Anayurt Oteli
YönetmenÖmer Kavur
Yıl1987
Süre94 dk
TürDram, Polisiye, Psikolojik
Vizyon2 Haziran 2017
Seyirci5.647
Yusuf Atılgan'ın romanından uyarlanan ruhbilimsel ayrıntılarla destekli çarpıcı bir "iç dünya filmi. İstasyon yakınlarındaki babadan kalma on dört odalı, eski bir konaktan bozma otele gecikmeli Ankara treniyle gizemli bir kadın gelir. Otelin katibi ve sahibi Zebercet, bir gece kalıp giden meçhul kadını bekler durur. Dünyasına cinsel bir düş gibi giren kadını umutsuz bekleyişi Zebercet' i trajik bir sona doğru götürecektir. (Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması Kitabından)
Kadro
51 kişiOyuncular
Macit KoperZebercet
Orhan ÇağmanEmekli Subay Mahmut
Osman AlyanakParktaki Yaşlı Adam
Serra YılmazZeynep
Kemal İnci1.Celep
Cengiz SeziciSivil Polis
Songül ÜlküÖğretmen Kadın
Ülkü ÜlkerTiyatrocu Kadın
Yaşar GünerKestaneci
Arslan Kacar1.Elçi
Osman ÇağlarBorçlu Müşteri
Orhan BaşaranÇekingen Adam
Server MutluTiyatrocu
Kemal KocatürkSanık
Nevin BuketHayat Kadını
Ali Kudret ÇetinTiyatrocu Genç
Osman AlyanakParktaki Yaşlı Adam
Kemal İkibudak1.Celep
Ergun ÖzcanTiyatro Patronu
Sema ÖzaydınBurnu Sarılı Kadın
Ayhan TanrıverKomiser
Şener KökkayaKöylü
Mehmet TekirdağMeyhanedeki Müşteri
Kemal KocatürkSanık
Bilgehan OğuzMeyhanede Gizli Konuşan
Yusuf DövenAskere Giden 1.Genç
Ahmet ŞenolAskere Giden 2.Genç
Tahsin Önal2.Elçi
Şerafettin DereliBakkal
Şahap GülertekinMeyhanedeki Adam
Uğur YamanEkrem
Tamer ŞarkayaSert Genç
Ali BüyükRol Adı Ekle
Kemal TürkayYargıç
İbrahim KazancıParktaki Kabadayı
Durmuş ÇiçekBerber Çırağı
Derya DenizŞekercideki Kız
Abdullah KutluBerber
Orhan AydanCelep
Ekmel AkgünGenç Köylü
Mustafa CömertTaksi Şoförü
Metin KaraGazeteci
Şahika TekandEsranrengiz Müşteri
Hakan TanferUğur Yaman Seslendirmesi
Kemal İnciCelep
Ünal GürelSeslendirme
Ayton SertMehmet Tekirdağ Seslendirmesi
Bayram ErdemliYer Gösterici
Alaattin DemirResmi Polis
Mustafa KarakuşYazıcı
Sadık Deveci Yapım
Künye
YönetmenÖmer Kavur
SenaryoÖmer Kavur
Görüntü YönetmeniOrhan Oğuz
YapımcıCengiz Ergun, Ömer Kavur
MüzikYusuf Atılgan
ŞarkıAttila Özdemiroğlu
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Edebiyat uyarlaması muhteşem bir film Ömer Kavur 'un muhteşem bir eseri en sevdiğim filmlerin başında geliyor.
macit koper'den ders niteliğinde oyunculuk gösterisi...nev-i şahsına münhasır ama basit diyaloglarıyla insanı kendisine çeken psikolojik bir film. serra yılmaz'ın oyunculuğunu ayrıca çok beğendim.
