Vesikalı Yarim
Beyoğlu, [‘Büyük Acı’ (1971) filminde tekrar göreceğimiz] ‘Şen Saz’.
Sahnedeki sanatçı ‘Şükran Ay’ın sesiyle Kahverengi Gözlerin’i (1967) söylüyor. Birazdan ‘Sokağın Ardındayım’ var.
Yüreğinden bir çığlık gibi kopan ‘Kalbimi Kıra Kıra’ için daha bekleyeceğiz.
Fethi; “Gariban kızlar işte, ne olacak. Bunların baktıkları aynalar bile küflenmiştir.”
Cemil; “Bunlar var ya, muhabbetin her türlüsünü bilirler. Erkeklerine kul köle olurlar. Dayaktan, küfürden, jiletten, bıçaktan geçtim, üste para yedirir de gene yaranamazlar… Bunlar bir erkeğe tutuldular mı, hele bir de içip sarhoşladılar mı dağları düz ederler be.”
Siyah beyaz İstanbul ve sakin, huzurlu Kocamustafapaşa. Bir manastırdan döndürülen Sünbülefendi Camisi.
Dört manav arkadaş. Halil, Cemil, Fethi ve (senaryodaki adını öğrenemediğimiz) Hakkı Kıvanç. Sebze ve meyveyi Halil’in bostanından ve O’nun at arabası ile getiriyorlar. Delikanlı, babasıyla beraber çalışıyor.
Filmin ortalarına doğru Toptancı Hali’ne de mal verdiklerini anlayacağız. Belki bu nedenle, belki de abartısız ve güçlü kişiliğinden dolayı sözü daha fazla dinleniyor. Biraz sıkça olan rakı geceleri için “Verdiğimiz para ile bir meyhane de biz açardık’ dedikleri Ayı Rıfat’ın yerindeler.
O gün, Fethi (çok kişinin yaşantısını etkileyecek) bir değişiklik yapar; “Akşama bendensiniz. Bir büyük şişe ve nevalesi benden. Fazlasına aklım ermez. Size bu ikramı Beyoğlu’nda yapacağım. Bıktım Ayı Rıfat’ın meyhanesinden. Daha masraflı olur ama gözümüz gönlümüz açılır birazcık… Delikanlılıkta, insan her bir yolu görmeli her bir dereyi geçmeli.”
Beyoğlu’nda bir iki yere baktıktan sonra Taksim tarafındaki Şen Saz’ı seçerler. ‘Sohbet içre’ iken ve biz daha fazla mest olmuşken, arkadaşları “Halil yabancımız değil. Başımız da bağlı değil” diyerek başka bir yere, birbirlerinin kulaklarına fısıldadıkları bir yere gitmek üzere kalkarlar.
“Ben 1–2 kadeh daha çekip eve gideceğim” diyen Halil, bir ara garsonu çağırmak için arkasına bakıyor. Masaya döndüğünde öyle bir şey görür ki ‘eve gitmesi’ 1–2 yıl sonra olacaktır!
Sabiha… Sabiha’yı görür. Güzelliği ile çevrenin sesi ve görüntüsü uzakta kalmış. “Bir sigara içebilir miyim? Yakar mısın?”
O gece beraber çıkarlar. Gittikleri Tabarin Bar’da, herkes [‘Son Hatıra’da (1968) Nuray olarak gördüğümüz] dansözü seyrederken Halil (bizim gibi) gözlerini Sabiha’dan ayıramıyor. “Beni değil O’nu seyret.”
Sabaha karşı genç kızın Hamalbaşı’ndaki evine giderler.
Akşamleyin ‘Şen Saz’.
Sabiha; “Bizde yatıp uyudu… Salonda.”
Müjgan; “Yaa! Ayrı ayrı demek. Başka erkek olsa o kadar masraftan sonra…”
Bir gece önce “Süslü, esanslı kadın tanımadım. Bu saate kadar da içmedim, arkadaş düğünleri haricinde” diyen Halil’e “Gelme bir daha. İçkiye, saza, eğlenceye bir alışırsın, bir daha da…” demişti Sabiha.
Ama hem de büyük bir sepet dolusu meyve ile tekrar gelir. “Şaşkınım dün geceden beri… Aşikâre hoşlandım. Hoşlanmaktan da beter mi ne.”
Sabiha’nın üç odalı evine yerleşir. Genç kız asıl şimdi seviyor bu evi. “Daha evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu.” Bırakır Saz’da çalışmayı.
Halil, Beyoğlu’nda sokakta sandıkla limon portakal satmaya başlar. “Babandan ayrılmışsın diye duyduk diyenlere “Bir dükkân da Beyoğlu’nda açacağız. Tecrübedeyiz şimdi” demektedir.
Beraberliklerinin verdiği mutluluk çok belirgin. Ama nereye kadar!
