Sürtük
“Rızkımıza engel oldun ama aşkımıza olamayacaksın.”
‘All I Have To Do Is Dream’ (1958) (Felice ve Boudleaux Bryant); “Only trouble is, gee whiz//I’m dreaming my life away.” Ekrem, ‘sabah sabah’ orkide göndermiş. Önceki gece de kürk hediye etmişti.
Melahat; “Tuhaf!”
Naciye; “Tuhaf ya! Kaz kafası gibi bir şey. Şuraya bak.”
Melahat; “O değil, tuhaf olan O’nun sana çiçek getirmesi. Bunca yıldır bu adamın bir kadına tek karanfil verdiğini görmedim. Sana orkide! Bir iş var bunda. Sevmeye başladı galiba seni.”
Naciye; “Yok deve! Talimli maymun neyse, ben de oyum O’nun için. Marifet öğretip, ondan sonra, sırtımdan para kazanacak. İnkâr etmiyor ki adam.”
Antik Yunan’da Heykeltıraş Pygmalion, kendi yonttuğu kadın heykeline âşık olmuştu. Naciye’yi Türkan’a dönüştüren Ekrem’in kaderi de farklı değil.
Aynı adlı üç perdelik piyesin (1937-Remzi Kitabevi) (Mahmut Yesari) ikinci çevrimi.
Jenerikte, bir Roman şarkısı. Kemanda Hasan Amca, darbukada Ufaklık ve tefte Naciye döktürüyorlar; “Saçlarını öreceğim, güllerini dereceğim//Aç koynuna gireceğim, mış//Ablanı alacağım, enişten olacağım//Sana koca bulacağım, mış.//**//Mış mış mış mış, iki gözü kör olası//Evi barkı yıkılası, mış.//**//Alların alıyım, güllerin goncasıyım//Ablanın kocasıyım, mış//Ablan güzel sen goncasın, sen ablandan öncesin//Ablan bana doymasın, mış.//**//Baldızım olacaksın, derdimi bileceksin//Yüzüme güleceksin, mış//İçip sarhoş olunca, kafaları bulunca//Yerlere düşeceğiz, mış.”
Genç kızın yaşamı, ‘Pygmalion’daki (1912) (George Bernard Shaw) çiçekçi kız Eliza Doolittle’ınkine benzer bir değişim gösterecektir.
Fausto Papetti’nin ‘5a Raccolta’ albümündeki (1964) ‘Hello, Dolly!’ (1964) (Jerry Herman). Gazinocular Kralı Ekrem (Ekrem Bora’ya ait 1959 model Ford ve) üç adamı ile gelmiş. Bir kulübü alırken çalışma şekline tanık oluyoruz. ‘Aza kartı’ soran kapıcının suratında bir tokat patlar.
Gazino patronu; “Söyledim adamına. Salonu satmak istemiyorum.”
Ekrem; “Ama ben almak istiyorum.”
Patron; “Ama Beyefendi!”
Ekrem; “Kes lan! İşte paran. (Adamlarına) Bu işi hemen burda halledin. Eksiksiz.”
‘Bütün İstanbul piyasası elinde’. ‘Lale Pavyon’, ‘Gül Saz’, ‘Sevim’in Yeri’ ve daha neler neler. Bugün de burası.
Yıllar önce ‘Beyoğlu Caddesi’nde potin bile boyamış’. Şimdi her yer O’nun. “Bir şey istedi mi hiçbir engel tanımaz.” Parasını ve parasının yetmediği yerde gücünü kullanıyor.
‘Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim’ (1964) (Baki Duyarlar). Asıl mekânı ‘Büyük Saz’. Salon alkıştan inliyor. Assolist Ferah Nur sahnede. Fakat Ekrem, sanatçının şımarıklığından bıkmış. ‘Biraz alkış, iki çiçekle ne oldum delisi’ kesildiğini düşünüyor. ‘Kes’, ‘sıktın’, ‘çarpacağım şimdi elimin tersiyle’, ‘züppelik yapma’ diye terslemediği an yok. Belli ki genç kadının suyu ısınmış. Gazinocunun beklediği fırsat bir kenar mahalle meyhanesinde karşısına çıkar.
“Aguş da çöplükte eşinir//Melekler de mahallede tepişir//Kerime de aynada süslenir//Aman Aguş, cilveli aguş.//**//Edası eyler, mahalleyi gezer//Kravatı takar, Beyoğlu’nda gezer//Akşam olunca güzelleri seçer//Aman Aguş, cilveli Aguş.”
