Sinema Filmi Türkiye 1969 ▶ Tam film

Günah Bende mi?

YönetmenNevzat Pesen
Yıl1969
TürDram, Duygusal, Tarihi

‘Cleopatra’daki (1963) (Alev North) ‘Main Title’. Kurşuna dizilen Nüvit’in üzerinde bulunan mektup.

“Haluk, seni kurtarmak kararım beni ölüme de götürse kaderime razıyım. Şimdi bu satırları acele olarak General’in yazı masasında karalıyorum. Bugüne kadar senden gizlediğim bir gerçeği de artık açıklamam gerek. Sana kızımızın öldüğünü söylemiştim. Ama O ölmedi, yaşıyor. Şimdi İstanbul’da annemin yanında. Adı Ümran.”

Aynı adlı ‘Günah Bende Mi’nin (İnkılâp Kitabevi, Birinci Baskı-1939) (Kerime Nadir) renkli Yeşilçam uyarlaması.

Sonradan eklenen jenerikte, Mantovani’nin ‘Broadway Encores’ albümündeki (1961) “You Are Beautiful (From ‘Flower Drum Song’)” (1958) (Richard Rodgers / Oscar Hammerstein II) var.

20. yüzyılın başları. Haluk Giray, ‘ecnebi diyarlarda geçirdiği meşakkat ve acı dolu senelerden sonra nihayet hasret kaldığı İstanbul’a dönebilmiş’. ‘Tam manasıyla güzel, yakışıklı ve kibar bir adam. Şakaklarına dökülen uzun saçları… Fazlaca ağarmış’ (sf. 4–5). “Yaşım kırktı, kırktı (kitapta ‘46’) ama memlekete döner dönmez 16 (romanda ‘21’) yaşında güzel bir kız bana âşık olmuştu. Aramızdaki yaş farkına rağmen ben de O’na karşı sevgiyle doluydum.”

Ümran’la bir ay evvelki kır eğlencesinde tanışmışlar. Fakat ‘birbirlerini yıllardır tanıyor gibiler’!

“Gioconda’s Smile” uzunçalarındaki (1965) (Manos Hadjidakis) ‘Countess Esterhazy’. Kahramanımız, deniz kenarında mevsim sonunda ‘oralardan gideceğini’ anlatıyordu. Genç kızın boynundaki ‘aile yadigârı’ kolye (kitapta ‘pandantif’) dikkatini çeker. İçinde annesinin resmi var. Haluk’un ‘şuuru uyuşmuş gibi olur’. “Düşmemek için tutunacak yer arıyordum.” Resimdeki kişinin ‘eski karısı’ olduğunu ilerde anlayacağız. O gece Ümran’ı (romanda ‘beyaz’, filmde ‘pembe’) villasına davet eder.

‘Blue’daki (1968) (Manos Hadjidakis) ‘The Mexicans in the Village’. Genç kız geldiğinde bir adam evden ayrılıyordu. Artık ne konuştularsa, Haluk çok sarsılmış. Odadaki masanın üzerinde bir kurukafa var.

“Gioconda’s Smile” 33’lüğündeki (1965) (Manos Hadjidakis) ‘Mr. Noll’. ‘Azap içindeki’ adamın anlattıklarıyla biz de şaşkınlık içindeyiz. Evlenmekten; İnsanların yalnızca dış yüzünü değil iç yüzünü de tanımak gerektiğinden; ‘Her çağıranın peşinden giden beyinsiz küçük kuşları çok iyi tanıdığından’ söz ediyor.

“Gioconda’s Smile” albümündeki (1965) (Manos Hadjidakis) ‘Returning in the Evening’. Sonunda yaşam öyküsüne sıra gelir. “Bu akşam her şeyi bilmelisin.” Yıllar önce, ölüm döşeğindeki babası Ahmet Giray Bey’in lanetli vasiyeti; “Ben bir kadın uğruna ölüyorum. (Bir resim göstererek) Bu kadın senin annendir… Gençliğimde uzak ülkelerde yaptığım bir seyahat esnasında tanışmıştım. Çok genç ve güzel bir kızdı.

