Arkadaş
Yıllar sonra karşılaşan iki eski arkadaşın öyküsü anlatılıyor. Dünün yoksul öğrencisi Cemil (Kerim Afşar) zengin olup, güzel Karısı Necibe (Azra Balkan) ve içine kapanık, incecik, fidan gibi baldızıyla (Melike Demirağ) mutlu bir yaşam sürdürmektedir. Ne var ki arkadaşı Azem’ in (Yılmaz Güney) evlerinde kalıp yaşamlarına girmesiyle düzenleri bozulur. Her şeyden önce iki arkadaşın sınıfsal farklılıkları ortaya çıkar.
Bir sahil kentindeki yozlaşmış yaşam biçimi, Necibe'nin kocasını aldatması, Melike' nin Azem'le duygusal bir ilişkiye girmesi ve Cemil'in kaçınılmaz acı sonu... Bir silah sesiyle her şey noktalanır. İntihar eden Cemil midir? Bu son, seyirciye bırakılır. Güney, bu olayların içinde köy ve kent arasındaki çelişkileri, kültür yaşamının farklılıklarını da ortaya koyar. (Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması Kitabından)
Oyuncular
Azra BalkanNecibe
Ayşe Emel Mesçi
Doğan BavliCivan Canova Seslendirmesi
Kamran UsluerNizam Ergüden Seslendirmesi
Abdurrahman PalayYılmaz Güney Seslendirmesi
Altan KarındaşSeslendirme
Suna KeskinMelike Demirağ Seslendirmesi
Ahu TuğbayAhu
Nizam Ergüden
Rıza TüzünSeslendirme
Civan CanovaAli
Kerim AfşarCemil
Melike DemirağMelike
Semra ÖzdamarÂzem'in Arkadaşı
Yılmaz GüneyÂzem 





yorumlardada daha evvel bahsedilmiş filmin eksi yönleri olsada gene de 10 üzerinden 9 luk film olmuş. 9 verdim zaten. filmin sonu izleyiciye bırakılmış tahmin olarak ama bence böyle bir filme böyle bir son gitmedi. daha farklı bir final çekilebilirdi diye düşünüyorum. bunun dışında Yılmaz Güney ve Kerim Afşar oyunculuk da tavan yapmış. ikisi de rollerini en iyi şekilde adeta yaşayarak oynamış. Yılmaz Güneyin Cemil sen bir pez,,,, repliği çok şahane olmuş.Tabi bundada gene büyük üstad Abdurrahman Palayın katkısı büyük .genel de Cüneyt ve Kadire yakıştırılan bu ses bana göre en çok Yılmaza gider. onu ifade eden ses bu ses çünkü.Melike Demirağ ve Azra Balkanında hakkını yememek gerek. bu filmde Semra Özdamar kendi sesiyle oynamış ama bence Aliye Uzunatağan seslendirseydi daha başarılı olurdu. filme gelecek olursak , yozlaşmış bir insanın sınıf atlatıktan sonraki yaşam tarzı anlatılmaya çalışılmış hikaye eksi yönleride olsa herşeye rağmen çok iyi işlenmiş. şehir ile köy insanları arasındaki farka dikkat çekilmiş.modern olmak demek yozlaşmak demek olmamalı ,geleneklerinden göreneklerinden kopmak demek değildir çağdaş olmak. sınıf değiştirebilirsin ama önemliolan nerde olursan ol kendini kaybetme kendinden vazgeçme bu mesajlar verilmek istenmiş.Yılmaz çok uğraşıyor arkadaşı Cemil için ama Cemil o kadar zavallı ki sanırım final de intihar ediyor değişcem diyor bunu yapamıyor sözünü tutamıyor. ve bunalıma girip hayatına son veriyor. kadınlar cinsel obje olarak çok kullanılmış bu filmde. azemin şapkası var repliği de çok şahaneydi kısaca YILMAZ GÜNEY farkı olan bir film. oyuncu olarak son kez gördüğümüz filmi bu.
yılmaz güney sanırım bu filmde kendisini oynamış... muhteşem bir film. zaten 1. umutsuzlar 2. baba 3.arkadaş diyebilirim... yani nerdeyse gözlerimi kırpmadan izleyecektim...