Başka Sinema kapsamında vizyona giren Anayurt Oteli bence başarılı olmaktan uzak bir restorasyonla selamladı seyirciyi. Eser öyle sağlam ve Ömer Kavur da öyle mahir ki bu filme biçilen sinemamızdaki en iyi edebiyat uyarlaması sıfarı çok doğru. Macit Koper dışında beğendiğim oyuncular Orhan Çağman, Osman Alyanak ve Yaşar Güner
Bu film memleketim nazillide çekildi bu filmin çekildiği konak 90 li yılların sonuna kadar Otel olarak çalıştırılmis bu filmin çekimleri sırasında babam bu otelde çalışıyordu söylediğine göre filmin çekimi aşağı yukarı 1 ay sürmüş Filmciler bütün odaları 1 aylığına kiralamis babamda ufak bir sahnede gözüküyor gece yarısı hayat kadıniyla otele gelen adam rolünde filmin çekildiği Otel şuanda müze halinde içinde çok değerli antikalar var Atatürk zamanından kalma tarım aletleri falan.
Favori filmimdir. Bir başyapıttır. Zebercet Gezgin Türk sinemasının ete kemiğe bürünmüş gerçek film karakterlerindendir.
Yalnızlığı diplerinde yaşayan monoton hayattan artık kişilik bölünmesi yaşayan şizofreni hastası bir adamı anlatan eşsiz bir başyapıt. Türünün en iyi örneği olup gelecekteki psikolojik filmlere de yol açmıştır. Gerçek hayatta Zebercetlerin olduğu unutulmamalıdır.
Kokusu iliklerimize işleyen bir yalnızlık.. İsmim Zebercet..bu isimde bu zamana kadar hiç kimse kayıt yaptırmamış. Yalnızlığında öyle kalabalıklaşmış ki Zebercet, insanlar konuşmadan onlar yerine cümle kuran,kendisine söylenilen (çok şakacısınız,taş gibisiniz) gibi cümleleri tekrar tekrar kurgulayan,bir kere gördüğü odanız var mı? deyip geri gelme vadiyle adamcağızı kandırmış bir kızı paranoyanın en doruk noktalarında seven,dış dünya dediğimiz sosyal ortamdan da yıllarca ormanda yaşamış bir insan edasıyla kaçan,hayatını adeta halisülasyonlarla bütünleyen (ne yapsın ki adam buna sanki koşullanmış) ve normal şartlarla asla adaptasyon kurmayı kabul etmeyen bir yalnızlık sevdalısı Zebercet..Bu ne kadar kabul edilir bir durum bilmiyorum ama film boyunca depresyonvari bir ruh haliyle izliyorsunuz.Koper Zebercet'i padişah fermanıyla sahiplenmiş yetmemiş kendisini bu karakterle mükemmelce bürüleyivermiş.Serra Yılmaz'ı es geçmemek lazım,ağam dedi başka laf ettirmedi kadıncağız.maruz kaldığı feci son ise filmin kilit noktalarından birisi.Zebercet kendi kurduyu dünyasında hiçbirşeyin umduğu gibi olmamasıyla dış dünyaya bir bakma isteğine kavuşuyor.Ve fakat bu onun için daha büyük bir felaket hiçbirşey tanıdık gelmiyor.televizyon bile ona o kadar yabancı geliyor ki.kendisini başka yalanlara atıyor ister istemez..tütsüsü içinizi yakan bir yalnızlık için ne kadar isteklisiniz bilinmez ama bu film tam seyirlik.
Bir odanız var mı? .. Yalnızlığın en koyu taraflarında yürüyen Zebercet'in umutsuz hikayesi.Hiçbir tanıdık olmadan,bir amaç olmadan,heyecan olmadan,her gün aynı basit şeyleri yapmak,her gün yalnızlığa direnmek ve içindeki son umutlarla yeni güne başlamak..Onun hayatını en iyi özetleyen cümleler bunlar olsa gerek.. Her yeni gün bir öncekinden farksızken bir anda on dört odalı oteline,onu iliklerine kadar etkileyen,gizemli bir kadın gelir. Sadece bir gece kalıp,gider.Ve gittiğinde Zebercet'in tüm zaman ve mekan algısını,işini,hayatını,dünyaya dair tüm bağlantısını da beraberinde götürür.Başlangıçta kadının tekrar döneceğine dair güçlü bir umut taşısada zamanla bu umutları tükenmeye başlar ve nefes almak dışında hayata dair neredeyse hiçbir varlığı kalmaz..Yalnızlığın en karanlık taraflarını hissettiren ve özette de söylendiği gibi ruhbilimsel ayrıntılarla,aynı zamanda bir belgesel niteliği de kazanabilecek türde psikolojik yansımaları da gayet iyi sergilemiş.Zamansız gel-gitleri, bazen anlamsız şekilde gerçekleşen gelişmeleriyle izlenirliğine gizem ve heyecan katmış. Sinemamızda böyle bir örneği görmek mutluluk verici. Pek bilinmeyen bir film ama bence psikolojik türde yaptığımız en iyi birkaç film arasında olduğu rahatlıkla söylenebilir. Macit Koper üst düzey bir performans göstermiş.Zebercet karakterini çok iyi taşıdığını düşünüyorum..Değerli bir film .