O’nu alıp Türkiye’ye getirdim. Evlendik. Ama memleketindeyken seviştiği kendi vatandaşlarından bir genç subay O’nun peşini bırakmadı. El altından mektupla temas kurmaya (ne demekse) ve sonunda O’nu kandırmaya muvaffak oldu. Annen bizi bırakıp o adama kaçtı. O zaman sen iki yaşındaydın. Anneni baştan çıkaran o adamdan intikamımı almanı istiyorum.” Ancak bir isim veya adres söyleyemeden ölür.

Bir müddet sonra Haluk, Harbiye’yi bitirmiş. Halasının kızı Nüvit’le evleneceklerdi. Büyükannesi aracılığı ile istetmiş. Halanın kafası delikanlının ‘annesinin meselesine takıldığı için’ iş biraz uzar. Romandaki Hala daha sert; “Ben dünyada kızımı bir gâvurun oğluna vermem” diyormuş (sf. 37). Sonuçta iş tatlıya bağlanır ve evlenirler.

İki yıl ‘aşkları hiç azalmadan, saadetlerine en küçük bir gölge düşmeden’ çok mutlu geçer. (Bu sahnelerde ‘subay’ Haluk’u hep ‘sivil’ giysilerle görüyoruz).

‘El Cid’deki (1961) (Miklós Rózsa) ‘Overture’. “Fakat o yıl patlayan Balkan Harbi bizi tatlı rüyamızdan uyandırdı.”

‘Triumphal March and Ballet’ (1871/72) (Giuseppe Verdi). “Kan ve barut kokan savaştan Allah’ın inayetiyle, yuvasına sağ salim dönüşü” Aida Operası 2. perdedeki melodi ile. Halası ve büyükannesine, en önemlisi karısına kavuşmuş.

Fakat pek hoş olmayan bir sürpriz neşesini kaçırıyor. “Uzak akrabam olan Muhtar adında kimsesiz ve hasta genç ben yokken bizim yalıya yerleşmişti.”

‘Cleopatra‘daki (1963) (Alex North) Main Title’ (1963). Doktor Tevfik Soyurgal ‘ilaçlarına, moraline dikkat edilmesini’ söylüyor. Ayrıca üzülmemeliymiş. ‘Marazi’ genç kendisine gösterilen ilgiyi yanlış anlar. Haluk zaten Nüvit’i ‘bu veremliden’ kıskanıyordu. Sonrasında olanlar içler acısı.

Meğer Muhtar da genç kadını kocasından kıskanıyormuş! Sataşmaya kalkar. “Bana vereceğin küçük bir ümit, hayatımı kurtarabilir.” Ama Haluk’un dayağıyla yetinmek zorunda kalıyor. Hiçbir suçu olmayan Nüvit’in payına ise ‘boş kâğıdı’ düşer. Gözyaşı, yalvarma sonucu değiştirmiyor. “Artık karım değilsin.”

Haluk, boşandıktan sonra 1914’teki Büyük Savaş’a katılır. 11. Kolordu, 33. Fırka, 99. Alay, 2. Tabur, 1. Bölük takım zabitliği (sf. 25). “Yedi düvele karşı kahramanca çarpıştık. Nüvit’in gönderdiği mektupları okumadan yakıyordum. Ona karşı duyduğum nefretle ölüme meydan okuyor, cepheden cepheye koşuyordum.”

Edmund de Luca’nın ‘Conquerors of the Ages’ uzunçalarındaki (1957) ‘Genghis Khan’. Bir gece keşfe çıkmış düşman uçağını düşürürler. Pilot Piyer Ramon (romandaki soyadı ‘Voronikof’) esir edilir. “Uzun boylu, zayıf yapılı, kumral, yakışıklı bir Yüzbaşı (sf. 57).” Kahramanımız ‘ruhunda uyanan garip hislerin mahiyetini’ sonradan anlayacaktır. “Siz Türkler vicdanlı insansınız. Bir nişanlım var… Eğer siz de hayatta sevdinizse bunun ne demek olduğunu anlarsınız” diye başlayan konuşması sarsıcı bir istekle biter; “Beni serbest bırakın.”

