Nevin Aypar
Nevin Aypar kimdir?
.Artist Dergisi, 20 Ekim 1960
“Sinemamızın en büyük noksanı ciddiyettir” diyor. Sesi tazeydi, yumuşaktı, tatlıydı… Ve bu sesle anlatanlar bıkmadan dinlenirdi:
"İstanbul’da, Kadıköy’de 1932 de doğdum. Babam o vakitler tütün eksperiydi. Şimdi ziraat bankasında muhasebe müdürüdür. Balıkesir’in Dursunbey ilkokulunu bitirdim. Teyzem orada başöğretmendi. Ortaokulu Ankara maarif kolejinde tamamladım. O zaman Malatya milletvekili olan Nasuhi Baydar, halamın kocasıdır. Onların yanında kalıyordum. Sonra İstanbul’a gelip Çamlıca kız lisesine girdim. Artist olmaya karşı içimde büyük bir heves vardı, fakat ailem buna müsaade etmiyordu. Bir gün, arkadaşlarımdan biri ile Ses tiyatrosuna gittim.
Sabahat abla bu tiyatroda oynayan san’atkârlardan bir çoklarını tanırdı. Antrakta beni, Vedat Karaokçu ve Sururi’lerle tanıştırdı. Henüz 16 yaşlarında genç bir liseli kızdım. Bana hemen sahneye çıkmamı teklif ettiler. Israr ettiler. Tiyatroyu çok seviyordum. Bazı sebeplerle çalışmakta istiyordum: Hayatımı kazanmak…
1947 yılıydı. Okulu bırakıp tiyatroya başladım. Bale yapıyordum. O zamanlar şimdiki gibi, şurasını burasını açarak oynamak yoktu. Bale san’atını, şehevi tahriklerden uzak, sadece figürlerimizle sevdiriyorduk.
Film çevirmeye başlamam da bu sıralara tesadüf eder. Rejisör Turgut Demirağ, Amerika’dan yeni gelmişti. Beni methetmişler ve tiyatroya gidip seyretmesini söylemişler. Tiyatroda beni gördü ve beğendi. Yapacağı bir filmde beni oynatmak istediğini söyledi, kabul ettim. Bir Dağ Masalı filmi ile ilk defa sinema seyircinin önüne çıkıyordum. Film büyük bir ilgi gördü. Bu filmdeki rolüm ile Yerli Film Yapanlar Cemiyetinin 'Senenin En Başaralı Kadın Yıldızı' mükâfatını kazandım.
Bütün bunları bir iki dakika içinde anlatıverdi. Geçen yıllar daha dün gibi hatırındaydı. En çok dikkati çeken, ölçülü vücut yapısından, tertemiz ve lekesiz cildinden ziyade, gözleriydi. Yağmurdan sonra durulan gökyüzü kadar berrak ve manalı gözleri vardı… Efsanevi şark güzelliğinin günümüze kadar gelebilmiş nadir kişilerinden biriydi.
Anlatıyordu:
"Sanat hayatım daha senesini doldurmamıştı ki evlendim. Yeni bir hayata başlamıştım. Tiyatrodan ayrıldım. Bir buçuk sene evli kaldım. Hayatımın en mesut günlerini yaşıyordum. Beklenmedik bir kaza kocamı benden ayırmıştı. Tekrar tiyatroya döndüm. Altı ay kadar çalıştıktan sonra tamamen tiyatrodan ayrılmağa karar verdim. Film çevirmekten tiyatroda oynayacak vakit bulamıyordum. Üstelik film daha kazançlıydı."
"Geçen seneye kadar 80'e yakın filmde rol aldım. Hepsinin ismini hatırlamam hem zor, hem de sayması uzun sürer. En çok beğendiklerim Bir Dağ Masalı, Bu Kız Böyle Düştü, Yetim, Ağlayan Gelin ve Sevmek Günah mı?