Burada Sevim Şengül’ün sesiyle şarkı söyleyip dans eden Naciye’yi şöhret yapmaya karar verir. Ancak genç kız, önceleri, gazinocunun ilgisini yanlış anlıyor.
Ekrem; “(Kartını vererek) Üstünde adresim yazılı Yarın bana gel.”
Naciye; “Çüş be! Ne zannettin ulan sen bizi? ‘Yarın gel’! At pazarından eşek alır gibi satın mı alacaksın ulan bizi? Gözünü aç züppe, kız oğlan kızım ben. Ayı. Kendimi koklatacak surat var mı bende, Öküz. Ortaya çıktık göbek attık diye ırzımıza mı geçeceksin, godoş.” O anlı şanlı Ekrem’in tırsıp gitmesi görülmeye değer.
Neyse ki Hasan Baba karttaki ismi görünce durum anlaşılıyor; “Dur a be kızım. Dur a be yavrum. Yanlış anladın sen… Senin gibi ne kızlar var O’nun elinde. Başına devlet kuşu kondu da kaçırdın. Seni şarkıcı yapacaktı, menşur edecekti.”
Fausto Papetti’nin ‘5a Raccolta’ uzunçalarındaki (1965) “Un’Altra Volta” (1964) (Werner / Niessen / Pallavicini / Scharfenberger). Ayakları suya eren Naciye, ertesi gün, Ekrem’in ‘evine damlar’. Ağzında sakız; “Seni zampara sandım önce. Sonra sulanmayacağını anlayınca geldim… Devlet kuşuymuşsun, hadi bakalım bizim de başımıza kon da görelim.”
Ama bu işler öyle hemen olmuyor. Ekrem’in deyimiyle ‘yontulmak’ o gün başlar. Önce Melahat Abla’nın gözetiminde ‘kalafata çekilme’sini izliyoruz. Banyo; Yeni elbiseler; Manikür; Pedikür.
Tony Mottola and His Orchestra’nın ‘Roman Guitar’ 45’liğindeki (1962) ‘Tra Veglia e Sonno’ (P. Forte / Luigi Canora) ve ‘Nina’ (Tony Mottola). Kuaför ve masaj salonunda neşeli dakikalar.
Bu arada bazı aksaklıklar olmuyor değil. Büyük Saz’da, Rumeli türküsü ‘Viran Dağlar’ ile başlayıp ‘Her Yerde Sen Her Şeyde Sen’ (Ekrem Güyer) ile devam eden gecede ortalığı birbirine katmıştı.
Sonrasında ‘oturup kalkmasını, çatal kaşık tutmasını’ öğrenir. Memduh Alpar’la ‘yemek adabı’; Moris’le dans.
Bu arada Ekrem’in armağanları dur durak bilmiyor. Bilezik, gerdanlık, (Ertem Eğilmez’e ait ‘34 EY 854’ plakalı) üstü açık ‘lüx’ otomobil, deniz motoru.
‘Patricia’ (1958) (Perez Prado). Araba ve deniz sahnelerinde hareketli ‘twist’ var.
‘Pygmalion’ (1938) ve ‘My Fair Lady’ (1964) filmlerinde önemli bir yer tutan ‘fonetik dersleri’nin yerini burada ‘müzik dersleri’ alıyor. Piyanist Cüneyt ‘sesini terbiye edecekmiş’.
Nota çalışması; Diyaframı idare etmek; Usul ve makamlar. Delikanlının piyanosunda bir metronom, elinde Vural Sözer’in ‘Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi’ (1964) var.
‘Al Sazını Sevdiceğim’e (Bimen Şen) kadar gelmişler. Bu arada, farkına varmadan, birbirlerine bağlanıyorlar. Zaten hayatları birbirinin benzeri gibiydi.
‘Gel Ey Denizin Nazlı Kızı’ (Aleko Bacanos) eşliğindeki çayhanede genç kızı daha yakından tanıyoruz. Cüneyt ‘nazari dersler’e devam etmek istiyordu ama Naciye ‘bu güzel havada, değil Hacı Arif Bey’i, kendi hacı babası olsa çekemezmiş’.
Cüneyt; “Segâh, dügâh, sultanîyegâh.”