‘Ben Hur’daki (1959) (Miklós Rózsa) ‘Burning Desert’. Filmdeki Haluk nöbetçiyi çağırmak için dışarı çıkınca Piyer kaçıyor. Kahramanımız da yakalanması için çok istekli değil. Romandaki Halûk ise kaçmasına izin verdiği gibi ‘gitmesi gerekli istikameti bile gösterir’.

Hudut boyundaki kahramanca savaşlarda insan kaybımız çok fazla. [Görüntüler ‘Çanakkale Aslanları’ndan (1964) alınmış. Orada 53. dakika 9. saniyedeki (Mümtaz Ener’in seslendirdiği) Çavuş Talat Gözbak’ın el bombası atma sahnesini ‘Günah Bende Mi?’ filminde 28. dakika 25. saniyede izliyoruz]. 1000 kişiden geriye 4 zabit ve 19 nefer kalmış. “Esir düştük.”

‘Esirlerle siyasi sürgünlerin toplandıkları kuzeydeki bir bölgeye sevk edilirler’. Burada ismin yerini numara almış; ‘4008’. ‘Sürüklendiği bu meçhul, sürprizlerle dolu’.

Kaderin bir cilvesi, Piyer de orada. Kendisine yapılan yardımı unutmamış. Haluk’u, Garnizon Kumandanı babası General Ramon’la (kitapta Kont Voronikof’la) tanıştırır. Esir kahramanımız(!) artık asilzadelerin toplantılarına bir şeref konuğu olarak davet ediliyor!

Paul Mauriat’nın ‘Of Vodka and Caviar’ albümündeki (1965) ‘Le Temps Du Muguet (Les Nuits De Moscou)’ (1955) (Vassily Soloviev-Sodoi / Mikhail Matoussovski) ile başlayan baloda bir sürpriz var.

‘Katyusha’ (Casatchok) (1938) (Matvey Blanter / Mikhail Isakovsky) melodisiyle gelen mor (romanda siyah) tuvaletli güzel kadın Nüvit. ‘Kocası’ Ali Rıza Bey bir siyasi sürgünmüş. Dünya Savaşı bile kahramanımızı bu denli sarsmamıştı.

Piyer onların daha önce tanıştıklarını anlamış. Gerçeği öğrenince yardımcı olmaya çalışır. Dünya Savaşı yılları; Rusya’da Bolşevik İhtilali patlamış, her şey karman çorman. Ama Piyer ve general baba işi gücü bırakıp iki aşığı, Ali Rıza Bey’e çaktırmadan bir araya getirmek amacıyla yırtınıyorlar!

Eski karısı da olsa, evli bir kadınla kurulan ilişki nedeniyle seyircide olabilecek tepki için Yönetmen (romanda olmayan) şu çözümü bulmuş; ‘Ali Rıza Bey de Nüvit’i Altın Kadeh Kabaresi’ndeki dansöz Meltem Mete ile aldatıyor’. Artık ‘her şey mubah, herkes sütten çıkmış ak kaşık’.

Paul Mauriat’nın ‘Of Vodka and Caviar’ uzunçalarındaki (1965) ‘Plaine, Ma Plaine’ (1934) (Lev Knipper) ile buluştukları tahta köprüde Haluk “Eğer bizi ayıran sadece ‘kocam’ dediğin o salak herifin varlığı ise ben O’nu yok etmesini bilirim” demişti. Ama Nüvit’in yatak odasına girdiği gece, meyhaneden dönen Ali Rıza Bey’in kafasına evin balkonundan koca bir saksı atacağı kimin aklına gelir. Zavallı Avukat ölümlerden dönüyor.