yusuf atılgan'ın zirve romanının perdeye şahane aktarımı..bu filmin yakaladığı karanlığı hala yakalayamamıştır türk sineması..
<p>çok yönlü bilimsel bir yazı.sizofreninin kişilik bölünmesi ögesini zebercette görüyoruz.</p><p>bu konudaki yorumlarınız eksik hatalıdır</p>
<p>hem sanat hem gişe filmi.</p><p>macit koper verilen 4 yıldız azdır 5 olmalı.kusursuz rolünün hakkını vermiş. gelmiş gecmiş türk filimleri içinde ilk 5 içinde yer alması gereklidir</p>
Macit Koper'in başrolde izlediğim bu zamana kadar ilk filmi. Başka başrolde oynadığı filmi varmı bilmiyorum varsada çok azdır herhalde. Filme gelirsek çok farklı bir film dış çekimi fazla olmayan genel anlamda otel içersinde çekilmiş bir film. "Zebercet" Macit Koper yardımcısı "Zeynep" Serra Yılmaz yanında temizlikçisi olarak çalışır. Bir haylide müşteri gelir gider oraya. Zaman içersinde çevrede bunalıma giren sinirleri bozulan yanlız yaşayan Zebercet. Önce yanında çalışan Zeynep'i boğar öldürür daha sonra çarşıya gider horoz dövüşü izler. Sinema'ya gider iyice bunalıma girer çevresinde oluşan herşey ona tuhaf gelir. Ara sırada ağzından şu cümleler dökülür "Benim adım Zebercet" diye. Ve bu yanlızlığa bunalıma dayanamayarak. Kapıya bağladığı ipi gerdirerek tavanı delip ipi sarkıtarak kendisini asar. Jener'iğin sonundaki yazıya göre film Aydın'nın Nazilli ilçesinde çekilmiş. Tamamen eski bir Konak otel olarak kullanılmış fakat Nazilli caddelerinin çekimi fazla yok. Heleki Zebercet'in aklını kaçırdıktan sonraki Kedi'yi kovalaması tava'yla kafasını ezmesi. Pazar yeri,Kestaneci gibi etiketlerin filmde olması filmi güzelleştiren etkenler arasında. Psikolojik,ağır ve durgun filmleri sevenler için vazgeçilmez bir film olabilir. Herşeye rağmen akıcı ve seyirciyi çekebilen bir film olduğu kanısındayım. Ömer Kavur'u tekrar saygıyla anıyorum..
izleyip de beğenmyen varsa diyebilirim ki türk filmi düşmanı o derece açık söylerim yani. macit koper in o psikopat ruhlu karaktere verdiği can olağanüstüydü üstelik filmi adeta tek başına aldı götürdü şu son dönemde yalnızlık tan muzdarip türk genliğinin izlerken kendini bulacağı filmdir. sonu ölüm olamamalı ama ..ıı ıhh olmaz yani... ha birde kedi öldürme sahnesi ile ölümler açılıyor ve ardı arkası kesilmiyor . yalzızlığın dibine kadar yaşandığı boğulduğu bir film.
hikaye, senaryo çok sağlam ve ilgi alanımda ama film çok sıkıcı. biraz daha her kesime hitap edebilecek kıvama getirilebilirdi. daha canlı renkler ve ayrıntılar dahil edilebilirdi. insan rununa odaklı filmleri çok severim. burada zebercet öznesini beğenip yönetmenin özne ve imgesini beğenemedim.
