Ekmekçi Kadın
Quando Ritornera Da Me (1964) (Locatelli / Minerbi) melodisi ve yıllar sonra karşılaşan Nazmi ile Ayşe'nin silah sesiyle sonuçlanacak konuşmaları..
[1972'deki aynı adlı ikinci çevrimde bu sahnede Man With a Harmonica
(1968) (Morricone) müziği kullanılacaktır.] Ayşe ; Kıpırdama yersin kurşunu. Seninle anlaşmaya geldim Nazmi.
Nazmi ; Anlaşacak bir şeyim yok benim.
Ayşe ; Benim de kaybedecek bir şeyim yok.. Bütün ömrümü mahvettin, zindanlarda çürüttün. Gençliğimden, çocuklarımdan ettin beni. Alnıma o kanlı lekeyi sen sürdün. Katil sendin, günahını bana çektirdin.. Dayanamadım ayrılığa, zindandan kaçtım. Çocuklarımın karşısına alnım ak olarak çıkacağım günü bekledim. Ama bu defa da kader kızımı çıkardı karşıma. Kemal, kızımın her şeyiydi. Ömrü yetimhanelerde geçmiş bir zavallının elinden, hayattaki tek emelini sen aldın..
Nazmi ; Kızım Sevim hasta. Ölüme mahkûm. Ölecek, ellerimde ölecek yavrum.
Onu hayatta tutan tek ümit, Kemal..
1943'ün göz açtırmayan kışı. İstanbul. Lütfü Beyin fabrikasında kapıcılık yapan Ayşe Çelik, ne dünya savaşını ne de bir sene önceki Struma Faciası' nı düşünecek durumda. Büyük olasılıkla, filmin esinlendiği aynı adlı romanı da (La Porteuse De Pain) (1884) (Xavier De Montepin) duymamıştır bile. Kocası Selim, aynı yerde 12 yıl çalıştıktan sonra bir iş kazasında ölmüş.
İki çocuğu, 3-4 yaşlarındaki Metin ve birkaç aylık Zeynep'le ortada kalınca ‘patrona yalvarıp yakarıp genç kadına bir iş verdirmişler. Filmin başında, ekmek, peynir, helva ve (ilerde başına dert olacak) gazyağı almak için Bakkal Hayri'ye giderkenki perişanlıkları ; Ayşe'nin sol elinde kulpu iğreti tutturulmuş bir gaz tenekesi, koltuk altında çuval, lastiği gevşemiş çorabı ayak bileğine kadar düşmüş.
Sağ eliyle Metin, o da Nazmi Ustanın armağan ettiği içi saman dolu tahta atı sürüklüyor. Zeynep'i (sütü mü, zamanı mı yok, filmden anlaşılmıyor) sütanası Gülizar'a bırakmış. O da laf dokunduruyor Sütanalık kolay mı? Çamaşıra gitsem bunun üç mislini alırdım.
Haftada 10 kâğıda olmuyor bu iş. Üstelik, göz kamaştıran güzelliği de başına bela. Ölen kocasının en iyi arkadaşı olduğunu söyleyen Nazmi, meğer onu ilk gördüğü andan beri; seviyormuş. Peşini bırakmıyor.
Fabrikanın sahibi Lütfü Sırman, karısı (adı söylenmiyor) ve çocuğu Kemal'le çok mutlu. (Romanda ise Jules Labroue'nun karısı ölmüş ve çocuğu Lucien'e başka bir yerdeki kız kardeşi bakıyor.) Başarılı bir mühendis olan Lütfü Bey, tekstil makinelerinde istihsali üç misline çıkaracak; bir yöntem bulmuş.
Ancak, basireti mi bağlandı nedir, bu konudan yalnızca Nazmi Ustaya söz ediyor ; “Şimdilik bir sen biliyorsun bir de ben. Dünyada itimat ettiğim tek insansın.. Bütün kredilerimi topladım bankalardan. İstediğinden fazlası var kasada. Hiçbir şeyden şüphelenmesinler diye muhasebeye bile bildirmedim para çektiğimi. Al anahtarları. Bir muvaffak olalım milyonlar su gibi akacak.. İtimat'ın, hem de Nazmi'ye, bu kadarı..