General Ramon, beklendiği gibi, kahramanımızın bu ‘cinayet girişiminden paçasını kurtarması için’ hazır ve nazır. “Ben ve oğlum Piyer sizin saadetinize çalışacağız.”

Konuşmaları sırada Haluk’un gözü duvardaki resme takılır. “Büyük bir çerçevenin içinden annem bana gülümsüyordu.” Acı gerçeği hemen anlar; Annesi ve General’in birkaç yıl önce ölen eşi aynı kişi. Piyer de kardeşi. Kulaklarında babasının vasiyeti yankılanıp duruyor. Yaşlı adamı boğarak öldürür.

Filmdeki herkes sanki Haluk’a yardım etmekle görevli. Bu kez Nüvit imdada yetişir. Kaçmak isteyen esirlere yardım eden birini tanıyormuş. O’nun aracılığı ile delikanlıyı İstanbul’a ulaştırır.

‘Yardım’ı bu kadarla kalmaz. Cinayeti de üstlenir! Kurşuna dizilme sahnesi 2 dakika sürüyor.

‘Funeral in Berlin’deki (1966) (Konrad Elfers) ‘Fate of Two Pawns’. 15 yıl sonra Piyer, ‘ödeşmek için’ Nüvit’in kurukafasını ve son mektubunu Haluk’a getirir. Sevdiği kadının öldüğünü ve Ümran’ın kızı olduğunu öğrenen kahramanımız için ‘kendi vücudunu ortadan kaldırmak’tan başka yapacak bir şey kalmıyor.

“Benim annem kaçtı, babam intikam vasiyet etti… Sen olsan ne yapardın? Çılgın gibi sevdiğim karımı bir hiç yüzünden boşadım. Her şeyimi kaybettim. Kader, hayatın yapısıdır Piyer. Söyle, konuş, Günah Bende Mi?”

Romandaki Halûk Giray’ın annesi Marusa adlı bir Rus kızı. Babası Rusya’da sefirken evlenmişler. ‘Bir ecnebiyi nikâhladığı için bütün ailenin düşman kesilmesi’; Müslümanlığı kabul edince bu hiddetin yatışması; Serbest yaşamaya alışkın kadının bu mutaassıp hayattan sıkılmaya başlaması; Zamanla aralarında baş gösteren ‘imtizaçsızlık’ (sf. 33).

Artık bunların bir önemi yok çünkü Marusa, kocası ve iki yaşındaki Halûk’u bırakarak ülkesine dönmüş ve evlenmiş. ‘Pek müteessir olan baba uzun süren bir hastalıktan sonra gözlerini hayata kapatır’. Vasiyetini de (oğlu o sırada çok küçük olduğu için) büyük Hala’nın veremli kızı Hadiye’ye bildiriyor; Oğlu, karısını elinden alan “O mel’unu ilk gördüğü, ilk tanıdığı yerde hiç tereddüt etmeden gebertsin (sf. 35)”.

Halûk, subay çıkınca küçük Hala’nın kızı Nüvid ile evlenir. ‘Muhtar Olayı’ndan sonra da boşanıp bir ‘becayiş’ ile Anadolu’ya geçer. Piyer’in kaçmasına göz yummanın faydasını, esir düştükten sonra Sibirya’daki Kansk’ta görecektir.

Romanda Nüvid’in suçu üstüne alması ve kurşuna dizilme yok. Ölümü, Avrupa’daki bir tren kazasında. Halûk’un Çin ve İran üzerinden ülkeye kaçışı 100 sayfa. Bu bölümü, Charles Dickens tadında bir mizahla anlatılmış Kerime Nadir.

Yazar, özellikle kitabın ikinci yarısında, sanki Halûk’u sevmemizi istemiyor. Hamam kasadarı Lida’yı aldatması; Çinî Türkistan’daki Kulca’da (Alman makinist ‘Şmit’ ve karısı Alvina’nın kızları) Lizet’i hamile bıraktığını anlayınca oradan apar topar kaçması.