Naciye; “Darbukacı Agâh! Kusura bakma aklıma geldi. Babamın arkadaşıydı. Veremden öldü. Zaten bizim orda insanlar ecelleriyle ölmezler pek. Ya bir bıçak yerler, ya kaza, ya da veremden giderler. Anamı hastaneye kaldırdılar geri gelmedi. Babam yapıda bir duvarın altında kalmış.” Sonrasında Hasan Amca ve (filmde olmayan) karısının yanına sığınmış.
‘Kürdîlihicazkâr Saz Semaisi’ (Tatyos Efendi) eşliğindeki bir başka çayevinde Cüneyt’i (ve biraz da Ekrem’i) tanıyoruz; “Ben annemi hiç görmedim, tanımadım. Babam askerdi. Tatillerde beni manevralara beraber taşırdı. Ekrem Bey’i orada tanıdım. Babam severdi O’nu. ‘Bu çocuk ilerde çok yaman olacak’ derdi.” Babasından bir İstiklal Madalyası ve (ne olduğu söylenmeyen) temiz bir soyadı kalmış Cüneyt’e. Annesinden de küçük bir evle piyano.
Emirgân’da çay ve Buselik makamındaki ‘Tereddüt’ (Ali Rıfat Bey / Orhan Seyfi Orhon) ile biten gecede bakışları karşı konulmaz bir aşkı haykırıyordu.
‘Hani Bir Gün Gelecektin’i (Yalancısın) (1959) (Teoman Alpay) dinleyen Ekrem’e göre Naciye artık sahneye çıkmaya hazır. Yeni adı Türkan Şoray. Erdoğan Esenboğa’nın “Ve şimdi yeni bir ses yıldızı ilk defa olarak sahnemizde” sunumundan sonra seyircilerin karşısında.
Türkan; “Ne tuhaf! Korkuyorum sahneden.”
Ekrem; “Sahne senden korksun.”
İlk şarkısı ‘İçin İçin Yanıyor’ (1965) (Şekip Ayhan Özışık). Bunda biraz şaşkınlık yaşasa da ‘üzeri parlak taşlarla döşenmiş beyaz lame elbise’ ile söylediği ‘Eller Ne Derse Desin’ (1962) (Ali Erköse) muhteşemdi.
İki gencin sevgisi çok güzel. Ancak mutluluklarının önünde büyük bir engel var; ‘Değer verdiği şeyin elinden alınmasına tahammülü olmayan’ Ekrem. Durumu anlamış.
Ray Anthony and His Orchestra’dan ‘707’ (Ray Anthony / Don Simpson). Türkan’ı evine bıraktığı gece çok öfkeliydi. ‘İsmi, sanatı, şöhreti hatta güzelliği, hepsi hepsi O’nun malıymış’. Elbise ve takıların geri verilmesi sorunu çözümlemiyor. Cüneyt’e giden Türkan’ın ardından bağırıyordu; “Gittiğin gibi geleceksin. Köpek gibi döneceksin bana.”
‘Açlıkla öç alıyor’. Her yere haber göndermiş kimse kahramanlarımıza iş vermiyor.
‘Fikrimin İnce Gülü’ (Muallim İsmail Hakkı Bey). Türkan’ın afişleri sökülür. Büyük Saz’da yine Ferah Nur var.
“Gül ağacı değilem//Her gelene eğilem” (1964) (Necip Mirkelamoğlu). Gazino sahipleri Tevfik Soyurgal ve Nubar Kamçılı’dan aldıkları ‘hayır’ yanıtları; Faik Coşkun’un Anadolu Saz’ında iş bulmaları; Ama buranın ‘yeni sahibi’ Ekrem tarafından tekrar kovulmaları; Cüneyt’in Türkan’ı terk etmesi için verilen çeki yakması; Dayak yemesi. Tüm bunlar büyük bir aşkın yanında önemsiz kalıyor.
Gazinocunun son hamlesi en acımasızı. Genç kız kendisine dönmezse Cüneyt’i öldürecekmiş. Çaresiz kalan Türkan, denileni yapıyor.
Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ uzunçalarındaki (1962) ‘La Vela Bianca’ (1962) (Gilbert Bécaud). Sevdiği tarafından terslenen Cüneyt gidiyor. Arzuladığı kadın yanında ama Ekrem pek mutlu değil; “Hayır, istediğim bu değildi benim. Senin, kimsenin olmayan, alınıp satılmayan tarafını, ruhunu, kalbini istiyordum. Kendimi de sizi de bunun için zorladım, hırpaladım. Meğer gücümün yetmeyeceği bir şeymiş bu.”