Zamanla sevgileri zorlanmaya başlar. Sabiha’da gözü olan Necmi ile kavga… Fakat asıl sıkıntı bizi de şaşırtan o konuşmadan sonra.
Cemil; “Karısını, çocuklarını da mı düşünmez bu adam?”
Müjgan; “Evli mi? Üstelik evli öyle mi?”
Sabiha, uzun bir süre dirense de sonunda o manav dükkânına gider. Ürkek, şaşkın “Şey… Bir kilo elma” dediğinde, gün görmüş yaşlı adamdan “Halil nasıl” karşılığı gelecektir.
İkisini de çok sevmemize karşın ‘ilişkilerinin imkânsızlığını’ (Kazablanka’nın oradaki ‘o aşılmaz duvar’ gibi) hissetmeye başlarız. Sabiha, delikanlı uzaklaşsın diye tekrar Saz’da çalışmayı bile deniyor. Ama bir gün istenmeyen ama kaçınılmaz şey gerçekleşir. Halil, Despina’nın (duvarında Fikret Hakan’ın resmi olan) meyhanesinde Necmi’yi bıçaklar.
Sabiha’yı ziyarete gelen Gazino Patronu-Zeki Sezer “Herif çok kan kaybetmiş. Zor kurtarmışlar. Seninki en az bir sene yatar” diyor.
Sabırla bekleyen genç kadın, tam da tahliye günü Saz’a gider.
Nasıl olup da yapabildi bilinmez, ama bu kez sevdiği kadını bıçaklar Halil. “Ben vurdum kendimi. Elim kaydı. Kaza” diyor Sabiha.
Sonraki birkaç gün boyunca kendisiyle sessiz bir hesaplaşma içindeydi delikanlı. Verdiği kararla, Kocamustafapaşa’nın dar sokaklarından birindeki evin kapısı vurulur. Kapıyı açan cin gibi bir çocuk kısa süren şaşkınlıktan sonra içeri doğru bağırır; “Anne… Babam geldi.”
Filmin sonunda, içimizin titrediği manav dükkânına doğru bir adım atan Sabiha…
O sırada meşgul olan Halil’in değil ama torununu kucaklamış dedenin bakışları ile karşılaşınca adımını geri çeker ve gözyaşlarını içine akıtarak şehrin kalabalığı arasında kaybolur.
“Gözyaşların boşuna//Düşmem artık peşine//Yansın yüreğin yansın//Şimdi de bende sıra//**//Kalbimi kıra kıra//Bıraktın bir hatıra//Günahını yalancı//Dudaklarında ara.” (Hikmet Münir Ebcioğlu / Teoman Alpay).
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Türkan ŞoraySabiha
İzzet GünayHalil
Selahattin İçselHalil'in Babası
Behçet NacarNecmi
Semih SezerliFethi
Aydemir AkbaşCemil
Hakkı KıvançHalil`in Arkadaşı
Orhan ÇobanGarson
Necip TekçeNecmi'nin Arkadaşı
Ahmet ŞensesMüşteri
Yaşar ŞenerÇiçekçi
İlhan HemşeriMüşteri
Osman HanGarson
Doğan TamerMüşteri
Ali DemirGarson
Aynur Akarsu
Hayri Esenİzzet Günay Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümTürkan Şoray Seslendirmesi
Alev KoralAyfer Feray Seslendirmesi
Osman AlyanakSelahattin İçsel Seslendirmesi
Timuçin CaymazBehçet Nacar Seslendirmesi
Zafer ÖnenSemih Sezerli Seslendirmesi
Esen GünayZeki Sezer Seslendirmesi
Erdoğan EsenboğaHakkı Haktan Seslendirmesi
Lale BelkısHalilin annesi seslendirmesi
Ayşegül DevrimSeslendirme
Orhan AlkanYaşar Şener Seslendirmesi
Bülent KoralAydemir Akbaş Seslendirmesi
Hakkı HaktanGarson Tahsin
Behice İmer
Türkan SülünayOryantal Künye
Yorumlar
Türkan Şoray'in diğer filmleri
2015Uzaklarda AramaDram, Komedi, Müzikal★ 7,7
2015Hatıraların MasumiyetiBelgesel
2014Sinemada İstanbul: Kadrajdaki ŞehirBelgesel★ 6,6
2012Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam 1. SezonDram, Tarihi★ 7,8
2012Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam 2. SezonDram, Tarihi★ 9,4
2011Gümüş Lale Burası Osmanlı 1711Dram, Tarihi, Savaş
2009Altın KızlarKomedi, Sitkom★ 7,8
2008Vurgun (I)Dram, Duygusal★ 8,4
Türkan Şoray'ın Sultan ünvanını aldığı ve popülerleşmesinin ilk basamağı sayılan, Kocamustafapaşalı Halil ile Hamalbaşılı Sabiha'nın yasak ama nahif aşkını anlatan bir yapım 8/10
Akad ustanın yönettiği bu Vesikalı yarim filmi beni etkileyen en güzel Türkan Şoray filmi. Ama Atıf Yılmaz ustanın Selvi boylum al yazmalım filmi daha çok ses getirdi ben yinede Vesikalı yarim filmini daha çok sevdim.