Zaten kadınlar için şunu söylüyordu; “Kopmayacak meyveye (O’nun deyişiyle ‘meyvaya’) el uzatmak neye yarar.”

Son sayfalardaki intiharına üzülen okuyucu sayısı çok değildir herhalde.

‘Werner Müller ve Orkestrası’nın ‘Gypsy!’ albümündeki (1965) ‘Gypsy Love’ (Zigeunerliebe) (1911/12) (Franz Lehár). Ali Rıza Bey, Haluk’un ‘bu valsı karısıyla yapmasına izin vermiş’.

Haluk; “Bana bu ihaneti nasıl yapabildin?”

Nüvit; “Şuurlu bir insan olarak yaşama hakkımı kullandım sadece. Çocuğumuzun varlığı bile seni inadından döndüremedi çünkü.”

Haluk; “Çocuğumuz mu dedin?”

Nüvit; “Evet, çocuğumuz. Niçin şaştın? Bilmiyor musun, sana yazmıştım.”

Haluk; “Cepheye gönderdiğin mektupları okumadan yakıyordum. Peki, ne oldu o çocuk? Nerde şimdi?”

Nüvit; “Şey, nasıl söyleyeyim, öldü. Bir aylıkken difteriden öldü.”

Haluk; “Seni tekrar karşıma çıkaran talihe lanet olsun. Seni şu anda kollarımın arasına alacak kadar neden küçüldüğümü de bilmiyorum.”

Sonradan genç kadını tekrar elde etmek için kocasını öldürmelere bile kalkışacaktır.

(Yazan: Murat Çelenligil)

Video

Filmi izle

Günah Bende Mi? | Türkan Şoray Eski Türk Filmi Full İzle
Kadro

Oyuncular

22 kişi
Yapım

Künye

YönetmenNevzat Pesen
SenaryoNevzat Pesen, Erdoğan Tünaş
Görüntü YönetmeniMenasi Filmeridis
YapımcıNevzat Pesen
MüzikKerime Nadir
ŞarkıTuncer Aydınoğlu
Sinemaseverler

Yorumlar

20 yorum
Göztepe31 Mayıs 2021

Güzel filmdi dış ülkedeki dans sahneleri bile harikaydı TV 4'te seyrettiğim bir film Engin Çağlar'ın oyunculuğunu beğenmesemde iyiydi senaryosu filmin çok güzeldi. Özellikle birçok sahne kartpostallıkta karlı ev sahneleri başrolde Türkan Şoray'da filme çok şey katmış..

erhaab13 Ekim 2017

Bunaltan bir aşk filmi, Kerime Nadir'in her eserini uyarlamaya kalkmak da büyük hata. Hele bir de film kötü çekilince baygınlık geçirtiyor insana. Kurt Seyit ve Şura dizisi neden tutmadiysa bu film de o yüzden sıkıcı. Konusu yurtdışında geçen ve uzun salon danslarıyla ilerleyen filmlerin tutması zor. Üzerine Engin Çağlar'ın kötü oyunculuğu da eklenince bunalıma girmek zor olmuyor. Çözüm Sadri Alışık. Patlatıyorsun bir Sadri Baba filmi, seni rehabilite ediyor:)

performer14 Nisan 2017

epey bütçe ayrılmış filme...bana hitap etmeyen bir film.

liondaddy28 Mayıs 2013

Mükemmel bir film. Tekrar tekrar izlenebilir bir film. Engin Caglar ve Türkan Soray ikilisi cok iyi uyum saglamislar filmde ve cokta iyi oynamislar.

benimsinema2 Haziran 2012

ask, cinayet, intikam, tesadüf ve tam bir entrikalarla dolu bir film. filmin müzigi bile yetiyor herseyden önce. ask öyle biseyki, yasaklari ve sinirlari asiyor, hatta ugruna ölümü alacak kadar fedakarlik bile yaptiriyor insana. engin caglar biyiksiz haliyle daha karizmatik, türkan soray ve fatma karanfilin güzelligi görülmeyecek sekilde.