“Naciye, Naciye! Cilveli Naciye//Çalkala göbeği aşk ile şevk ile.” Genç kız, tekrar, kenar mahalle meyhanelerinde. Gazinocu Asım Nipton’un önerisi ile büyük bir yerde sahneye çıkar. Piyanoda Cüneyt!
Onların mutluluğunu hazırlayan Ekrem’e ise kalp sızısı ve gözyaşları içinde oradan uzaklaşmak kalmış.
Mahmut Yesari kitabı Yakacık Sanatoryumu’nda yazmış (1936). Olaylar Üsküdar’daki bir yazlıkta geçiyor. Sevgilisi, Macit Bey’i terk etmiş. Tam o gün bir sokak kızı buraya sığınır. Adı Hürmüz (sf. 27). Namı diğer ‘Paçasıdüşük Tango’. 15 gün içinde inanılmaz bir değişim gösterecektir. Yeni adı Mediha (sf. 70-71). Fakat O da komşu villadan Hayri Akarsel ile kaçar. Macit, ‘Sürtüğün gittiği tarafa uzun uzun bakarak’: “Buraya geldiği zaman evden, insanlardan korkuyordu. Kaldırımdan apartmana yükseldi. Artık insanlar O’ndan korksun! (sf. 102)”
İngiliz ve Hollywood çevrimlerinde ses bilimi profesörü Henry Higgins, arkadaşı Albay Pickering ile iddiaya giriyor. Sokaklarda çiçek satarak geçinen Eliza Doolittle’ı, birkaç ay içinde aristokrat davetlerdeki bir düşes haline getirir. Genç kız sonunda Freddy’yi değil profesörü seçecektir; “I washed my face and hands before I came. I did.”
‘Guaglione’ (1960) (Perez Prado). Güzel bir mambo ile ‘sofra adabı dersi’. Yakası karanfilli öğretmeni Süha Doğan seslendirmiş.
Memduh Alpar; “Meyve bıçağı, balık bıçağı bu da et bıçağı. Neydi bu yemeğin adı?”
Naciye; “Don file!”
Memduh Alpar; “Bon file.”
Bu küçük düzeltmeden sonra “Usulüyle et kesmesini, ağzımızın kapalı, ellerimizin aşağıda olacağını, bayanların şarap içerken ‘çiryo’ (cheerio) diyeceklerini ve peçetenin küçük bir temasla sanki pudra ponponu gibi dudaklara değeceğini” öğreniyoruz.
Ancak ders bitip de Naciye gittikten sonra öğretmenimizin yemeklere saldırması görülmeye değer.
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Ekrem BoraEkrem
Türkan ŞorayNaciye/Türkan
Cüneyt ArkınPiyanist Cüneyt
Melahat İçliMelahat Abla
Ferah NurFerah Nur
Asım NiptonGazinocu
Faik Coşkun
Alev KoralSeslendirme
Volkan KayhanEkrem'in Adamı
Fadıl GaranYaşlı Kemancı
Memduh AlparYemek Öğretmeni
MorisDans Hocası
Nermin ÖzsesTef Çalan Kadın
Hikmet GülKorodaki Kadın
Orhan Çoban
Alev KoralFerah Nur Seslendirmesi
Mahmure HandanKorodaki Kadın
Adalet CimcozTürkan Şoray Seslendirmesi
Toron KaracaoğluCüneyt Arkın Seslendirmesi
Hayri EsenEkrem Bora Seslendirmesi
Suna PekuysalMelahat İçli Seslendirmesi
Erdoğan EsenboğaSeslendirme 








Ekrem Boraya bu sert roller çok iyi gidiyor. Ama bu sert role zarif bir ses olan Hayri Esen değil, sert sesi olan Sadettin Erbilin sesi çok daha uygun olurdu. Cüneyt abi bir piyanist. Aman Yarabbi. Bir alışmak lazım ama alışamadım. Ama Cüneyt abinin daha ilk yıllarıydı. O yüzden bu filmde yan rolde. Türkan Sultana zaten söze gerek yok. Sanat bu işte.