Ayşe'yi bakkaldan gazyağı alırken gören Hacı Hüsrev Efendi, zaman yitirmeden durumu Lütfü Beye anlatır ; ;Allah saklasın, cayır cayır yanarız. Benden söylemesi. Fabrika sahibi ile Ayşe arasında yaşanan geçici gerginlik, sonradan genç kadının suçlanmasında kullanılacaktır.
Evlenme isteğine defalarca olumsuz yanıt alan Nazmi öyle bir şey yapar ki ; Bir gece fabrikayı kundaklar (hem de Ayşe'nin gazyağını kullanarak), işçi Cevat'ı öldürüp kimliğini değiştirir, Lütfü Beyi öldürür ve buluşu ile ilgili kağıtları alır, kaçmadan önce de tabancayı Ayşe'nin odasına bırakır.
Yangında tanınmaz hale gelen Cevat, mucize kabilinden yanmayan nüfus cüzdanı nedeniyle Nazmi zannedilir.
Ayşe tutuklanır.Suçu sabit görüldüğünden (Sinop Cezaevinde) müebbet hapsine; karar veriliyor. Metin'e bundan sonra kocamın tek arkadaşı sendin
dediği, emekli öğretmen ve Örnek Talebe Yurdu müdürü İsmail Hakkı bakacaktır. Zeynep'i ise süt anası Gülizar kaçırmış. (Sonradan, neyse ki, İstanbul Belediyesi Yetimhanesine bıraktığını öğreneceğiz.) Nazmi, Cevat Şahin olarak Mısır'a (romandaki Jacques Garaud ise Amarika'ya) gidiyor. Burada mensucat fabrikaları sahibi ve Türk asıllı İsmail Hilmi Paşa ile tanışır.
Lütfü Beyin geliştirdiği yöntemle Paşa'nın yanında çalışmaya başlar. Zamanla ortağı olur ve güzel kızı Gülsüm'le evlenir. Kızı Sevim'in doğumu sırasında karısını kaybediyor. Hiçbir pişmanlık, hiçbir vicdan azabı duymadığı bu yıllarda yaşamındaki tek karanlık gölge, onun aslında Nazmi Erkmen olduğunu bilen Salim dir.
Bir rastlantı ile bu durumu anlayan Salim, Cevat'ın dayısıdır ve 20'ye yakın suçun faili olarak Türkiyede aranıyormuş. Nazmi'den sızdırdıklarını batakhanelerde ve barlarda yiyip çılgınca bir hayat sürüyor.
Ayşe ise kendini çevresine sevdirmiş ve hapishanenin revirinde hastabakıcı olarak çalışmaktadır.
21 yıl sonra.. Tesadüflerin (tekrar) bir araya getirdiği kişiler. Metin, avukat olmuş ve İsmail Hakkı Babanın öğrenci yurdunda kalıyor. En iyi arkadaşı Kemal bir tekstil mühendisi ve tahmin edileceği gibi Lütfü Beyin oğlu. Kemal’in ‘her saniyesini ona taparak geçirecek kadar sevdiği’ genç kız ise yıllar önce yetimhaneye bırakılan Zeynep.
Orada Leyla adı verilmiş ve şimdi ‘bir moda evinde manken olarak’ çalışıyor. Nazmi (yeni adıyla Cevat), “Mısır’daki bütün tesislerini ve sermayesini anavatana getirip Batı Mensucat’ı kurunca” kalp hastası kızı Sevim de olaylardaki yerini alır. Bu arada, 26 Kasım tarihli, dönemin etkili gazetesi Akşam’da Nazmi’nin resmini gören Ayşe kaçarak İstanbul’a gelir.
Adını Zehra olarak değiştirir. Bir bakkalda ekmek dağıtıcısı olarak çalışırken kızını bulur.