Çok güzel bi film.İzzet Günay ve Türkan Şoray harika oynamışlar.Mutlaka izlenmeli.10/7
türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden... 1 damla kusur yok filmde ama 1000 damla gözyaşı var.
Safa Onal nasil olmussa olmus Oskarlik Altin Palmiyelik bir senaryo yazmayi becermis. Hikaye Sait Faik‘ten cikinca bir saheseri seyrediyorsunuz ve o buyuk ustat sahit olmadigi bir olayi yazmadigi da bilinince aslinda yasanmis bir olayin kurguya dokulmus acikli yurek burkan halini izliyor acaba Sabihaya ne oldu diye aci cekiyorsunuz. Lutfi O. Akad yonetmenliginin zirvesini gormus, ne Turkan Soray ne de Izzet Gunay bu filmdeki performanslarinin uzerine cikabilmistir bir daha. Turkan en guzel Izzet en olgun cagindadir ve klasik siyah beyaz yesilcamin sonuna denk gelmistir bu film. Antalya Film festi valinde o sene Ince Cumali gibi vasat bir filmin 1. secilmesi ise ayri bir kepazeliktir.
Eski Istanbul görüntüleri, şarkıları ve oyuncu seçimleri ile güzel bir film. Senaryosu ne kadar gerçekçi bilemiyorum. Pavyon sahnelerinde yine Türkan Şoray ın oynadığı Seni Seviyorum beni daha çok etkiledi. Replikleri çarpıcı bir film.
Film gerçekten çok güzel. Ama herhalde benim aldatan erkeklere tahammülüm yok fazla ki ne burda İzzet Günay'ın canladırdığı karektere ne de Sarmaş Dolaş filmindeki Tanju Korelin canlandırdığı karektere ısınabildim. Türkan Şoray ise yüreğimi burktu, hele son sahnesinde.
Türk sineması yeşilçam'ın duygusal dram tarz film olarak ilk üç sıradaki baş yapıt. (diğer ikisi "Boş Çerçeve & Kader Böyle İstedi" filmi diyor, başkada bir şey demiyor.. emeği geçen herkese ayakta alkışlıyorum Şükran AY'ı da tabi ki..
Sevmek Zamanı, Züğürt Ağa, Uçurtmayı Vurmasınlar ve Hababam Sınıfı (1-2-3-4) filmlerinden sonra Türk Sinemasının en iyi 5.filmi bana göre Vesikalı Yarim filmidir ki ayrıca Türkan Sultanın yüz güzelliğini en çok bu filmde görürüz. Bambaşka dünyaların insanları olan Halil ile Sabihanın aşkını anlatan bu filmde kavuşamama nedenleri Sabihanın vesikası değil, Halil'in evli olmasıdır. İnanılmaz replikler barındırır bu film. ''Evli miymiş sorsana'' cümlesine Sabihanın ''soramam, ya evet derse..'" demesi, kendisine ihanet ettiğini sanan Sabihayı bıçaklayan Halilin Sabiha onu polise karşı koruyunca '"esas şimdi yıktı beni'' sözü gibi nice dokunaklı replikler vardır. İlâveten Halilin görmüş geçirmiş babası da efsanedir. Halil ile Sabihanın aşkına saygı duyar ve hatta filmin sonunda Sabihanın çaresizce gitmesine şahit olup onun için üzülür de. Ayrıca oğlu Halil hapise düşünce yanlış anlamasın diye ziyaretine gitmeyecek kadar ince düşüncelidir baba çünkü Halil görünürde yuvasını bir konsomatris için sarsmıştır. Bunu yüzüne vurmuş gibi olmamak için ziyarete gitmez. Baba ayrıca Sabihanın kendince namuslu olduğunun da farkındadır. Halil oğlunun başını okşayınca ufacık çocuk annesine ''başımı okşadı, kalacak mı ki'' diye heyecanla sorar. Her şeyin farkında olan Halilin karısı hiçbir şey diyemez çocuğuna ve o sessiz kadın kaderine razıdır. Filmdeki her karakterin üzerinde fazlasıyla çalışılmış ve bu o kadar güzel yansıtılmış ki senarist Safa Önal'ı ve Sait Faik'i tekrar tekrar tebrik etmek gerekli. Bu sıradan gibi gözüken konuyu bambaşka bir esere dönüştürmüşler.