Filmde anlatılmak istenen örf ve geleneklerinden kopan insanların klasikleşmiş tabiriyle yozlaşmış hayatları. Peki bu yozlaşmışlık toplumsal bi sorun değil mi. Ama âzem sadece arkadaşını kurtarma peşinde. Ahlâksal sorunların içinde yok olup giden insanları kurtarmak yada kendince bişeyler öğretmekte sınıfta kaldı. Örneğin herkesin bi masada toplandığı ve cemil'in bişeyler anlatıp herkesin güldüğü bi sahne vardı. Orda cemil kadınları bi cinsel obje olarak gösteriyordu. Evet hepimiz bunu anladık ama anlamak yeterli mi. Seyircinin ordaki umududur yılmaz güney. Bişeyler anlatıp sert bi eleştiri getirebilirdi duruma. Ama sadece a'nın üstünde şapkası var demekle geçiştirdi. Bu tavır sadece farklı kişi izlenimi verme çabasıdır ve boş bi çabadır. Kadınlar aşağılanırken işçiler açgözlü olarak gösterilirken âzem'in sessiz kalması tam bi fiyasko. Oysa ordaki etkileyici bi konuşma filme katkı yapardı ve filmin insanlar üzerindeki etkisi daha fazla olurdu. Cemil karısının kendisini aldattığını öğrendiğinde daha sessiz bi tepki vermeliydi. Sonuçta cemil ahlaksal olarak çökmüş biri. Sanki dünyanın en namuslu insanıymış gibi davranması cemilin karakterine tersti. Bana göre film toplumun ahlaksızlığını yüzüne sert bi şekilde vurmaliydi ama çok sönük kaldı. Örneğin Metin erksan'ın suçlular aramızda filmi zengin ve ahlak olarak çökmüş kesime mükemmel bi tokattı. Bu film onun kadar sert değildi.
Ülkemizdeki zengin sosyatenin dejeneresi güzel işlenmiş ama düzelme çaresi Kuzeyimizde yaşayan devletin rejimini mi almak mıdır yoksa başka çarelere mi bakılmalıdır. İki dilber Melike Demirağ ve Semra Özdamar'ın güzelliklerine diyecek birşey yok. Ayrıca kendi sesleriyle oynamışlar. Çözüm dediğimiz gibi bu değil. Ama sinema dili çok başarılı bunu inkar edemeyiz.
başyapıt.
harika bir film zaten yılmaz güneye ne denilebilirki
Yılmaz güney in entellektüel bir filmi hikayesi iyi oyunculukları iyi ve gerçekçi havasıyla kesinlikle izlemeye değer iyi bir film.
çok duygusal beni derinden sarsan bir film senaryo çok etkileyici
Arkadaş derin bir siyasal mesaj içeren çarpıcı bir filmdir. Hayallerine kavuştuktan sonra davasından vazgeçen bir adamın yıllar sonra dava arkadtaşıyla karşılaşmasıyla herşey bir anda değişir. Filmde sınıfsal farklılıkların saçmalığı,herkesin eşitliği ve kapitalist rejime başkaldırı gibi temalar çok güzel bir şekilde işlenir. Gene istediği mesajı seyirciye kusursuz bir şekilde ileten Yılmaz Güney filmde oyunculuğuyla bir kez daha zirve yapmıştır. Filmin müziği de efsanedir. Bittikten sonra damakta tat bırakan ender filmlerden biridir.
<p>Müzik nasıl? 10 Numero. Yılmaz Güney var mı Arkadaş?Var Arkadaş.Senaryo kusursuz ve nitelikli.Toplumsal içerik son derece yoğun.Eğer sanatçı derken insanların, halkının sıkıntılarına sorunlarına ayna tutan kişi demek istiyorsak işte bir sanat eseri diyorum ve büyük harflerle yazıyorum.A R K A D A Ş...</p>
Dün Yılmaz Güney Film Festivali kapsamında Yeşilçam Sineması'nda Arkadaş filmini bir kez daha izledim. Belgesel yanı çok güçlü bir film... Yeni sinemacıların Yılmaz Güney'den çok fazla etkilendiğinin bir kez daha ayrımına vardım. Yılmaz Güney gerçekten de birçok açıdan ezberleri bozan bir sinemacı. Arkadaş filmi de öyle... Melike Demirağ da masum genç kız rolünde oldukça etkileyici...
Bu Filim bugünü gösteriyor.Evet 1974 Cirkin kral anatmak istedikleri ile bugün karsilasiyoruz.Böyle filmleri cok arayacagiz.
bu filme başyapıt demek istiyorum. 10 üzerinden 10. mükemmel.
Toplumsal ilişkiler,arkadaşlık ilişkileri,dünyaya bakış açısının dışa vurumu ve emperyalizmin kirli yüzü ancak bu kadar gerçekçi ve didaktik şekilde verilebilirdi.Böyle bir konu ve böyle bir film yılar geçsede eskimeyecek aksine değeri ve vermek istediği mesaj daha iyi algılanacaktır.Hangi görüş olursa olsun toplumu ilgilendiren ender filmlerden...