Sevim’in Kemal’e aşık olmasıyla, Nazmi, Leyla’yı delikanlıdan uzaklaştırmak ister ama karşısına ‘haklı ve mazlum’ olmanın verdiği güçle Ayşe çıkıyor.
Hiç olmazsa roman ve filmlerde ‘hak yerini er geç bulur’.
60’lı yılların nispeten sevgi dolu ortamında Nazmi’nin söyleyemediğini, romanda Jacques Garaud söylüyor ; “Aşk geçicidir. Önemli olan paradır.”
Dedikleri, istemesek de, 100 yıl sonra gerçekleşmeye başlıyor.
(Yazan : Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Türkan ŞorayAyşe/Zehra/Leyla
İzzet GünayKemal Sırman
Çolpan İlhanSevim
Kenan ParsNazmi Erkmen
Efgan EfekanMetin
Kadir Savunİsmail Hakkı
Hüseyin BaradanLütfü Sırman
Nubar TerziyanKomiser
Senih OrkanSalim Emre
Mürüvvet SimGülizar Hisarlı
Nezihe GülerLütfü Bey'in Eşi
Ergül BuharalıCevat Şahin
Feridun ÇölgeçenSavcı
Talia SaltıCezaevi Görevlisi
Faik CoşkunPasaport Görevlisi
Osman TürkoğluCezaevi Müdürü
Mümtaz Enerİsmail Hilmi Paşa
Hüseyin Gülerİhsan
Zeki AlpanPiyano Hocası
Hayri EsenDoktor / İzzet Günay Seslendirmesi
T. Fikret UçakDoktor
Muammer GözalanDoktor
Celal ErsözMetin'in Arkadaşı
Zeki TüneyGazeteci
Selahattin İçselBakkal
Talat GözbakAğır Ceza Üyesi
Muzaffer YenenSavcı
Fadıl GaranFabrika Görevlisi
Ali SeyhanOtel Görevlisi
Ünal Gürel
Mine Sun
Volkan Kayhan
Bedri Çavuşoğlu
Orhan Çoban
Abdurrahman PalayEfgan Efekan Seslendirmesi
Sadettin ErbilKenan Pars Seslendirmesi
Hüseyin Kaşif
Jeyan Mahfi TözümTürkan Şotay Seslendirmesi
Kaya Volkan
Kemal ErgüvençKadir Savun Seslendirmesi
Muhip ArcımanHayri Esen Seslendirmesi
Murat Tok
Nedret GüvençTürkan Şoray Seslendirmesi
Osman AlyanakMurat Tok ve Selahattin İçsel Seslendirmesi
Rıza TüzünNubar Terziyan Seslendirmesi
Süha DoğanHüseyin Baradan Seslendirmesi
Yusuf Sezer
Zafer ÖnenHüseyin Güler Seslendirmesi
Hakkı HaktanHacı Hüsrev Efendi Künye
Yorumlar
Türkan Şoray'in diğer filmleri
2015Uzaklarda AramaDram, Komedi, Müzikal★ 7,7
2015Hatıraların MasumiyetiBelgesel
2014Sinemada İstanbul: Kadrajdaki ŞehirBelgesel★ 6,6
2012Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam 2. SezonDram, Tarihi★ 9,4
2012Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam 1. SezonDram, Tarihi★ 7,8
2011Gümüş Lale Burası Osmanlı 1711Dram, Tarihi, Savaş
2009Altın KızlarKomedi, Sitkom★ 7,8
2008Vurgun (I)Dram, Duygusal★ 8,4
Bir filmin finali bu kadar mı kötü olur. Benim gibi yeşilçamı seven biri için. Ne İzzet Günay'ı gösterdi ne de Leyla karakterine hayat veren Türkan Sultanı final sahnesinde. Ya da kesmişler filmi
ilk defa bir İzzet Günay filmini sıkılarak izledim...
bu filmin bir başka yeniden çevrimi 1993 yılında Flash TV'de Selda Alkor'un başrolünü oynadığı Bir Kadın Bir Yaşam isimli 14 bölümlük bir TV dizisi olarak yayınlandı. Tüm bölümlerini youtube'da bulabilirsiniz.