t_rex14 Ocak 2012

filmin en büyük talihsizliği yönetmen koltuğunda nevzat pesen in yer alması. tam ülkü erakalın ın muvavvafakiyet sağlayabileceği bir projeymiş.yazık olmuş güzelim hikayeye.

delikadir394 Şubat 2011

Engin Çağların en iyi filmi.

hakan samsun3 Şubat 2011

cok güzel bir türkan şoray filmi

korayaslan13 Ekim 2008

inanilmaz tesadüflerle dolu cok sürükleyici güzel bir film bu film bende mevcut.

doruk0631 Temmuz 2008

TESADUFLERIN BOYLESI DEDIRTEN IZLENMEYE GEREK DUYLMAYAN BIR FILM BENCE TÜRKAN SORAYI BILE BEGENMEDIM UZGUNUM:(

bir_demet_menekse2 Temmuz 2008

Türkan Şoray ve Fatma Karanfil çok iyi performans sergilemişler.Filmde Türkan Şoray'ın kurşuna dizildiği sahne en güzel bölümdü.Ama tek kötü yanı filmin Engin Çağlardı(Haluk Giray rolüne yakıştıramadım) !!

Romanist11 Ocak 2008

farkli ve cok etkileyici bir film bu filmi nerden bula bilirim bilen varsa mana mesaj atmasini rica ederim.

Resad Aliyev27 Aralık 2007

slm cok guzel bir film acaba nerden bula biliriz bu filmi?(link)

sultanhastası16 Aralık 2007

Romanını okumadım ama filmin senaryosu acele ile yazılmış diye düşünüyorum. Bir çok hata ve kopukluklar var. Engin Çağlar'ın oyunculuğu çok vasat, Türkan Şoray'ın çok fazla bir rolü yok, Müvin'in kurşuna dizildiği sahnede Türkan Şoray oyunculuğuyla tavan yapıyor ama filmin son sahneleri çok kötü olmuş.

marwin6 Ağustos 2007

GÜZEL BİR FİLM İLK İZLEDİĞİMDE BAYAĞI İLGİNÇ GELMİŞTİ BANA TÜRKAN ŞORAY SÜPER FİLMDE

emresunay23 Haziran 2007

Hayatımda en çok beğendiğim sayılı yeşilçam filmlerinden biridir.Türkan Şoray'ı ve Engin Çağlar bu filmde birbirlerine gerçekten çok yakışmış ve tamamlamış olup,rollerini mükemmel yapmışlardır.Filmin çekildiği yerler,o karlı orman,o kasaba ve saray gerçekten süperdi.Senaryosu,kurgusu,işleyişi,gerçekten çok duygusal mükkemmel bir filmdi.Tekrar tekrar izlemekten asla bıkmam.iki insan birbirlerine savaş ortamında ancak bu kadar aşık olabilir ve fedakarlık yapabilirdi.Hepsi bu filmde var.Harika bir Dram filmi olması sebebiyle acı sonla bitiyor zaten.

capone17 Haziran 2007

Bu filmi beğenmedim bence Türkan Şoray ın en kötü filmi Engin Çağlar çok kötü bir performans sergilemiş

Resad Aliyev21 Haziran 2006

bu siteye goz atan herkesten rica ediyorum eyer bu film hakinda bilgisi olan varsa bana e mail [email protected] en begendigim turk sinemasi

mystic river25 Mayıs 2006

kerime nadir\'in aynı adlı romanın dan uyarlanmış güzel bir film..şoray\'ın enfes güzelliği ve oyun gücüyle izlenmeyi hakediyor..

Resad Aliyev6 Şubat 2006

Yok boyle bir filim hersey mukemel hele hele Halukla Pierin altin kadehde sarap icmeleri,Halukla Muvinin karli ormanda bulusmalari cok romantik

Yorum yaz

Benzer

Türkan Şoray'in diğer filmleri

Filmografi →