır. Filmin öyküsü (süresinin uzunluğuna rağmen) masalsı ve şiir gibi bir anlatım diline sahip. 1994 yapımı “Güneş Yanığı/ Utomlyonnyesolntsem” ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen bu filminde de aynı başarılı performansını sergiliyor. Film Rus sinemasının en pahalı yapımları arasında gösteriliyor. Aşk, dram, üzüntü, sevinç, mizah gibi pek çok duyguyu başarılı bir şekilde bir araya getirmeyi başarıyor.Son derece kaliteli görüntü zenginliğine sahipolan filmde doğa görüntüleri, uçsuz bucaksız Sibirya ormanları da çok iyi yansıtılmış. Müzikler tek kelimeyle harika. İlk bakışta film uzun gibi gelebilir ancak filmin anlatım dili çok iyi. Hiç sıkmıyor, yansıtılmak istenen duyguları hissediyorsunuz. Aşk uğruna yapılan düellolar, sıkı arkadaşlıklar, dürüstlük, onur, kıskançlık ve inatla sergilenen direnç… Abartılı sahnelerde son derece iyi serpiştirilmiş filmin içerisine. Julia Ormond üstün bir oyunculuk sergiliyor, gözlerimizi alamıyoruz hem oyunundan hem güzelliğinden. Aynı şekilde Andrey Tolstoy rolündeki Oleg Menshikov’da çok iyi oyun veriyor. Filmin başındaki Andrey Tolstoy’un yüzü ile sonundaki yüz ifadesi adeta filmi ve yaşananları özetliyor gibi. Akılda pek çok sahnesi yer eden filmin bilhassa General Radlov’la birlikte Jane’e giden Andrey Tolstoy’un ilanı aşk sahnesi, Tolstoy’un Sibirya’ya sürgüne gönderildiği tren garı sahnesi ve Jane’in Sibirya’da Tolstoy’a kavuşmak için koşarak gidip şok olduğu sahne ile Tolstoy’un uzaktan Jane’in ardından onu izlediği sahne akıllarda yer ediyor. Çok içten ve çok güzel bir aşk öyküsü yanında film, müzikleri ve görüntü zenginliğiyle farklı bir dünya sunuyor bizlere. Son derece başarılı ve titiz bir çalışma ürünü olduğu her halinden belli olan bu filmi tüm sinemaseverlere öneririm.

ceyzi24 Ekim 2010

Güldürürken ağlatan bir film.

zuhtuural15 Şubat 2008

<span><span> 1905 &#65533; Bir kadın, Amerika&#65533;nın ünlü Askeri Akademisi West Point&#65533;te ki oğluna mektup yazmaktadır. Öyküsünü anlatırken uzun yıllar bir sır olarak sakladığı doğumu ile ilgili gizli gerçeği de ona açıklar. </span></span>

Ziyaretçi25 Eylül 2006

film gerçekten hoş izlenmeye değer bir film ancak filmin bir yerinde \"...bu yapılar Türkiyedeki camilerin daha temiz ve renkli olanlarına benziyor\" cümlesinin geçmesi ve hizmetçiyide başında fesiyle bir türk karekterin canlandırıyo olması bana biraz düşündürücü geldi

Ziyaretçi18 Temmuz 2006

izlediğim güzel filmlerden biriydi. Ayrıca benden başka kimsenin yorum yapmamış olması da hoşuma gitti. Figaronun Düğünü\'nde rol alan kahramanın (Andrey Tolstoy),generali kırbaçladığı sahne gerçekten çok etkileyiciydi.

Yorum yaz

Benzer

Julia Ormond'in diğer filmleri

Filmografi →