Bu sene hiçbir filmde oynamadım. Dinlenme ihtiyacı hissediyordum. Ayrıca daha başka düşüncelerim vardı. Kendi hesabıma bir film şirketi kurmak istiyordum. Firmayı kurdum: Adı Ömür Film. Ömür küçük oğlumun adıdır. Şimdi yeni çevireceğim filmlerin hazırlıkları ile meşgul olmaktayım."
Konuşmalarında, tevazusunun süzgecinden kaçıp kurtulabilen kültürünü ve olgunlunu görmek mümkündü. Yeni bir şirket kurmuş, Türk sinemasına başarılı eserler hediye edecekti. Türk sinemasının geleceği hakkında da yeni fikirleri olmalıydı. Vardı:
"Her zaman söylenilen gibi bu, sadece bir para meselesi değildir. Bu işte evvela ciddiyet gelir. Her işte bu şarttır diyeceksiniz ama, ciddiyetin en noksan olduğu meslek sinemadır. Ne tarafından baksanız bir umursamazlık, bir adam sendelik zihniyeti vardır. Aranılan yegâne şart filmin bir an evvel tamamlanıp piyasaya çıkarılmasıdır.
Film amillerinden başlıyan bu umursamazlık zihniyeti, en küçük rollerde oynayan san’atkârlara kadar herkese sirayet etmiştir. Bence evvela bu meselenin ele alınması lazımdır. Sonra sinema tekniğine ait konular ele alınmalıdır. Sinema tekniği halen memleketimizde tam manasıyla anlaşılmamıştır. Elemanların yetiştirilmesi lazım. Bunların hepsinin mükemmel olması şarttır. Bunun içinde ciddiyet ve gayret lazım.
Film sahasında ileri gitmiş memleketlerle kendimizi kıyas edemeyiz ama, bir çok bakımlardan onlardan geri kalan yerimiz olmadığını da görürüz. Biz de en az onlar kadar zekiyiz, en az onlar kadar kabiliyetliyiz. Memleketimiz tabii güzellikler bakımından dünyada bir tanedir. Güzellik mefhumundan zerrece anlamıyan insanlar gibi gözümüzü yummuş, bu tabiat harikalarını görmemezlikten geliyoruz.
Tarihimiz binlerce film yapacak kadar geniştir, zengindir, göğüs kabartıcı kahramanlıklarımızla doludur. Neden biz de, diğer milletlerin ki kadar iyi filmler yapmıyalım? Bütün kabahati kendimizde aramalıyız. Yapacağım ilk filmin mümkün olduğu kadar derli toplu olmasına, arzularımı gerçekleştirecek bir seviyeye ulaşmasına gayret sarfedeceğim."
"Bir sinema kanunu yapılsa?"
"Çok faydalı olur kanaatindeyim. Bu düzensizlikten başıboşluktan kurtulmuş oluruz."
"Yerli film yıldızlarından beğendikleriniz?"
İncecik dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi:
"Hepsini beğenirim, Hepsi birer kıymettir."
"Yabancılardan?"
"Glen Ford, Deborah Kerr, Rita Hayworth, Joan Fountaine…"
"Chopin’in hayatı, Sen bir Melektin. La Strada, Beyaz gekeler, Ölmüş Bir Kadının Mektupları…"
Unutulmak, şöhretinin en üst basamağına erişmiş bir san’atkâr için acıların en büyüğü idi. Aypar için, 'artık unutuldu' diye yazmıştı bir gazete… Binlerce seyircisinin hafızasında, heykeltıraşın mermer üzerinde yarattığı ebedi izlerden daha derin çizgileri bulunan bu güzel kadın, zamansız ve yersiz bir görüşün esiri olamazdı.
"Ne dersiniz?" diye sordum.
"Bunun cevabını seyircilerim verecektir. Unutulup unutulmadığım o zaman belli olur."