Bu da güzel. Özellikle şarkıları.. Ama ben 1970 versiyonunu daha çok sevmiştim. Hülya Koçyiğit inanılmaz başarılıydı. Ekrem Bora için söze zaten gerek yok her 2 versiyonda da DEV
başrollerini göksel arsoy hülya koçyiğit ve gene ekrem boranın paylaştığı 1970 yapımı sürtük filminin ilk çevirimi. gene arzu film çekmiş bu filmi. 70 lerde birde emine adını vererek çektiler bu filmi gene ekrem bora kabadayıydı ama bu kez tarık akan vardı okutup savcı yaptığı kardeşi rolündeydi fark buydu ama senaryosunun bu filmden alıntı olduğu belliydi hatta gencebay bile bu filmi emine filmine göre tekrar çekti orda 2 kızkardeş arasında kalan bir şarkıcıyı oynadı filmin yapım yılı 1972 adı sev dedi gözlerimdi. 1976 da perihan savaş ve mahmut cevherde bu filmi perişan adıyla tekrar çekti yeşilçam hep uyarlama ve birbirinden kopya filmle dolu ne yazık ki
ekrem boraya ödül kazandiran bir film bu... konusuna deginmeyecegim fakat ertem egilmezle türkanin ilk ve son filmidir bu..sebebi ertem türkana asik olmus ve bu basinda bile duyulmus.. tabii ozaman rüchan bey türkani uzak tutmus ertem beyden.. taa ki 13 yil sonra arzu filmin yapimciligi yaptigi sultan filmine kadar. ekrem boraya sert rolleri cok yakistiriyorum ve cüneytin bu halleri en sevdigim halidir..
<p>Bu filminde konusunu: Murat bey yine bir güzelce betimlemiş sağolsun. Ona ekleyebilecek pekte bi'şey yok... ayrıca her iki filmde de Başrolde yine Ekrem BORA var. Bence bir nevi onun filmi de sayılır. 'Türkan ŞORAY & Cüneyt ARKIN'IN dışında...'</p><p> </p>
10 üzerinden 10 puan veriyorum.Çok güzel bir film.Cüneyt Arkın ön plana çıkmamış ama,piyanist rolünde gayet iyi.Ekrem Bora ve Türkan Şorayın en iyi filmi bence.
çok güzel ve özel bir film.elinden tuttuğu her şarkıcıyı büyük üne kavuşturan ünlü gazinocular kralı ekrem bir gün 3.sınıf bir meyhaneye gider.orada yetenekli naciye yle karşılaşır.ona kartını verir.naciye de teklifi kabul eder.adını türkan şoray olarak değiştirir.ekrem ona araba,kürk,künye,ev gibi pahalı hediyeler alır görgü kurallarını öğretir.ancak naciye ona müzik kurallarını öğreten piyanist cüneyt e aşıktır.ekrem bunu öğrendiği zaman onları hayatı zindan etmeye başalr ancak sonunda anlar ki onların aşkına hiçbir şey yapamayacaktır.ekrem bora ve türkan şoray çok iyi mutlaka izleyin siz de çok beğeneceksiniz
Cüneyt arkın var ve türkan şoray inanılmaz bir ekip güzel bir film onlar harikalar
Meyhanelerin bülbül sesli şarkıcısı Naciye günün birinde gazinocular Ekrem'le tanışır. Ekrem, Naciye'yi(filmde adı sonradan Türkan Şoray olur) meşhur bir ses sanatkarı yapmaya karar verir. Tepeden tırnağa değişen Naciye, Piyanist Cüneyt ile birlikte müzik derslerine başlar fakat gün geçtikçe iki genç birbirine aşık olur. Her şeyden habersiz olan Ekrem'de Naciye'ye karşı ilgi duymaktadır. İki sevgilinin ilişkisini öğrenen Ekrem dünyayı onlara dar etmeye karar verir. Fakat aşk sonunda galip gelir. Uzun zamandır aradğım bir film kahretsin ki piaysada mevcut değil. Televizyonda ise sabahın beşinde yayınlanıyor. Eğer elinde güzel bir görüntü ve ses düzeni ile kayıt edilmiş olan varsa, başka bir Türkan Şoray filmi kopyası ile takas edebiliriz.
Güzel bir film, tipik Türk filmlerinden... Özellikle Türkan Soray ın kullandıgı dil cok komik, cok sevimli.