<p>ozkaracam söylediğin çok mantıklı ben filmi çok dikkatli izlemiştim öyle algıladım.Ama senin söylediğin şekilde olabilir uyarın için teşekküre ederim.Filmdeki görüntü o biçimdeydi bana öyle yansıdı.Tabi insanız yanıldığımız noktalar olabiliyor.</p>
kariz ma 35, yorumunun son cümlesine katılamayacağım. Yılmaz Güney sosyalist dünya görüşünü benimsemiş bir insandı. Dolayısıyla bu filmde amaçlanan (bazı sahnelerde biraz öyle gözükse de) örf ve adetlerimize, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkılması şeklinde, "muhafazakar refleks"le verilmiş bir mesaj değildir. O tür mesajlar, İslamcı-muhafazakar yönetmen Yücel Çakmaklı'nın filmlerinde vardır. Burada vurgulanmak istenen, iktidarı ve üretim araçlarını ele geçirmiş bir sınıfın artık tamamen yozlaşmaya başlaması, üretme, bir şeyler öğrenme, hayatı zenginleştirme (hiç kuşkusuz düşünsel yönden) gibi amaçlarının kalmamasıdır. Emekten, barıştan, daha güzel bir dünyadan yana olan insanlar bunu başaracaklardır. Verilmek istenen, bu romantik-devrimci mesajdır.
Bu filme de benden önce arkadaşlar.. bir güzel betimlemişler sağolsun. Aslında, bunun üzerine söylenecek pek bir şey yok Salt, müziğini Şanar YURDATAPAN & Atilla ÖZDEMİROĞLU'NUN yaptığını, Görüntünün Çetin TUNCA'YA ait olduğunu söylemek dışında, daha henüz genc bir kız (şarkıcı) Melike DEMİRAĞ'LA komplike bir "Yılmaz GÜNEY" film klasiği...
<p>İki arkadaş'ın yaşamlarının farklılığını anlatan anlamlı bir yapım.Öğrencilik yıllarından bu yana arkadaş olan "Azem" Yılmaz Güney ve "Cemil" Kerim Afşar. Cemil zenginleşmiş, yükselmiş sahil kasabasına benzer bir yerde oturmaktadır. "Azem" ise Karayolları mühendisi biridir. İki eski arkadaş yıllar sonra buluşur. Eğlenirler, yerler, içerler."Azem" Yılmaz Güney "Cemil" Kerim Afşar'ın ısrarı ile bir müddet yanlarında kalır. Farklı bir ortamdır herkes birbiriyle şakalaşmakta hatta bel altı şakalar bile olmaktadır. Azem durumu fark eder ve çevresinde herkesi zaman zaman toplanarak uyarır. "Melike" Melike Demirağ, cemil'in kızıdır.Azem'den hoşlanır fakat içine kapanıktır. Cemil'in eşi "Necibe" Azra Balkan bu ortamda eşini aldatır ve Azem farkketiğinde arkadaşına anlatır. Şiddetli kavgadan sonra azem arkadaşını köye götürür ve ufku, düşünceleri değişir. Filmin finalinde ise "Azem" Yılmaz Güney onların evinden ayrılır ve silah sesi gelir. Fakat kimdir bilinmez büyük ihtimal arkadaşıdır. Unutulmayan diğer sahne ise arkadaşına ihaneti söylediği içini. Cemil'in eşi "Necibe" Azra Balkan'ın, "Azem" Yılmaz Güney'e tokat atmasıdır. Örf ve adetlerimize, gelenek ve görenek'lerimize sahip çıkmaya yönelik toplumsal mesaj içeren bir film. </p>
<p>Yılmaz Güney' in yozlaşmayı başarıyla anlattığı yarı belgesel niteliğinde güzel bir başyapıt. </p><p>Etkisinden kurtulamayacaksınız.</p>
<p>Bu film, bende her zaman için buruk bir duygu uyandırmıştır. Yılmaz Güney, THKP-C davasında on yıl hapis cezası aldıktan sonra 1974 affıyla özgürlüğüne kavuşmuştur, kafasında bir dolu proje vardır. Sıcağı sıcağına bu filmi çeker. Sanıyorum, Haziran-Temmuz ayları. Yarım kalan, tekrar ele alma olanağı bulamadığı Zavallılar'da toplum dışına itilmiş üç sabıkalının İstanbul denilen cangılda verdikleri yaşam mücadelesini, lokantada birbilerini satacak kadar bencilleşmelerini anlatıyordu. Bu kez çok farklı bir konuya, bir romantik devrimcinin yüzleşmek zorunda kaldığı bir çelişkiye eğilmektedir. Bu, bir eski arkadaşla yolların tamamen ayrıldığının fark edilmesidir. Bu olay, iki cephe için de yaralayıcı olacaktır kuşkusuz. Fakat romantik devrimci ileriye bakacak, eski arkadaşı ise...</p><p>Aradan yıllar geçtikten sonra Cemil'in intihara sürüklenmesini (?) eleştirenlere rastladım. Ben, o son sahnedeki silah sesinin sadece bir metafor olduğunu düşünüyorum (Azem'in, her şeye rağmen arkasına bakmadan yürüyüp gitmesi, insan psikolojisine aykırı). Bence orada anlatılmak istenen, Cemil'in ruhen ölmüş olması idi. O yılların sosyopolitik atmosferini, bunun kişiler arası ilişkilerdeki yansımalarını anlatan, düzeyli bir dram. </p>