Çocukluğu disiplinli bir aile hayatı içinde geçmişti. İyi bir ailenin kızı idi. Mutaassıp denilecek kadar geleneklerine, görgülerine bağlı bir muhitin içinde yetişmişti. Bu mazbut çevrenin verdiği iyi ahlak, terbiye, kibarlık, alçakgönüllülük her hareketinden, her kelimesinden belli oluyordu. Kendi aleyhinde olanlara bir tek kelime söylemekten çekinen bir hali vardı.
En büyük ideali okuyup avukat olmaktı. Sinema yıldızı olmak gerçekleşmesi daha zor olan bir idealdi. Avukatlık, işte bu mümkün olabilirdi. Dikyakalı siyah cübbesinin altında suçsuzların müdafaasını yapmak en büyük zevklerinden biri olacaktı. Olmadı, kader onu, daha çok sevdiği tiyatronun kapısına kadar götürdü. Yükseldi, yükseldi, yükseldi…
Siyah cübbesi ile mahkeme koridorlarında beklenen bu güzel kız, en çok sevilen bir sinema yıldızı oldu. Tam 13 sene bu mesleğin zorluklarına göğüs gerdi. İyi kalpli idi, güler yüzlü idi, herkesi kendi gibi bilirdi. Çünki bütün insanları seviyordu, onlardan hiçbir kötülük beklemiyordu. Son zamanlarda senelerini esirgemeden harcadığı bu muhitte, beklemediği bir çok hadiselerle karşılaştı.
En çok itimat ettiği kimseler, türlü vesilelerle, mesleki sahada onu, istismar etmeğe kalkışmışlardı.
Sigarasından çıkan dumanları seyrederken bunları anlatıyordu: "Para, isim, afiş bakımından, itimat ettiğim bazı arkadaşlarımın aziliğine (!) uğradım. Bunlar bana birer ders oldu. Bu sene de bir çok film teklifleri aldım. 8-9 yerden teklifte bulundular. Hele üç, dört tanesi çok iyi idi. Bu sene film çevirmemeğe karar vermiştim. Kendi firmamın işleri ile uğraşıyordum. Zaten çok film çevirmenin aleyhindeyim.
Seyirci bir san’atkârdan bıkmamalıdır. Seyirciden gelecek ufak bir bezginlik san’atkârın ölümü demektir. Nadir olan şeyler daima kıymetlidir. Bu bir tabiat kanunudur. Ama seyirci ile arayı tamamen açmamak lâzım… En mühim mesele bu ayarı bulabilmektir."
"Seyircimiz hakkında düşünceleriniz?"
"Halkımızın zihniyeti değişti. Eskiden, sinema artistleri için halkın %70’i kötü kadın derdi. Bugün bu oran % 30’a indi. Göbek, mezar kalktı. Seyirci artık bunlardan hoşlanmıyor. İyiyi ve güzeli arıyor. Halkın sinema zevkini ve anlayışını yükseltmek en başta bizim vazifemizdir. Onlara iyi eserler vermeliyiz. Sonra, sinema artistleri hakkında dillerde dolaşan bu kötü düşünceleri yıkmamız lazımdır.
Maalesef birçoklarının düşüncesiz hareketleri, yalnız kendileri için değil, hepimiz için zararı oluyor. Bunlar istisnaları teşkil ederler. Bizlerde memurlar gibiyiz. Sabahleyin filme gider, işimizi bitirdikten sonra evimize döneriz. Sefahat hayatımız yok, kalabalığa karışmayız. Ama yine söylentilerin arkası kesilmez."
Tuttuğu her dalı koparmasını biliyordu. Her sahada muvaffak olmuş sayılırdı. Temiz kalplilik, zekâ ve güzelliğin birleştiği bu güzel kadın her şeye layikti. Ama bir sahada aradığını bulamamış, daha doğrusu kader burada yardımcısı olmamıştı: Evlilik.