Sükran Ay müzikleri filme ayrı bir lezzet verdi, fakat film de ki müzikleri -sanırım film için yorumlamis- bulamadim
Müzikleriyle istanbul mekanlarıyla türkan şorayın güzelliğiyle çok güzel bir aşk filmi ama filmde sosyal mesajlarda çok. Geleneksel türk insanına, aile yaşantısına dikkat çekilmek istenmiş. Pavyonda çalışan süslü makyajlı kadınların bile sizden bizden çevremizdeki birinden farklı olmadığı gösteriliyor. müjgan karakteri yaşlılığı için şimdiden halıları almış sonrasında bir ev alıp rahat etmek arzusunda. türkan şorayla izzet günay arasındaki makyaj ve sabiha ismi üzerine geçen diyalaoğu da öyle. benim çok hoşuma gitmişti öyle ya sabiha yada diğer alaturka isimleri süslü bir hayata yakıştırmayız. filmde kötü karakter diye bir şey yok varsada behcet nacar çok hissettirmiyor kendini. zaten sorun etmiyorlar çünkü en büyük sorun farklı dünyaları yaşayan iki insanın (özünde farklı değiller bence) imkansız aşkı. genelinde siyah beyazın çok yakıştığı iç burkan sıcak bir aşk filmi kesinlikle seyredin.
Halil'in manavına gider Sabiha. Ailesini yoklamak için. Babasının kendisini tanımadığını sanır. Bir kilo elma ister. Adam, elmaları almak için eğilir. Sabiha'nın yüzüne bakmadan, eğildiği yerden, "Halil nasıl? İyi mi? diye sorar. Sabiha, şaşakalır. Öyledir Halil'in babası. Kimseyi "yüzlemez."...Büyük usta Lütfü Akad'ı, saygıyla, minnetle anıyorum.
Daha jeneriğinden başlar yürek sızısı, 'kalbimi kıra kıra bıraktın bir hatıra'... gerisi içinse ne denebilir ki sadece izler ve hissedersin..İzzet Günay Ve Türkan Şoray ın ellerinden öpüyorum
Tekrar tekrar izlediğim, eski İstanbul havasını teneffüs etmenizi sağlayan, fazlasıyla gerçekçi ve sade bir film. İzzet Günay'ın en iyi filmi. Türk Sineması adına gurur tablosu olan bir başyapıt.
Yeşilçam adına başyapıt sayılabilecek filmlerden birtanesi bence.Türkan Şoray'ın kocaman gözleri ile hüzünlü bakışı,filmin can alıcı yerlerinde Şükran Ay'ın kalbimi kıra kıra şarkısının girmesi ve nerdeyse bütün oyuncuların üst düzey performansları..Tek kelime ile muhteşem bir film.
çok güzel bir film. lütfi akad genelde kameraman gani turanlı ile çalışıyormuş ama bu filmde hemen hemen gani turanlı kadar iyi bir kameraman ali uğur ile çalışmış. metin bükey'in muhteşem ötesi müzikleri filmin diğer güzellikleri...safa önal'ın senaryosu zaten her zaman olduğu gibi fevkalade... ayrıca yönetmenimiz başroldeki karakterleri ön plana daha çok çıkarmak için sanki yan rollerdeki isimlere fazla sahne vermemiş.
Lütfi Akad’ın 1968 tarihinde yönettiği filminin senaryosunda geçen en kritik diyalogları Safa Önal yemek aralarında, peçetelerin ve sigara kartonetlerinin üzerine yazar.
Mükemmel bir yapıt ötesi olamaz emeği geçenlere sonsuz teşekkürler...
Lütfi Akad'la Bir Konuşma Söyleşi: Atilla Dorsay, Nezih Coş, Engin Ayça Yedinci Sanat, Sayı 1, Mart 1973 – Orta halli bir film. Bir atmosfer filmiydi bu. Film bittikten sonra farkına vardım ki Türk erkeğinin büyük çoğunluğunun böyle bir ilişkisi vardır, olmuştur. Türkân Şoray’ın da en iyi oyunuydu belki de… – Bence “Ana”daki oyunu daha iyidir. “Ana” çok sevdiğim bir konuydu benim. Yazık ki kötü bir prodüksiyona düştük, film tam istediğim gibi olmadı. Tekrar olmaz tabii ama benzer bir konuyu daha iyi şartlarla çekmek isterim birgün, fırsat olursa…
Bende film hakkinda kelimlerin yetersiz kaldigini düsünüyorum.. hem sarkisi hemde oyuncularin büyüklügü üzerinizde etki birakiyor.. aglamamak elde degil. Hic bikmayacagim izlemekten.. bu yüzden herkese ama herkese tesekkür ederim.. iyiki yesilcam var iyi ki türküz.. resmen agzima si.... film.