Turkan soray 2 rolde ayşe ve leyla on planda plan anne ayşe kızıma göre leylaya göre daha ön planda
film gercekten harika, kemal film ve osman abi yapmis yine yapacagini... kadroyu toplamislar oyna demisler oyuncularda oynamis... fatma girikle renkli cevirimi var yillar sonra cekilen, bu filmin yerini hic bir sekilde tutmuyor...
Filmin başını çok beğendim sanki bir kitap okur gibi oldum sonradan baktım ki zaten kitaptan uyarlamaymış .Mahkemede ki savunma sahnesinden çok etkilendim ,gerçek katili bile inandıracaktı nerdeyse masum olduğuna :) Oyuncağın içinden çıkan resmi anlayamadım merakla bekledim ne çıkacak diye .İşçi aranıyor yazısını çok sevdim .Bakkal sahnesi çok güzeldi.
Güzel film 1-2 defa izledim etkileyici gerçekten
"senin annen bir melekti yavrum" tarzı bir film.filmin yönetmeni zafer davutoğlu hakkında fikir sahibi olmak için izlemiştim. birde belki eski istanbul görüntüsü yakalayabilmek için...
<strong>Oldukça geniş bir kadroya sahip bir film.Kanaatimce Türkan ŞORAY'ın en güzel filmlerinden biri. Bir torna atölyesinin kundaklanması patronun öldürülerek kasadaki tüm paraların çalınması ve suçun fabrikada bekçilik yapan Türkan ŞORAY'ın üstüne atılması ardından gelişen olaylar... İzlenmesi gereken bir film.</strong>
<p>türkan şoray ın en güzel filmlerinden.1972 yılında fatma girik aynı adlı filmi gene oynadı</p>
çok güzel filmdi.bazı saçma yerler vardı.örneğin leyla metin kemal bir tane diskoda otururlar.metinle leyla kardeş olduklarından habersizlerdir.metin:küçüklüğümden beri birirnin imdat diyişini duyuyorum leyla:nolur susun banada aynı şey oluyor hep. küçüklüğümden beri bende o sesi duyuyorum.ne garip dimi.efkan efekana hayran kaldım bu filmde.
Öncelikle İzzet Günay ve Efgan Efegan ikilisinin birlikte olduğu sahne(ler) çok sevimliydi, güzel bir filmdi. Türkan Şoray yine çok güzeldi.
<strong>Çok güzel bir filmdi; özellikle 2 rolde oynayan Türkan Şoray'a hayran olmamak elde değil.. O yıllarda yaşayıp böyle filmleri sinemada seyretmek isterdim..</strong>
Ayşe, iki çocuklu dul bir kadındır. Kocası ölünce çalıştığı fabrikada kapıcılık görevi yapar. Nazmi Usta, Ayşe'ye aşıktır fakat karşılık bulamaz. Bir gece fabrikanın patronunu öldürüp yangın çıkarır ve suçu Ayşe'nin üzerine atar kaçarkende fabrikanın projelerini çalar. Ayşe suçsuzluğunu ispat edemez ve ömür boyu hapse mahkum olur. Seneler sonra Ayşe bir gazetede okuduğu bir haberr yüzünden hapisten kaçar. Hem çocuklarını arayacak hemde suçsuzluğunu ispat etmek için uğraşacaktır. Bu filmde beğendiğim bir nokta Türkan Şoray'ın oynadığı anne ve kız karakterlerinin seslendirmesinin farklı kişilerce yapılması bazı filmlerde iki rolüde aynı kişi konuşur ki bunu hiç beğenmem. Ayrıca Türkan Şoray üç değil iki rolde oynuyor. Ayşe hapisten kaçınca adını soranlara Zehra diyor.