Sevişerek evlendiği ilk kocası bir kazada ölmüştü. Bu evlilikten Semavi isminde bir çocuğu olmuştu. Semavi şimdi 10 yaşındaydı. 18 yaşında, hayatın bu acı darbesi ile karşılaşmıştı. Gençti, güzeldi, bir erkeği mesut edebilecek her meziyete sahipti. 1953 yılında ikinci defa evlenmişti. Bu evlilikten de aradığını bulamadı. Ayrıldı, Yeni bir izdivaç yapmak düşündürücü bir mesele idi:
"Şimdilik evlenmeyi düşünmüyorum. Ama bu demek değildir ki hiç evlenmiyeceğim. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfliyerek yer. Evleneceğim kimsenin iyi karakter sahibi olması, beni anlıyabilmesi lâzımdır. Bence evlilikte paranın hiçbir önemi yoktur. Kadınların daima, kocalarına karşı az çok tolerans sahibi olmaları lazımdır. Ama bu tolerans kadının izzetinefsini rencide edecek derecede ileri gitmemesi, istismar edilmemesi lazım. İdeal erkek karısına itimat telkin edebilenidir. Ben şahsen kocamı başkaları ile paylaşmak istemem."
Saatine baktı. Gitmek zamanı gelmişti. Geldiği gibi sessiz sedasız, Artist idarehanesinden uzaklaşıyordu. Merdivenlerde gittikçe hafifleyen topuk sesleri vardı…
Not: Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.
Oyuncu
2005
Beşinci Boyut TV Dizisi
★ 8,0
2004
Şubat Soğuğu — Hatice Teyze TV Dizisi
★ 8,5
2000
Annem ve Ben — Latife TV Filmi
★ 8,4
1999
Güneşe Doğru TV Dizisi
★ 7,4
1997
Kumkapı Olayı-Üzgünüm TV Dizisi
★ 4,8
1996
Sevda
★ 8,2
1995
Aşk ve Gurur TV Dizisi
★ 8,0
1995
Toprağın Oğlu — Anne
★ 7,4
1994
Kanayan Yara - Bosna Mavi Karanlık TV Dizisi
★ 8,1
1993
Firar TV Dizisi
★ 8,1
1993
Hüdayi Yolu — Davacı Kadın
★ 8,7
1993
İntizar — Kamer
★ 7,3
1993
Ufukta Bir Ağaç
★ 7,9
1993
Uyanış — Davud-i Tai'nin Annesi TV Filmi
★ 8,6
1992
Bişr-i Hafi — Bişr'in Annesi
★ 9,1
1992
Hicran Yarası TV Dizisi
★ 7,9
1992
Sevdaların Ölümü
★ 8,1
1991
Kalbin Sesi — Şaziye TV Dizisi
1991
Ölesiye Sevmek — Doktor Fatoş
★ 8,9
1991
Uzun İnce Bir Yol — Müşfik'in Annesi
★ 7,5
1990
Darbe — Anne
★ 8,4
1990
Karartma Geceleri — Nihat'ın Halası
★ 8,7
1990
Sözde Kızlar — Hayriye
★ 7,7
1990
Şükür Allahım — Fazilet
★ 7,9
1990
Yalnız Değilsiniz — Anneanne
★ 7,2
1989
Bir Avuç Kül Video
1989
Dehşet Gecesi — Cemile'nin Annesi
★ 7,4
1989
Samanyolu — Esvet Kalfa TV Dizisi
★ 8,6
1988
Biz Ayrılamayız — Mine'nin Annesi