ARKADAŞLAR FİLM GERÇEKTEN HARİKA CÜNEYT ARKIN VE TÜRKAN ŞORAY YİNE SÜPER ROL YAPMIŞLAR SABAHIN KÖRÜNDE BİR TV KANALINDA VERDİLER VE İZLEDİM MÜTHİŞ BİR FİLM
Çok güzel bir film bu filmin renklisini ise 1970 de hülya koçyiğit tarafından çekiliyor bu filmin şarkısı var elimde isteyen varsa verebilirim sevim şengül tarafından HANİ BİRGÜN GELEKTİN YİNE BENİ SEVECEKTİN BENİM İÇİN ÖLECEKTİN HEP SÖZLERİN YALANİMİŞ YALANCISIN YALANCISIN KALBİMİ ÇALDI ANSIZIN ADAKİ ŞEN GÜNLER HANİ NERDE O YEMİNLER GÖZÜM YOLDA SENİ BEKLER HEP SÖZLERİN YALNİMİŞ YALANCISIN YALANCISIN KALBİMİ ÇALDIN ANSIZIN şarkını sonunda türkan şoray OOOOOOO ALKIŞTA ALDIK SONUNDA NASILDIM İYİ diyerek şarkı biter 1970 renkli, versiyonunda hülya koçyiğit belkıs özenerin ağızından damarımda kanımsın şarkısını söylüyor belkıs özener tarafından SEN UZAKLARDA DEĞİL DAMARIMDA KANIMSIN BEN SENSİZ YAŞAYAMAM HAYATIMSIN CANIMSIN BEN SENSİN YAŞAYAMAM HAYATIMSIN CANIMSIN İSTE KÖLEN OLAYIM İSTERSEN ÖLDÜR BENİ BAŞKASINI SEVERSEN BİLKİ YAŞATMAM SENİ İNAN YAŞATMAM SENİ BİRAZCIK SEVİYORSAN SÖZLERİME DARILMA SENİ ÇOK SEVİYORUM BENİ YANIDAN AYIRMA SENİ KISKANIYORUM BANİ YUNINDAN AYIRMA İSTE KÖLEN OLAYIM İSTERSEN ÖLDÜR BENİ BAŞKASINI SEVERSEN BİLKİ YAŞATMAM SENİ İNAN YAŞATMAM SENİ ASLA YAŞTMAM SENİİ der ve biter şarkı... ve daha sonra son sahnelerde gene belkıs özenerin sesinden İÇİN İÇİN YANIYOR YANIYOR BU GÖNLÜM ONUN İÇİN SORUYOR ARIYOR BU GÖZLÜM O BİR VEFASIZDI O BİR HAYIRSIZDI NEDEN GÖNÜL ARIYOR O ÇOK GÜZELDİ AMA göksel arsoy:: YALANCINI BİRİYDİ hülya koçyiğit:: CANIM BENİM AHHH UNUT ONU GÖNLÜM UNUT ONU SENDE UNUT ONU GÖNLÜM UNUT ONU SENDEEEE - SON - BU FİLMİN ŞARKILARI İSE BELKIS ÖZENER TARAFINDAN SESLENDİRİYOR TÜM ŞARKIILARI ELİMDE VAR İSTEYENLER İÇİN VEREBİLİRİM
Çok merak ettim şimdi bu filmi, ben yine Hülya Koçyiğit Göksel Arsoy ve Ekrem Bora versiyonunu seyrettim. Ama Ekrem Bora varsa seyredilir, harbiden çok iyi oynamış. Bu arada Hülya Koçyiğit harika bu filmde.
türk sinemasının en güzel aşk filmlerinden...çamurdan çikartıp meşhur ettiği şarkıcı türkana aşık olan sert acımasız gazino patronu ekrem ile türkanın kalbinin sahibi piyanist cüneyt...ekrem türkana sahip olmak için her kötüğü yapacak sonunka da onun sadece etine sahip olabileçini anlıyacak ve iki sevgili başbaşa bırakacaktır...rkrem borenın en iyi filmlerideb.ödülü gerçekten hak etmiş..sevim şengüldende unutulmaz şarkılar dinliyeceksiniz...mutlaka izleyin...
..........hem konusu hem de oyuncularının performansıyla çok iyi bir film.....Ekrem Bora canlandırdığı karakterle çok başarılı......Şoray ve Arkın \'ın uyumu harika...