Çok yalın bir cümleyle özetlenecek olursa, "hasta ruhlu bir adamın, bir klinik vakanın öyküsü"dür bu. Filme kaynaklık eden roman, sık sık Zebercet'in iç dünyasına yapılan yolculuklarla, çağrışımlar ve anı fragmanları ile onun geçmişine ayna tutar, yaşamakta olduğu düşünsel-duygusal karmaşanın ipuçlarını okuyucuya verir. Doğaldır ki, filmde bunların verilmesi biraz zordur. Ömer Kavur, daha çok ışıklandırma ile, Macit Koper'in mimiklerine yaptığı yakın çekimlerle belli bir atmosfer yaratmaya çalışmış ve bence bunda başarılı da olmuş. Zebercet, psikiyatri gözüyle değerlendirilecek olursa, bir "şizotipal kişilik" vakasıdır; yani "gerçekliği değerlendirme gücü pamuk ipliğine bağlı biridir." Sık sık kendi iç dünyasında olan bitenlerle, dış dünyadaki olayları birbirine karıştırır. Bu tür insanların zaman zaman kısa süreli psikoz (delilik) dönemleri yaşamaları da mümkündür. Cinsel kimlik problemleri, biseksüel (hem kendi cinsine, hem de kadınlara ilgi duyma) eğilimleri vardır; bu, filmde pek işlenmemiş. Esrarengiz kadının geri gelmesi umudunun azalmaya başlaması ile birlikte, filmdeki ışıklandırmanın giderek daha donuklaşması dikkat çeker. Roman Polanski de, Macbeth'de iktidarın ele geçirilmesi, kanla beslenerek sürdürülmesi sürecini hep koyu ışıklandırmayla vermişti. Macbeth'in ölümüyle birlikte çekim birden aydınlanıyordu. Bu filmde de, Zebercet'in ruhuyla birlikte sanki tüm dünya karanlığa gömülmektedir. Edebiyat tarihçisi Berna Moran'ın deyişiyle: "Sonunda Zebercet'in kendini asmasıyla otel, iki kişilik bir mezara dönüşür."
küçükken tek kanal TRT'de izlediğimi hatırlıyorum şimdi arkadaşın önerisi üzerine tekrar izledim sıkıcı gibi görünse de film kendini izletiyor merak ettiğim bir şey bu tür filmler niye sadece TRT'de ve gece yarısı yayınlanır hiç anlamıyorum izleyin değişik bir çalışma.
Genellikle ödüllü filmleri çok beğenmez ve halk olarak birşey anlamadığımızı düşünürüz. Bazıları da entellektüel insanların anlamadıkları şeyleri beğendiklerini öne sürerek kolaya kaçar. Psikolojik filmler genellikle hareketsiz durağan filmlerdir, ilgilileri tarafından beğenilirler. Ortaokula giden bir çocuğun gözüyle, size anlamsız ve sıkıcı gelmiş olması çok normal bana göre. Şimdilerde, bir şekilde karşınıza çıkarsa kaçırmamanızı öneririm.
Ortaokuldayken seyrederken çok fazla sıkıldığım bir filmdi. O kadar sıkılmışım ki; şimdilerde bile ilgi duyamıyorum. Belki şimdilerde bir Psikolog gözüyle yeniden seyrederim.
Yusuf ATILGAN ın aynı adlı romanından uyarlanan film Türk sinema tarhinin en iyi on filminden birisi olarak gösterilmektedir Ankara sinema derneği tarafından.Dünya sinemasının yüzüncü yıl etkinlikleri sebebiyle ülkemizi fransa da temsil eden 5 film den birisi olarak seçildi 1996 da. MACİT KOPER in harika oyunculuğu nun yanında müzikler ile de akıllardan uzun süre gitmeyecek Türk sinemasının bir başyapıtıdır diyebilirim. kitabı okuyup filmi daha sonra izlemenizi de tavsiye ederim.
insanın dengesini altust eden film.