★ 7,7
1988
Buralı Olmayan Biri
1988
Emanet — Elvan Ana
★ 8,5
1988
Mahkum Video
1988
Reis Bey — Dadı Video
★ 8,5
1987
Bomba — Leyla'nın Annesi
★ 7,3
1987
Gönülden Gönüle — Kalfa
★ 7,9
1987
Hafız Yusuf Efendi — Emine Kalfa
★ 8,6
1987
Mesela Muzaffer TV Dizisi
★ 7,5
1987
Talihsizler
★ 7,6
1986
Affet Allahım — Fatma
★ 8,2
1986
Hesap Günü
★ 7,3
1984
Fotoğraftakiler TV Dizisi
★ 8,0
1982
Kanije Kalesi
★ 8,5
1973
Yaban — Gülay Kadın
★ 8,0
1972
Akma Tuna — Madam İsabel
★ 8,1
1971
Kadırgalı Ali — Necla
★ 8,4
1971
Kadifeden Kesesi
★ 8,3
1970
Dönme Bana Sevgilim — Mine'nin Annesi
★ 7,8
1970
Kan Yağmuru
★ 6,7
1969
Hayırsız Evlat — Suat'ın Annesi
★ 7,3
1969
Sarı Kurdelam Sarı — Emine
★ 8,0
1969
Şirvan
★ 7,8
1967
Gecekondu Peşinde — Nonoş
★ 8,2
1966
Dertli Gönüller
★ 8,5
1966
İçimdeki Alev
★ 7,5
1966
Mahzun Gönüller
★ 6,0
1962
Beş Hikaye — 3.Bölüm (Anne)
★ 7,5
1962
Bir Aşk Günahı
★ 7,6
1962
Vatan Uğruna
1961
Acı Zeytin — Zeynep
★ 8,9
1961
Altın Kalpler
★ 8,3
1960
Dertli Çoban
★ 8,6
1960
Ölümlü Dünya
1960
Yanık Ömer
★ 7,6
1959
Hasret Şarkısı
★ 8,6
1959
Hayatım Sana Feda
★ 8,7
1959
Serseri — Figan
★ 9,2
1959
Zavallı Kız
★ 8,8
1958
Allah Korkusu
★ 7,1
1958
Bu Vatan Bizimdir
★ 8,5
1958
Dikenli Çit
★ 7,9
1958
Günahkarlar Cenneti
★ 7,7
1958
Sevmek Günah Mı
★ 8,7
1958
Yanıklar Köyü
★ 7,9
1957
Ağlayan Gelin
★ 8,5
1957
Ağlayan Kaya
★ 8,0
1957
Kara Bahtım
★ 8,3
1957
Lekeli Soy
★ 8,0
1957
Murat Çeşmesi
★ 8,4
1957
Namus Kurbanı — Aysel
★ 8,8
1957
Nazlı
★ 9,0
1957
Yetim — Nermin
★ 6,9
1957
Yosmanın Kızı
★ 7,8
1956
Hayırsız Evlat
★ 7,6
1956
Ölüm Deresi
★ 8,5
1956
Zeynep'ın İntikamı
★ 7,8
1954
Düşen Kızlar
★ 7,4
1954
Ecel Köprüsü — Sıdıka
★ 8,4
1954
Gülnaz Sultan
★ 7,9
1954
Ölüm Saati — Müjgan
★ 8,5
1953
Altı Ölü Var — Fatma
★ 8,9
1953
İhtiras Kurbanları
★ 7,3
1953
Mahallenin Namusu — İffet
★ 8,3
1952
Bu Kız Böyle Düştü — Naciye
★ 8,3
1952
Hüküm Sabahı
1952
İmralı'dan Doğan Güneş
★ 6,5
1952
Kubilay
★ 7,6
1952
Toprak
★ 8,1
1952
Yurda Dönüş — Güllü
★ 7,9
1951
Lale Devri — Fatma Sultan
★ 8,8
1951
Seni Unutamadım
★ 8,3
1951
Yavuz Sultan Selim Ve Yeniçeri Hasan — Hafsa Sultan
★ 8,8
1950
Söyleyin Anama Ağlamasın — Gülten
★ 8,5
1948
Kanlı Taşlar
★ 8,3
1947
Bir Dağ Masalı — Ayşe
★ 8,3
1946
Toros Çocuğu — Esma
★ 7,9