Çok güzel bir film sanırım türkan şoray bu filmde üç karekteri canlandırıyor bu filmin 1972 yılında fatma girik tarafından çekilenini izledim eminim bu versiyonuda çok güzeldir ee işin içinde türkan şoaray varsa tabiikii güzel olacak
Milyoner kızı Sevim ve ‘yetimhanenin 9 numaralı fakir kızı’ Leyla.. Leyla ; “Günlük ekmeğini düşünmek hususunda herkes sizin kadar şanslı doğmuyor Sevim Hanım.” Senaryoda, aynı adlı romanın 1963’deki çevirisinden (Anten Yayınevi) (Muammer Tuncer) yararlanılmış. Efgan Efekan’ın adı jenerikte ‘Efkan’, afişte ‘Efgan’ olarak yazılı. Bakkalda, Ayşe gittikten sonraki konuşmalar.. Hacı Hüsrev Efendi ; “Başımıza taş yağmadığına şükür. Hale bak, dul bir kadın yüzlerce işçinin arasında çalışır mıymış?” Bakkal Hayri ; “Çalışmasın da iki çocuğuyla dilensin mi? Kocası kazada ölmeseydi, o da şimdi evini barkını bilirdi. Namusuna gelince, kimse dil uzatamaz.” Ayşe.. Gündüz, fabrikada kapıcı. Geceleriyse, dışarıya dikiş dikiyor. Belki bir ilk, Türkan Şoray’ın (bebek Zeynep'i de katarsak) filmde 4 ismi var Ayşe/Zehra ve Zeynep/Leyla. 1965’te Ekmekçi Kadın’ı Nedret Güvenç, kızını Jeyan Mahfi Ayral, 1972’deki ikinci çevrimde ise anneyi Jeyan Mahfi Ayral, kızını Nedret Güvenç seslendirmiş. Ayşe, Sinop Hapishanesindeki revirde “Bana ne kadar haksızlık etmiş olurlarsa olsunlar, insanlara yardım etmek hoşuma gidiyor” demişti. Ama, sonradan bir hastaya gerekli olan ‘kalp iğnesi’ni alması için onu eczaneye gönderen doktorun güvenini boşa çıkarıp kaçıyor. Ahmet Koç’u iki sahnede (‘işçi aranıyor’ yazılı şarküteride ve filmin sonundaki mahkemede) görüyoruz. Aynı mahkemede Orhan Çoban da dinleyiciler arasında. Ayşe’nin Nazmi’ye kaç el ateş ettiği karışıklığa neden olmuş. Hemşire “Üç kurşunun da omzunuza isabet etmesi bir mucize” diyor. Savcı da ‘üç el’ diye belirtiyor. Oysa, Ayşe iki kez ateş etmişti. Kış manzaraları ; Bakkal Hayri Baba ve dükkânı ; Fabrika ; Komşusunun “..Kaç çocuk kaçırmıştır o cadı” dediği, sütanası Gülizar Hisarlı ; Cevat Şahin’in dayısı Salim Emre rolündeki Senih Orkan ; ‘Emniyet Teşkilatından İhsan Başaran’ olarak izlediğimiz Hüseyin Güler ne kadar güzeldi. İstanbul’daki ev sahnelerinde Kalkavanların Beylerbeyindeki yalısı kullanılmış. Diğer seslendirmeler şöyle ; Sevim’i Çolpan İlhan ; Kemal’i Hayri Esen ; Metin’i Abdurrahman Palay ; Nazmi’yi Sadettin Erbil ; İsmail Hakkı’yı Kemal Ergüvenç ; İlk Ağır Ceza Üyesini Cahit Irgat ; Salim’i Senih Orkan ; İsmail Hilmi Paşa’yı Mümtaz Ener ; Komiser’i Rıza Tüzün ; Çocuk Metin’i Birsen Kaplangı seslendirmiş. Romanda, Jeanne Fortier’nin kurtuluşu için çok önemli olan ve çocuk George’un oyuncak atın samanları içine sakladığı mektup filmde (Nazmi’nin resmi) önemini yitirmiş.